‘Buluş istenen güç ve sürati sağlayabilen, yakıt gerektirmeyen bir kuvvet makinasıdır.’ ERKE
ül vermiş, ‘bir Türk yoktan enerji var eder arkadaş!’ dusturunu kendise ilke etmiş, ‘aydın’ ve ‘bilim’ sevdalısı generallerimiz büyük bir ‘buluşun’ altına imzalarını atmışlardı, daha doğrusu atamamışlardı. Çunku o ‘şeyi’( bu ‘şey’ nedir bilenn yok henüz!) açıklamamaşlardı. Erke dönergecinden bahsediyorum. Gazetelerin arkasında boy boy ilanlarını görmüştük önce. ‘Bilimsel düşünmenin gücü’ başlığı altında, atatürkçülük sosuyla servis edilen reklamlar hepimizin göğsünü kabarttı. O ilanları okurken, ‘işte dedim, işte çağdaş Türk insanı. Hem laik, hem atatürkçü hem de bilim aşığı’ Daha ne olsun!
Zaten ben-de bundan yaklaşık 6-7 ay önce bu konudan bahsetmiştim. Yazıma bir çok yorum ile birlikte erkeci dostlarımdan gelen ‘laiklik ve bilimsellik’ karması mailler beni mutlu etmiş, hatta içimden ‘işte aydın Türkler’ demiştim ve geleceğe olan inancım artmıştı. Konuya dönecek olursak, erke dönergeci denen ‘şey’ üsttede bahsettiğim gibi bir basın toplantısıyla i
zah edilmeye çalışılmıştı, aylar önce. Ama basının ısrarlı sorularına generallerimiz ‘lan şimdi açıklasam sanki anlayacaksın, hele bir bekle!’ mealinde cevaplar vermiş, neticede beklediğimiz ‘şey’ açıklanmamıştı. Kısaca bir ön tanıtım yapılmıştı. Mayıs ayında ise tamamen açıklanacağı basına duyrulmuştu. Bir mühendislik öğrencisi olarak gözüme uyku girmedi. Çünkü, böylesine büyük bir ‘buluş’ fizik kurallarını ihlal ettiği için (nasıl ettiğini açıklayacağım) benim çaktığım termodinamik dersi temelden çökecek ve ben böylece kaldığım bu dersi geçmiş olacaktım. ‘Bu kadar önemli bir buluşa imza atılıyor, sen burda nelerden bahsediyorsun. Akıllı ol akıllı’ diyenleri duyar gibiyim. Neyse efendim! Ama mayıs ayı geçti ve halen erke dönergecinden ses seda yok. Hatta şirketin sözcüsü emekli general Çetin Uğural, hiç bir telefona çıkmaz olmuş. Eh, böylesine büyük tanıtımlardan, basın toplantılarından sonra ‘buluş’ elimde patlasaydı, ben telefona çıkmayı bırakın, yemeden içmeden kesilirdim.
Newton’un birinci yasası der ki: ‘bir enerji yoktan var edilemez ve yok edilemez. Sadece birbirlerine dönüşür’. Bu basit yasayı, anlamakta kolaylık olması açısından grafiklerle anlatmaya çalışacağım. Aşağıda gördüğünüz bir çocuk, ya da bir asker diyelim. (yanlış anlaşılma olmasın, hedef kitlem generaller olduğu için yani!) Yükseltileri farklı iki nokta arasında hareket ediyor. (resmin üzerine tıkladığınızda göreceksiniz)
Ve gördüğünüz gibi, iki nokta arasında hareket ederken, kinetik ve potansiyel enerjiler değişiyor. Ama toplam enerji sabit kalıyor. Yani, enerjiler birbirine dönüşüyor. İşte bu yasa, termodinamiğin temel yasası olup mühendisliğin temelidir. Kısaca, bir enerji kullanmdan kuvvet elde edemeyiz.
Konuyla ilgili bir kaç araştırma yaptım. Sonuca göre, artık bu tarz devri daim makinelerine patent vermiyor, patent vermeyi bırakın bu tarz tasarımlar gözden bile geçirilmiyor. Bu kararı, Fransız Bilimler akademisi 1775 yılında vermiş. Eh, teknolojik gelişmeleri geriden takip ettiğimiz için bu doğaldır. Amerikan Patent Ofisi’de aynı şekilde bu tarz devri daim makinelerini ‘ebedi hareket’in imkansız olması gerekcesiyle direk olarak ret ediyor, inceleme gereği bile duymuyor. Amerika’da ki saygın bilim adamlarından biri olan Yunus Çengel hocam ile de bu konuyu görüşme fırsatım olmuştu. Kendisi Amerika’da bu tarz ‘buluşlarla’ sık sık karşılaştığını ama termodinamiğin birinci yasasına ters olduğu için inceleme gereği bile duymadığını anlatmıştı.
Eh, bizde durum farklı. Üniversitelerimiz siyaset ile uğraşmaktan bilim yapamadıkları için dünyayı geriden takip etmeye devam ediyoruz. Ve böyle ‘şey’ler gündemimizi meşgul edebiliyor. Ama ben yinede, newton’un kanunları yerine Atatürk ilkeleriyle çalışan bu ‘milli buluşumuzdan’ sonuna kadar umutluyum. Buluş açıklandıktan sonra, ‘ŞEY’in 28 Şubat’ı, TÜRK ŞEY’i’ gibi laflar eden, orada burada ‘milli buluşumuza’ çamur atmak isteyen ‘gericilere’ iki çift lafım var. ‘Akıllı olun akıllı, bir Türk enerjisini taştan çıkarır.’ Siz bizim Atatürkçü, laik olan ‘şey’imiz karşısında elin gavuru, Newton’un yasalarını mı savunuyorsunuz. Siz vatan haini misiniz arkadaş!?!
Ama generallerimizde buradan ufak bir tavsiyede (bakın ikaz demedim, ne haddime!) bulunmadan geçemeyeceğim. Çok farklı alanlarda postal koşturmanız takdire şayan ama bilim çok geniş bir alandır. Bu alanda bir ‘şeyler’ yapayım derken, ‘türban, komünizm, akp, irtica’ gibi alanlarda verilen cephe mücadelesinde tam randımanlı performans gösteremeye bilirsiniz. Bu da rejimin bir anda gidivermesine neden olabilir. Allah muhafaza!
Newton akıllı olsun akıllı!
Filed under: BİLİM TEKNİK, Guncel, Siyaset-Politika |





internette yaptığım kısa bir araştırmadan sonra erke dönergeci kadar iddalı yeni bir ‘buluşa’ tanık oldum..
delikanlı gibi çıkıp, kendini gösteren tek dönergectir efendim!
gecu dönergeci..
http://www.youtube.com/watch?v=96mgruowtvy
Boru değil dünyanın ilk laik icadı.
Ertesinde Yenişafak’ın “general motor” manşeti güzeldi.
Engin Ardıç’ın buluşla ilgili enfes yazısı, gözden kaçmasın diye..
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=85683,10,2
Bilimin özünde septisizm vardır.yani kuşkuculuk..
kestirip atmamak gerek.
ellerin dert gormesin hocam, yaz yaz inlesin.
hayir biz bizi biliyoruz, bir yerde gulup geciyoruz. yarin obur gun turk olmayan birine bu olayi anlatmaya calissan omrunden omur gider adamin… bu icat ne, niye boyle sacmaliklar, askerlerin ne isi var… otur da anlat hadi, anlatamazsin…
@asım
engin ardınç’ın yazısını hatırlattığın iyi oldu. Yazıyı tamamladı diyebilirim.
@saldiray
dediğin gibi, nasıl anlatacaksın ki. Keşke bunlarla uğraşacaklarına, asli görevlerini yerine getirseler. Sınırdan 200 terörist geçiş yapıyor ama istihbaratımızın haberi yok. Enteresan tabi, erke merke uğraşsınlar bakalım.
@power
bu buluşumsu şeye fazla bile kuşkucu yaklaştığımızı düşünüyorum..
http://ucanbalik.wordpress.com/2007/03/25/newton-akilli-olsun-akilli-erke-donergeci-geliyor/