Nasıl bir dini zorla dayatmak mümkün değilse, aynı şekilde sekülerlik ya da laiklik de zorla dayatılamaz. Barroso

Bizim kökten/aşırı laikçilerin anlayamadığı nokta tam olarak bu. Onlara göre laiklik dindarlar ile dindar olmayanların bir arada yaşamasını ve kendilerini ifade etmelerini sağlayan demokratik bir ilke değil, toplumun dinden arınmasını sağlayan ve bu amaçla dindarlara her türlü anti demokratik mücadeleyi meşru gören bir ilke. Burada anti demokratik müdahalenin hedefi aslında bakılırsa sadece dindarlarda değil. Bu otoriter laikliğin savunucuları kendi kırmızı çizgilerinin dışında bulunan her fikre karşı bu tarz anti demokratik müdahaleleri meşru görüyor esasen.

Zihniyet bu olunca içinde din geçen her cümle bu aşırı laikçilerin ‘tehlike algısını’ çalıştırıyor. Merkez medyadan milyonlarca örnek verilebilir buna.(yazının devamı için..)

Mesela bugun milliyet gazetesinde şöyle bir habere rastladım;

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, önceki akşam TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar’ın kızı Sema Bayraktar’ın nikâh şahidi oldu. Nikâha, hem kara çarşaflı hem de dekolteli konuklar katıldı.

Davetlilerin lüks arabalarla geldiği ve basına kapalı olarak yapılan törende, nikâhı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek kıydı.
Erdoğan, düğüne eşi Emine Erdoğan ile birlikte geldi. Emine Erdoğan’ın siyah-beyaz kıyafeti dikkat çekti. Düğün için çok sayıda çelenk gönderildiği görüldü.
Nikâha katılanlar arasında hem kara çarşaflıların hem de dekolte kıyafeti tercih edenlerin bulunması geceye damgasını vurdu.

Haberin servis ediliş biçimi oldukça garip. ‘Kara çarşaflı ve dekolteli düğün’ başlığıyla verilen haberde, bir kaç kez düğüne çarşaflıların da geldiği vurgulanıyor. Haberi okuyunca koca bir ‘eee, ne olmuş’ çekiyoruz. Ama bu zihniyetin laiklik anlayışının, toplumu dindarsızlaştırmak olduğu düşünüldüğünde haberin bu şekilde servis edilmesi anlaşılır hale geliyor; çunku toplumda halen birileri bir şekilde dini yaşam biçimi olarak sürdürmeye devam ediyor.

Türkiye’de yaşanan sorunun temeli de burada. Bu bakımdan ülkenin islamcılarla-laikler arasında bir mücadeleye sahne olduğunu söyleyenler kos koca bir yalan söylüyor. Böyle bir mücadele yaşanıyorsa bu, demokratik laiklik anlayışını benimseyen demokratlarla ile, otoriter laiklik anlayışını benimseyen anti demokratlar arasında geçiyor.

Bunu halen 80 yıl öncesinde yaşayan ve resmi tarihin repliklerinden başka bir şey bilmeyen, çağdaşlığı sadece kadın bedeni üzerinde gören bir zihniyetin anlaması zor.



20 Responses to “Eee Ne Olmuş Milliyet?”  

  1. 1 Leyla

    “çağdaşlığı sadece kadın bedeni üzerinde gören bir zihniyet” bunu haftanın cümlesi ilan ediyorum izninizle :)

  2. 2 netamiye

    Diyorsun ki:

    “[Mucadele] demokratik laiklik anlayışını benimseyen demokratlarla ile, otoriter laiklik anlayışını benimseyen anti demokratlar arasında geçiyor.”

    Burada demokratik laiklik anlayisini benimseyen demokratlardinkastin kimdir? AKP mi, basortusune ozgurluk isteyen kadinlar mi, anlamak zor.

    Basortusuyla kamusal alanda egitim gorme, calisma hakki isteyen kadinlarin bu talebi onlarin demokratik laiklik anlayisini benimsedigini gostermez. Bu kadinlar temel bir ozgurlugu gaspedilmektedir, onlar da buna tepki veriyorlardir.

    Tabii ki bu kadinlar demokratik laiklik anlayisini benimsiyor olabilir, ama bu cikarimi yapabilecegimiz bir veri goremiyorum ben. Tabii bunun testlerini zaman verecektir. Mesela hristiyan vakiflarina nasil yaklasildigi, ateistlerin ulkede kimler tarafindan nasil algilandigi, nufus cuzdaninda din hanesi olmasi, ve bunun kaldirilmasi gerektigini pek de kimsenin soylememei falan gibi gerceklikleri de hatirlayarak, kime “demokrat” dedigimizi tekrar dusunelim.

    Benzer sekilde AKP’nin antidemokratlar tarafindan saldiriya ugramasi, AKP’nin demokrat oldugu anlamina gelmez.

    Demokratlar, AKP’nin maruz kaldigi anti-demokratik saldiriya karsi tepki verirler, pozisyon alirlar, ama AKP’nin ozunde demokrat bir ruh olduguna dair iman etmek icin yeterli verimiz yok yine.

    Hatta aksine, DTP’ye olan yaklasimi, dinsizlere, gayrimuslimlere olan yaklasimi, Kurtce egitim/ogretim talebine yanitlari, 301 vb yasalar konusundaki tutumlari, cemevlerinin mabet olarak taninmasi taleplerine karsi durusu, ve daha bri cok canli ornek bizi AKP’nin demokratlik ozelliginin cok guclu olmadigi dusuncesine sevkediyor.

  3. 3 bilalrahat

    bana göre Akp okadar demokrat olmayabilir haklısınız ama, millet zaten Akp ye çok demokrat olduğundan vermiyor oyunu ,” kötünün iyisi ” olduğundan veriyor . buna örnek olarak başka parti yok hangi parti demokrat ki ? biri faşist-solcu, biri aşırı milliyetçi, biri aşırı dinci, biri kominist , millete en yakın parti AKP ! ben urfalıyın doğuluyum yani Dtp ye olan yaklaşımı çok uygun buluyorum,doğuda dtp nin oyunu düşürmesi çok iyi oldu!

  4. 4 feyt

    Bir anlayış vardır hani veya bir sözdü bu..”düşmanlarınızın silahlarıyla savaşın” benzeri birşeydi..Bu sözü bağlamak istediğim nokta; günümüz siyasetinde taraflardan birinin antidemokratik müdahalelere -silahlara- başvurması durumunda her iki taraf için de siyaset oyununun tadı kaçmaktadır.

    Bu noktada tabiki AKPnin anti demokratik müdahalelerine haklılık payı veremeyiz .Fakat AKPnin geçici bir temsilci olduğunu unutmayarak, temsil ettiği kitleyi değerlendirdiğimizde, devede kulak olan bir iki tezat örneği kitlenin üzerine yıkmak hatasına düşmediğimiz veya düşürülmediğimiz takdirde, bu kitlenin gayet demokrat bir çizgiye sahip bir kitle olduğunu ve maruz kaldığı anti-demokratik söylemleri(merkez medya), kısıtlamaları vs..leri haketmediklerini görebiliriz.

    Kendi çapımda bir değerlendirme yapmak istedim bilmem katılır mısınız..

  5. 5 ucanbalik

    Belki cümleyi şu şekilde sağlamlaştırmak gerekliydi, ‘laik üzerinde cerayen eden gerilim; demokratik laiklik anlayışını benimseyenlerle, otoriter laiklik anlayışını benimseyenler arasında geçiyor’

    Yoksa AKP’nin demokrat olduğunu düşünmüyorum. Bir çok kere de yazdım. Ama hani, şundan eminim ki şeriat isteyen ve laiklikle sorunu olan bir kitle yok. Çok ufak ve marjinal bir kesim dışında, zaten bunun olması da doğal.

    Ama bizim burada bahsettiğimiz kesim; yani akp’nin tabanını oluşturan kesim. Evet, bu kesim muhafazakar, dini değerlere sahip. Bunun yanında şeriat gelsin istemiyor. Yani, demokratik laikliğe karşı değil. Yani, kendi yaşam tarzının bir başkasına dayatılmasından yana değil. Bu zaten yapılan bir çok araştırmalarla görüldü. Ama bunun yanında tam manasıyla demokratta değil.

    DTP konusunda akp’nin tavrına dair söylediklerinize katılıyorum; bu da bahsettiğiniz gibi akp’nin demokrat olmadığını gösteriyor.

  6. 6 ucanbalik

    Başörtülülerin bir kaç ay önce bir imza kampanyası olmuştu, somut bir örnek olması bakımından önemli. Orada şöyle deniyordu,

    http://www.henuzozgurolmadik.blogspot.com/

    BİZ HENÜZ ÖZGÜR OLMADIK…

    Üniversite kapısı sert bir şekilde yüzümüze kapatıldığı günden bu yana yaşadığımız acılar bize bir şey öğretti: Gerçek sorunumuz insanların hayatlarına, görünüşlerine, sözlerine, düşüncelerine müdahale edebilme hakkını kendinde gören yasakçı zihniyettir.

    Başını örttüğü için ayrımcılığa uğrayan kadınlar olarak tüm samimiyetimizle açıklıyoruz ki;

    üniversitelere başımızı örterek girmekle mutlu olmayacağız.

    Ta ki:

    Kürtlerin ve ötekileştirilenlerin kendilerini bu ülkenin asli unsuru hissetmesi için gereken hukuki ve psikolojik ortam oluşturulmadan,

    Acımasızca işlenen cinayetlerin gerçek sorumlularına ulaşılmadan,

    301 davalarını bitirecek düzenleme yapılmadan,

    Azınlık vakıflarının üzerinde pişkince oturanların rahatı bozulmadan,

    Alevilerin ibadetini kültürel aktivite, ibadet evlerini de kültür merkezi olarak görmekte ısrar etmekten vazgeçilmeden,

    Üniversitelerden sudan sebeplerle atılan arkadaşlarımız geri dönmeden,

    Yasakçı zihniyet bize ne zaman, nerelerde ve nasıl örtüneceğimizi dayatmaktan vazgeçmeden,

    Üniversitelerin bilimsel özgürlüğünün önündeki en büyük engel YÖK kaldırılmadan…
    Kısacası;

    12 Eylül darbe anayasasını esamesi okunmayacak şekilde ortadan kaldırıp yeni, sivil bir anayasaya yapılmadan mutlu olamayacağız.

    Birimizin diğerimiz için tehlike olduğu korkusunu yayıp bizi birbirimize düşürerek bu adaletsiz düzenini devam ettiren yasakçı zihniyet tamamen ortadan kalkmadan hiçbir özgürlük tam özgürlük değildir.

    Özgürlüklerin kısıtlanmasının ne demek olduğunu bilen insanlar olarak, bundan sonra da her türlü ayrımcılığın, hak ihlalinin, baskının, dayatmanın karşısında olacağız.

    Unutulmamalı ki;

    “Gökler ve yer adaletle ayakta durur.” (Hz. Muhammed)

  7. 7 Da Vinci

    Uçanbalık,

    Birkaç soru soracağım. Cevap verirsen sevinirim:

    1. Demokrasi dayatılabilir mi?
    2. Düşünce ve ifade özgürlüğü dayatılabilir mi?
    3. İnsan hakları dayatılabilir mi?

  8. 8 ucanbalik

    Da Vinci bey,

    Bunlar çerçeve değerlerdir. Bu yüzden, ‘dayatılabilir mi?’ sorusundan öte, ‘bunlar bir dayatma mıdır?’ sorusu önemli. Tabiki değildir..

  9. 9 Da Vinci

    Peki laiklik nedir? Laiklik dayatma mıdır?

  10. 10 ucanbalik

    Laikliğin bu üstte saydığınız 3 madde ile ne ilgisi olduğunu anlayamadım.

    Birey laik olabilir veya olmayabilir. Bu bireyin o saydığınız 3 maddeden dolayı bireysel tercihidir. Laiklik adı altında bir dindarın yaşam tarzına müdahale ediliyorsa, bu saydığınız o 3 maddenin ihlali anlamına gelir. Ve bu bir dayatma halini almıştır.

  11. 11 bilalrahat

    eee burada da vinci nin susması gerek bence güzel cevap!:D

  12. 12 ucanbalik

    bilal,

    aslında kimse susmasın. Birbirimizden öğreneceğimiz çok şey var. Bu yüzden birbirimizi daha çok eleştirmeliyiz. Aksi takdirde gelişemeyiz..

  13. 13 Da Vinci

    Uçanbalık,

    Laikliğin bunlar ilgisi yok diyorsun yani. İlginç. Laiklik bu çerçeve değerler dediğin şeylerin olabilmesi için bir öngereksinimdir bana göre. (Laikliğin uygulanma farklılıklarını bir kenara bırakıp düşünmek lazım bu konuyu.)

    Laiklik olmadan demokrasi olabilir mi? Laik olmayan bir düzende gerçekten düşünce ve ifade özgürlüğü olacağını düşünebiliyor musun? Laik olmayan bir düzende insan hakları düzgün bir şekilde uygulanabilir mi?

  14. 14 hüseyin

    özgürlükler konusuyla alakalı Gazi üniversitesi iktisadi ve idari bilimler fakültesinde profesör olan Atilla Yayla’nın ders gibi bir konusması sanırım tartışmayı karmaşa olmaktan kurtarabilir.

  15. 15 hüseyin
  16. 16 hüseyin

    mevcut video nun linkini koyamadım.sebebini bilmediğim bi sorun yaşadım.. ama herhangi bir video izleme sitesine Atilla yayla yazdığınız takdirde karşınıza gelecek ilk video olacaktır.

  17. 17 hüseyin
  18. 18 ucanbalik

    Da Vinci,

    lailiğin önemini biliyorum; laiklik olmadan demokrasinin olmayacağını da öyle. Ama burada hangi laiklik sorusu akla geliyor. Amarikan tarzı, dini düşman olarak görmeyen laiklik mi yoksa fransız tipi dini tehlike göçren laiklik mi?

    Ben demokratik laiklikten yanayım. Sizin bahsettiğiniz, benimde katıldığım gibi, ‘laiklik olmadan demokrasi olmaz’ Bunun yanında, demokrasi olmadan da laiklik olmaz. Bu bakımdan demokratik laiklik çok önemlidir. Hatta din içinde demokratik laiklik önemlidir. Bunla ilgili geçmişte bir şeyler yazmıştım:

    http://ucanbalik.wordpress.com/2008/03/08/zorunlu-din-dersi-din-icin-iyi-degildir

    Hüseyin bey,

    Atilla Yayla’nın o konuşması gerçekten referans alınacak tarzda. Benim fikirlerine değer verdiğim sayılı aydınlardan biridir Atilla Yayla. bu bakımdan o videosu gerçekten bir ders niteliğinde.

  19. 19 hüseyin

    Atilla Yayla’nın kendisi de özgürlükle alakalı sıkıntılar yaşamıştır..
    Konu ile alakalı geçmişte yapılmış olan şu basın açıklaması özgürlükler konsunda aydınlatıcı cümleler içeriyor.

    “İfade özgürlüğü, sadece lehte olduğu kabul edilen ya da zararsız ya da ilgilenmeye değmez görünen bilgi ve düşünceler için değil, aynı zamanda devletin ya da nüfusun bir bölümünün aleyhine olan, şok eden, rahatsız eden düşünceler için de uygulanır. Bunlar, demokratik toplumun olmazsa olmaz unsurlarından olan; çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleridir.”
    Handyside/Birleşik Krallık Davası, AİHM

    http://www.hurfikirler.com/hurfikir.php?name=yazilar&file=article&sid=4081

  20. 20 Da Vinci

    Uçanbalık,

    Ben de demokratik bir laiklik anlayışından yanayım. Aslında laikliğin demokratik olmaması düşünülemez. Laiklik, demokratik olmayan baskıcı ve otoriter bir anlayışla uygulanırsa o laiklik olmaktan çıkar bana göre.

    Benim anlayışıma göre devletin “devlet kurumlarında ve devlet adına çalışanların, görev alanların dini simge kullanması yasaktır” demesi antidemokratik değildir Bu gayet demokratik bir hak ve bana göre laik bir devlette olması gereken birşeydir. Devletin belli kalıp kılık-kıyafet kuralları koyması ve herhangi bir dinin simgesi olan şeyleri bu kalıplar dışında tutması eşitlik açısından önemlidir.

    Şunu da belirteyim, bana göre üniversitedeki öğrencilere böyle bir yasak uygulanması normal şartlar altında özgürlükler açısından sakıncalıdır. (Ama bu sorun öyle bir hale getirildi ki belki de bu yasağın devam etmesi daha hayırlı bile olabilir.)

Leave a Reply