Seçim Neyi Değiştirecek?
![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
Açıkça ifade etmeliyim, yaklaşan seçimler ülkede çokta bir şeyi değiştirmeyecek. Bugun Radikal’den Perihan Mağden’in (en demokrat kalemlerden biridir, bana göre) yazısını okuyunca, bu düşünce zihnimde kendini daha bir belli etti.
Türkiye, ’seçilmişlerin’ çok üstünde ‘derin güçlerin’ yönetiminde olan bir ülke. Ve bu güçler, Cumhuriyetin kuruluşundan beri kendilerini ‘tek doğru’ gördükleri gibi, kendilerinden başka herkesi ‘öteki’ olarak görüyorlar. ‘Ötekileştirilen’ kitle ise bir süre sonra, ‘düşman, hain’ gibi yaftalamalara maruz kalıyor. Bunun kalsa iyi, bu kitle ’hain’ damgasını yedikten sonra, onlara karşı her türlü mücadele ‘mubah’ oluyor. Bir ‘derin ağabeyin’ adliye önüde, ‘Hainlere karşı gerekirse terör oluruz’ sözü buna en iyi örnek olsa gerek.
Zaman’dan Nedim Hazar, bir süre önce köşesinde Menderes’in sözlerine yer vermişti. Attığı başlık ise ibretlik, ‘Arpa Boyu’.. Nedim Hazar’ın alıntılağını, Menderes’in o tarihi sözlerine baktığımızda, başlığın ‘cuk’ diye oturduğunu görüyoruz. Ne yazık ki, o günden bugune ‘arpa boyu’ kadar bile ilerleyememişiz. Soruyorum, halkın tercihine saygısı olamayan birkaç oligarkın, Cumhuriyetin kutsadığı birkaç burjuvanın sistem içerisindeki saltanatlarını yıkmadıkça, demokrasiyi istenilen düzeye getirmedikçe yapılan seçimlerin bir önemi var mı? Lafı uzatmadan, Menderes’in o sözleri şöyle; (yazının devamı için..)
Artık herkes biliyor ki; halk, iktidarı elinde tutan küçük bir zümrenin elinde oyuncak haline gelmiştir. Haşmetlilerin(!) işareti ile aydınların, kalem sahiplerinin, devlet adamları öldürülmüş ya da zindanlarda çürütülmüşlerdir. Bu terör havasının halkta meydana getirdiği eziklik duygusundan cesaret alınarak halka başıbozuk (cahil) denmiştir. Şimdi size soruyorum: Bu derece hakir gördükleri ve başıbozuk telakki ettikleri halka idareyi devretmek ve bunu hazmetmek bunlar için kolay mı oldu zannediyorsunuz?
Kıymetli arkadaşlarım! Uzun zaman sonra sivil yönetim kurulmuş, insan haysiyet ve şerefine yakışır bir şekilde ekonomik, sosyal ve manevi alanda bu milletin yüzünü güldürecek bir hükümet iş başına gelmiştir. Bu memlekette daha yakın zamana kadar totaliter bir idarenin hüküm sürmüş olduğunu ve devlet memurlarının büyük çoğunluğunun böyle bir idarenin gereklerine, isteklerine göre yetiştirilmeye çalışılmış bulunduğunu hatırlayabilirsiniz. Dün olduğu gibi bugün de halktan uzak, silah himayesinde çalışmayı tercih eden kalem sahiplerinin, sözümona ilim adamlarının ve idarecilerin olduğu herkesin malumudur. Bahsettiğimiz zümre, düşmanlarımızla söz birliği içinde cennet haline gelmeye müsait olan Türkiye’mizin çehresini değiştirmeye uğraşanları imha ve bertaraf etmeyi kendilerine amaç edinmişlerdi. Çünkü Türkiye’de artık başıbozukluk yoktur. (…) Bu durum, dünün diktatör (zihniyetindeki)lerini çileden çıkarmaktadır. Kurdun koyun postuna bürünmesi gibi kendilerini demokrasi -ve cumhuriyet- havarisi gösterip karşımıza çıkıyorlar ve halkımızı bu nimetlerden mahrum etmek için her türlü hileyi, entrikayı mubah görüyorlar.
Menderes’in sözleri şöyle devam ediyor;
Çok muhterem arkadaşlarım; Benim iddia ve tahlillerimin delilleri ortadadır kanaatindeyim. Netice olarak önümüzde iki yol vardır. Daha önce denenmiş o meş’um ve menhus gelenekleri bırakarak herhangi bir müessesenin imtiyazlı zümrenin himayesine girmeyerek milleti refaha götürmek. Bu yolda yürümek istiyorsanız sizinle beraberim. Diğer bir yol ise zinde kuvvet (askerî cunta) dedikleri şeyin desteğini alıp, milleti cehennemî bir havada yaşatmaktır. Bu yolu tercih ederseniz sizinle beraber değilim.
O tarihten bu yana, Türkiye’de bazı şeylerin ‘arpa boyu’ kadar bile değişmediğini görmek çok üzücü. İşte böyle bir ortamda seçime giderken, Türkiye’de bu birkaç burjuvanın iktidarını sarsacak bir siyasi irade TAM MANASINDA, ne yazık ki yok! Her zaman olduğu gibi, ‘kötünün iyisi’ mantığıyla sandık başına gideceğiz.
İstanbul’da oy kullanacak olsa idim, oyumu bağımsız sol aday Baskın Oran’a verirdim, her ne kadar ‘bağımsız sol aday’ projesininin işleyeceğine inanmasamda. Şu durumda geriye, ‘oligarşi mi demokrasi mi?’ ayrımında, demokrasiye en yakın partiyi seçmek kalıyor. Her ne kadar TAM MANADA demokrat olmasalarda. Dedik ya, ‘kötünün iyisi’
Başta sorduğum soruyu tekrar sorayım; halkın tercihine saygısı olamayan birkaç oligarkın, Cumhuriyetin kutsadığı birkaç burjuvanın sistem içerisindeki saltanatlarını yıkmadıkça, demokrasiyi istenilen düzeye getirmedikçe yapılan seçimlerin bir önemi var mı?
Filed under: Uncategorized | 6 Comments
Tags: politika-siyaset






anketler de gösteriyor ki sonuç aynı olacak.
eysean,
anket sonuçları sonucun çokta değişmeyeceğini gösteriyor, evet. Ama hani sonuç ne olursa olsun, ne değişecek?
Türkiye’de gizli bir iktidar var. Bir kaç ‘elitin’ kurduğu teknokratlar hükümeti gibi bir şey. Gelen iktidar(halkın seçtiği) ise bu birkaç burjuvanın çizdiği o kalın sınırlar içinde icraat yapmak ZORUNDA, yani bir şeyin değiştiği yok, sonuç ne olursa olsun.
AKP biraz bu yapının üzerine gitti. Ama bir noktadan sonra o da başarısız oldu. Mesela, şimdi Türkiye’de bir siyasi irade yok. Muhtıradan sonra ortaya TAM MANADA konamadı..
Yalnız olmamak güzel..
http://www.gazeteodtulu.com/yazilar.php?id=274
Sistemi değiştirmedikçe emekçinin işkenceleri bitmeyecektir…
Vakit, kargaları kovma vaktidir…
Sistemi değiştirelim ve Zeus’un hegemonyasını kıralım ve onu tahttan indirelim… Ve bunun içindir ki Prometheuslar’ı meclise sokalım.
prometheus’lar kim?
5 yildizli otellerle Hac ziyareti yapan islam burjuvazisi mi?
yolsuzluğunun haddi hesabi olmayan akp?
komik olmayin…
“Bir ülkeyi seçim değiştirebilseydi oy kullanma hakkı yasaklanırdı.” hangi abimiz söylemişti, hatırlamıyorum şimdi.
ben sitenizle de link değişimi yapmış olduğum persfektif.wordpress.com adresli blogun sahibiyim . Ancak şu anda yeni bir site kurmuş bulunuyorum .
Egere mümkün ise linki Fototrof.com başlığı altında http://www.fototrof.com olarak değiştirebilirseniz çok sevinirim. Teşekkürler iyi günler…