Son günlerde Aydın Doğan medyasında, ‘aha bölündük, ülkeyi öcüler, pardon türbanlılar işgal etti, İran, malezya felan olacağız’ mealinde haberler var. Bu haberleri okuduktan sonra her Türk genci gibi ‘kaygılanıyorum’. Bizim gibi ‘tehlikenin farkında’ olan gençlerin kaygılarına üniversiteden ses geliyor. Hurriyet gazetesinde okudum, itu’de hükümete çarşafla bir gönderme yapılmış sanırım. Haberi okuduktan sonra Mitinglerde bilmem neresiyle konuşan Tuncay Özkan misali gaza gelmişim, hemen açtım ordan bir onuncu yıl marşı ( evet, genelde bu tür haberlerde hep aynı şeyi yapıyorum, ne yapayım, iyi geliyor) , başladım haberi okumaya. Haber şöyle;
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) 2007- 2008 yılı akademik yılı doktora törenine ‘kara çarşaflı’ tiyatro gösterisi damgasını vurdu.
Tören sırasında ‘aydınlığa örtü’ adıyla bir konser düzenlendi. Sözleri şair Ceyhun Atuf Kansu’ya ait olan ‘Dünyanın bütün çiçekleri’ şiirinden uyarlanan şarkı eşliğinde kara çarşaf giyen genç bir kadın dansçı sahnede yer aldı. Eray Altınbüke’nin müziğini yaptığı ‘Dünyanın bütün çiçekleri’ şarkısı söylenirken, kara çarşaf giymiş dansçı, sırt üstü yere uzanarak ayağa kalkmaya çalışan genç bir kızı canlandırdı.
Şarkının sonunda Şebnem Ertekin adlı dansçının canlandındığı genç kız ayağa kalkmayı başarıp üzerinedki çarşafı attı. Hemen ardından fonda Atatürk’ün gençliğe hitabesi duyuldu. Daha sonra ise Faik Canselen’in ‘ileri’ marşı seslendirildi. Gösteri salonda bulunanlar tarafından uzun süre alkışlandı.
Nasıl alkışlanmasın ki. Şahsen ben okurken göz yaşlarına boğuldum. CHP’li Kemal Anadol’un dediği gibi yüzde 1 gibi bir azınlığı oluştıran bu başörtülü kızlar üniversitelere girdikleri vakit ülke bölünebilir. Şimdi, ‘bu yüzde 1 nasıl bir yüzde bir ki ülkeyi kaosa götürüyor, bölüyor’ diyenler olabilir. Orasını karıştırmayın. Söz konusu olan imtiyazlarımız, aa pardon, rejim ise özgürlükler, insan hakları teferruattır..
Ben üniversitelerden gelen bu tepkileri gerçekten çok yerinde buluyorum. Mesela geçenlerde üniversiteler arası üst kurul muhtıra gibi bir bildiri yayımlamıştı. Yanlış hatırlamıyorsam bu kurulun asli görevi üniversitelerde yapılan bilimsel çalışmaları değerlendirmek, ama dedik ya, ’söz konusu rejim ise bilim teferruattır’. Bu sebepten bilimsel araştırmaları bir kenara bıraktı bizim kurulumuz, ona buna muhtıra vermeye başladı. Sanırım bu kurul, ‘bu adamlar harbiden durmadan yollarına devam ediyor, kalelerimiz, siperlerimiz, çukurlarımız tek tek gitti, bu digişle ülkeyi mollar saracak, İran olacağız’ şeklinde büyük bir kaygıya kaptırdı kendini..
Her neyse. Yanlız ben bir şeyi merak ettim. Bu itu’nün bilimsel araştırmalar konusunda nerede olduğunu biken var mı? Mesela dünyada kaçıncı sırada?
Bir araştırmanızı öneririm.. Üniversitelerimizin çıkardığı makale sayısını araştırdıktan sonrada şu soruyu cevaplamanızı öneririm; ‘tehlikenin farkında mısınız?’
February 16, 2008 at 11:31 pm
adnan menderes rektörler için kara cübbeliler dediğinde yüzde yüz haklıydı. aradan geçen 50 yıl, biten kova bir çağ bile bu gerçeği hiç değiştirmedi. Onların kafaları cübbelerinden bile karanlık
February 19, 2008 at 6:51 pm
İtü 390.sırada.Biraz da imamlara ayrılan ödenekler üniversitelerimize ayrılsa sanırım daha iyi yerlere gelir.Bu yüzden tehlikenin değil geleceğe umut vaad eden üniversitelerin farkındayım.
Nasıl ki Aydın Doğan’ın kartel medyası popülizm yapıyorsa siz de bir o kadar şakşakcısınız.
Teşekkür ederim.