Cacık
İletişimsizlik, yaşadığımız tüm sorunların temel nedeni bana göre. Toplum olarak sorunlarımızın çözümünde, bir ”uzlaşma kültürü” geliştir(e)mediğimiz ortada. Spor gibi daha ‘hafif’ konulardan, siyaset-politika gibi daha ‘ağır’ diyebileceğimiz konulara kadar, bu ”uzlaşma kültürü” nden çok uzağız. Hal böyle olunca da, ortada çözüm bul(a)mamış bir yığın sorunla baş başa kalıyoruz.
Neyse, lafı uzatmadanın manası yok. Bildiğiniz gibi, DSP (açılımı demokratik sol parti, bence solun yanından bile geçemez ya neyse!) bu hafta sonu bir miting yaptı. Başımızda, Bye-Kal’ın lideri olduğu muhalefet yapmayı ‘çocuk oyunu’ sanan muhalefet(cik) bir parti var iken, gayri ihtiyari böyle bir ‘şey’ (bu arada ‘erke dönergeci’ ndeki o şeye aklım gitti yine, merak ettim yaw, geceleri aklıma geldikce uyuyyamıyorum!) yani miting dikkatimin oraya çekilmesine sebebiyet verdi.
Hal böyle olunca, ben de püüüür dikkat DSP lideri neydi o, hımm Zeki Sezer’in konuşmasını izledim. Tv’den naklen! (yazının devamı için..)
Zeki Sezer’in konuşmasından ‘dikkatinize çaktıracağım’ noktalar şöyle;
Senden Cumhurbaşkanı değil, Cacık bile olmaz..
Bir balondun, balonun patlayacak.
Hayır! Bunlar ‘okul münazara’ takımının aralarında yaptıkları tartışmalardan bir kesit değil, bu harbi harbi bir ’sosyal demokrat parti’nin mitinginde söylenen sözler.
İşte, siyasitimizin geldiği son nokta. Şuan AKP’den başka gerçek siyaset üreten bir parti yok, AKP ve AKP karşıtları olarak iki kutuplu bir siyaset. Kendi ideolojisi anlatan tek parti var, AKP. Diğer partiler kendi ideolojisini, fikirlerini anlatmak yerine, AKP karşıtı bir politika üretiyorlar, gerci onu da doğru-düzgün yapamıyorlar! ODTU öğretim üyesi, Prof Dr. İhsan Dağı’nın ifadesiyle ”CHP muhalefeti, ADD türü grupların tehditleri, ‘ordu göreve’ pankartlarıyla dolaşan sözde üniversiteli aydınların gösterileri” ile gittikce garipleşen bir siyasi arena.
Aslına bakılırsa, bu komedi sadece bizde olan bir ‘şey’ değil. Fransa’da da yaklaşan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri öncesi bu tarz, ‘absurd’ tartışmalar yapılıyor.Fransa’da ise farklı bir tartışma var. Sübyancılık. : ) Haber şöyle;
Sarkozy’nin, sübyancılığın doğuştan gelen genetik bir davranış olduğunu belirten sözleri, seçimlere iki hafta kala gündeme damgasını vurdu. İktidardaki sağcı Halk Çoğunluğu Birliği lideri, Philosophie Magazine dergisine verdiği demeçte, “Pedofilli doğulduğunu düşünüyorum. Ve bu patolojiyi tedavi edemememiz de ayrı bir problem.” demişti. Sarkozy’nin açıklamalarının “korkunç derecede endişi verici” olduğunu belirterek, tepki gösteren seçimin merkez sağdaki favori adayı François Bayrou, “Hiçbir din, felsefe ve düşünce ekolü bunu kabul edemez. Cumhurbaşkanı, pedofilinin doğuştan geldiğini düşünürse okullarda çocuklara ne öğreteceğiz?” dedi. Sosyalist aday Segolene Royal ise bu konularda bilim adamlarının konuşmasını istedi. Sarkozy, aynı mülakatta intiharın da doğuştan geldiğini ve bir şey yapılamayacağını savunmuştu.
Kamuoyundan gelen tepkiler üzerine açıklama yapan Nicolas Sarkozy, “Polemiğe girmek istemiyorum.” diyerek, adayları soğukkanlı olmaya çağırdı. Açıklamalara Katolik din adamları da tepki gösterdi. Geçtiğimiz hafta da Sarkozy’nin içişleri bakanı iken, Cezayir asıllı fırsat eşitliğinden sorumlu bakan Aziz Begag’a yönelik söylediği, “Sen pis bir şerefsizsin. Kafanı kıracağım.” sözleri gündeme damgasını vurmuştu.
En azından, ‘iletişim kıtlığı’ ve siyasetten çok ’sokak atışmalarına’ dönüşen siyasi söylemler yönünden dünyada yalnız olmadığımızı görmek, güzel!
Ne güzel söylemiş Can Yücel;
En Uzak mesafe ne Afrika’dır
Ne Çin,
Ne Hindistan,
Ne Seyyareler,
Ne yıldızlar geceleri ışıldayan…
En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir
Birbirini anlamayan
Filed under: Guncel, politika-siyaset, şiir |





yazinin son kismi cok hosuma gitti yani sadece turk’lerin degil her milletin insanlarinin benzer yanlarinin oldugu gercegi.
artik yadirgamiyorum herhalde eskisi gibi siyasetcilerimizin birbirlerine saldirmalarini. tepkim hala ayni bu konuda ama artik eskisi gibi midem bulanmiyor.
akp’nin tek gercek siyaset yapan parti oldugu gercegi fikrinde ise donup kaldim. bu zamana kadar deniz baykal’in cirkin uslubuna ayni cirkinlikte cevap veren insan da tayyip erdogan degil mi? halkiyla nasil konusacagini bilemeyen bir lider degil mi tayyip erdogan? (bu arada yazarin da, siyasetciler kadar olmasa da cirkin bir uslupta yazdigini gormeden edemiyorum. “Bye-Kal”, “DSP lideri neydi o, hımm Zeki Sezer” vb gibi yakisik almayan dokundurmalar yazarin daha onceki yazilarinda rastlamadigim bir uslupta. ne farkimiz kaliyor ki o sikayet ettigimiz liderlerden?)
akp’nin ideolojisinin ne oldugunun acik olmasi sanirim uzerinde cok konusulan, polemik konusu olmasindan kaynaklaniyor. aslinda sadece onlarin din konusunda “hassas” olduklarini biliyoruz. ne kadar hassas olduklari konusunda bir cizgi cizmis degiller. ruzgar nereye esecekse, arkalarina alacak sekilde ciziyorlar cizgilerini.
chp ve diger benzer “ataturk yanlisi” (genis bir kavram farkindayim, ideoloji, dusunce, eylem vs) partilerin ise cogu zaman eylemleri ve fikirleri ortusmuyor. deniz baykal, hadi onu gectim de su zamana kadar barisci bir tutum cizen zeki sezer’in kavgaci tutumlari hakikaten hos degil.
batu;
uslup konusunda haklısın, yalnız bir bog yazarı olarak, ya da bir siyasetci olmayarak, kitlelere hitap eden bir lider olmayarak uslup konusunda bazı ”keyfiyetlerim” olduğunu düşünüyorum.
akp’nin ideolojisinin ne oldugunun acik olmasi sanirim uzerinde cok konusulan, polemik konusu olmasindan kaynaklaniyor.
evet bu söylediğine katılıyorum, ama söylemek istediğim, neden diğer partiler ”anti AKP’cilik” üzerinden bir siyasi söylem geliştiriyorlar. Bunun yerine kendi fikirlerini açıklayıp, ”AKP’nin alternatifi biziz, icraatlarımızda iktidara gelince şunlar olacak” deme yoluna gitmeden ve bir siyasi argüman kullanmadan ”anti_AKP’cilik” yapıyorlar. Yani, ben bu ülkede sağlam bir sol görmek istiyorum. Ama ne yazık ki
aslinda sadece onlarin din konusunda “hassas” olduklarini biliyoruz.
Buna ise katılmıyorum. Bana göre AKP ‘’sadece” din konusunda hassas değil.. Kimsenin fikrini okuyamam tabiki, -dini hasssayitleri konusunda özellikle- ama icraat olarak bunu asla göstermediler. Baş örtüsü yasağı halen sürüyor mesela. Ya da fikir okumanın ötesinde, AKP dini hassasiyet gösterdi diyeceğimiz ne icraat yaptı?
Son paragrafta ki fikirlerine ise aynen katılıyorum, fikirler ile eylemler örtüşmüyor. Sosyal demokrat kimliğe sahip kişilerin, askeri göreve çağırması da bu ironinin göstergesi olsa gerek.
fikirlerini paylaştığın için teşekkürler..
mecsliten bazı diyaloglar : )
“-AKP Milletvekili Hüsrev Kutlu: Yemezler Sayın Cumhurbaşkanım.
-CHP Sinop Milletvekili Engin Altay: Yemezsen gargara yap.
-CHP İstanbul Milletvekili İsmet Atalay (ANAP’lılara): Satılmış adam. (Ş….siz p…..k. Bunlar ş….siz, bağrışları, küfürler, ANAP sırasından ‘Dilini keserim, ş….siz’ bağrışı)
-DYP Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan (CHP’lilere): RTÜK’e 3 tane adam vereceksiniz diye, AKP’nin altına…(Çık lan dışarı! Çık dışarı… Sen her şeyin altına …! Sen her şeyin …)”
….
Bütçe görüşmeleri sırasında Başbakan Erdoğan, Kemal Unakıtan’a yönelik eleştirileri yanıtlarken, CHP için “Müddei, iddiasını ispatla mükelleftir. İddiasını ispatlayamayan… Oraya işte ben üç tane nokta koyuyorum… Üç tane nokta koyuyorum” demiş, Baykal da bir hafta sonra yanıt vermişti: “Üç nokta için ben yakasını uygun gördüm, o uygun görürse alıp başka yerine koysun”.
bunlarda dünyadan : )
“-Lady Astor, kürsüde konuşan Churchill’e kızmış, söz atıyor. ‘Eğer kocam olsaydınız, kahvenize zehir katardım.’ Cruhrchill korkunç bir zeka gösterisi ile hemen yanıt veriyor. ‘Madam, kocanız olsaydım bu zehri hemen içerdim.’
-Churchill ile bayan milletvekili Bessie Braddock arasındaki su diyalog pek ünlüdür. Braddock, kürsüde konuşan Churchill’e bağırır. ‘Sarhoş’, Churchill’in ünlü yanıtı şöyle. ‘Bayan, benim sarhoşluğum yarın geçer ama sizin çirliğiniz devam eder…’
Merhaba Mustafa Bey,
Rahatsızlığımdan ötürü uzun zamandır internete giremiyordum. Dün gece yazınızı okudum. Yorum bırakayım dedim. Taraflı bir çizgi çizme taraftarı değilim. Anti-akp yaklaşımınıza kesinlikle katılıyorum. Bu akpnin çok iyi bir siyaset izlediği anlamına gelmesin. Kötünün iyisi:) Muhalefetin bu şekilde ayaklara düşürülmesine çok üzülüyurum. Sahip olduğum anlayış muhalefetin önemidir. Sitemde benzer bir yazı yayınlamıştım. http://www.pakvizyon.com/?p=148
Muhabbetle…
Merhaba Talha Bey,
Öncelikle geçmiş olsun, en kısa zamanda iyileşirsiniz inşallah.
AKP’nin kötünün iyisi olduğunda ben de aynı görüşteyim, muhalefetin ise olabileceğin en kötüsü olduğunu düşünüyorum, daha doğrusu bir muhalefet göremiyorum, ‘cacıklı muhalefet anlayışı’. Özellikle zeki sezer’in, ecevit’in koltuğunda oturan biri olarak, ecevitin siyaset anlayışına gölge düşürdüğünü düşünüyorum.
link için teşekkürler, ilk fırsatta okuyacağım.
Muhabbetle..