Gladio’nun Çöküşü: Ergenekon
Avrupa’da soğuk savaş döneminden kalma kontrgerilla’nın hepsi tasfiye edildi. İtalya’da büyük savcı Felice Casson’un inanılmaz çabasıyla cıa destekli kurulan örgütü bitirdi ve darbecilerin hepsi içeri girdi; Yunanistan’da kışladan çıkmaya çalışan cuntacılar içerde ve artık soğuk savaş döneminin cıa destekli kurulan bu yapılanmaları teker teker çöküyor. Bu süreç engellenemezdi ve artık tasfiye sırası Türkiye’de.
Bu yapının diline dolandırdığı anti emperyalist söylemlere bakmayın, meydanlarda ‘ne ABD, ne AB Tam bağımsız Türkiye’ palavralarına da bakmayın. Bunlar Atatürk’ü çıkarlarına alet ettikleri gibi anti emperyalizmide bir şeylerin üstünü örtmek için kullanıyorlar. Darbeler ülkesi Türkiye’de yapılan hep aynıydı. Bir zamanlar aşırı sağ ve sol kesim silahlandırıldı, ülke bir kaos ortamına sürüklendi ve ‘kurtarıcı misyonunu’ üstlenen bol yıldızlı cuntacılar bunu bahane ederek darbe yaptılar. Hep aynı senarya işledi bu topraklarda. (yazının devamı için..)
Bu ülkenin başbakanı, avruplalıların ‘panayır, sirk’ dedikleri bir cunta mahkemesinde asıldı. Ve bu topraklara demokrasi hiçbir zaman tam olarak gelemedi. Zira ABD’nin kucağına oturup, anti amerikancılığı ve Atatürk’ü dillerinden bırakmayanlar hiçbir zaman boş durmadılar.
Ve artık onurlu birileri, Felice Casson’un bir zamanlar yaptığını yapmaya başladı bu ülkede. Dokunulmazlara, çıkarları uğruna hükümeti dşürmek için ülkeyi kaos ortamına sürükleyenlere DOKUNMAYA başladı..
Bazı kalemlerin yazdıkları gibi ‘efsane’ değildir ERGENEKON, ERGENEKON bu ülkede darbelere karşı yükselen sesin adıdır; ERGENEKON bu ülkede oynanan büyük ve kirli oyunun ifşasının adıdır..
ps: iddianamenin bu kadar gecikmesi yanlış. Bu noktada yükselen itirazlar doğru, savcı bir an önce iddanameyi hazırlamalıdır..
Filed under: Balik, Siyaset-Politika | 5 Comments
Tags: Balik, ergenekon, Yargı





Gerçekten haklısınız. Benim rahatsız olduğum haber bültenlerinde geçen haberlerden kafamın şişmesi. Daha biraz önce bir kanal “F Tipi Cezaevi nasıl” diye anlatıyor. O kadar kafam karıştı ki hiçbir şey düşünemiyorum sadece izliyorum… Benim durumumda olan birçok da kişi vardır diye düşünüyorum.
Merhaba,
Vatan Gazetesini sevmem, okumam da… Haftasonu için televizyonu, interneti, radyosu ve dahi en yakın bakkalı yarım saatlik yürüme mesafesinde olan bir yere gidince elime geçen her kağıdı okurum.
İşte, dün de Vatan Gazetesi geçti elime. Zülfü Livaneli, dünkü yazısında “makul insan”ın ne düşüneceğini yazmış. Ben hak verdim. Aşağıya ilgili bölümü kopyalıyorum.
“Biliyorsunuz, ben hep makul insanı ararım. Militanlarla, bir görüşün körü körüne bağımlısı olanlarla işim yoktur.
Bu durumda makul bir insan ne düşünür?
Devlet, basın ve kurumlar ikiyi bölünmüş, birbirlerine karşı ölüm kalım savaşı verirken makul yurttaş nasıl bir tavır alır?
Bence bu soruların cevabı belli:
Makul davranış, hukukun sağlıklı işlemesini ve adaleti talep etmektir.
Bırakın mahkemeler çalışsın; bırakın yargıçlar, savcıların iddianamesini incelesin, kararlarını versin.
Eğer iddia edildiği gibi Gazi Mahallesi’ne kadar uzanan Susurluk artıkları bu işlerin içindeyse, en kısa zamanda en ağır cezalara çarptırılsınlar.
Çeteler temizlensin, hukuk dışına çıkanlardan hesap sorulsun.
Aynı zamanda, ülkenin rejimini değiştirerek laiklik ilkesini yıkmaya çalışanlar varsa onlar da cezalarını bulsun.
Siyasi nedenlerle gözaltına alınlar ise bir an önce özgürlüklerine kavuşsun.”
Saygılar…
Eğer ortada bir şey varsa hesap sorulsun ama hukuk çerçevesinde.Hukuksuzluğa hukuksuzlukla karşılık verirseniz savunduğunuz fikirlerin bir önemi kalmaz.Kamu hıyerarşisini bilenler şu anki uygulamaların normal olmadığını bilirler.Ayrıca 2500 sayfa iddianame ve milyon sayfalık ekler yapay suç unsuru yaratılmaya çalışılmasının en büyük kanıtı.
beklentiler büyük pazartesi günü basına verilecek olan iddianameyi görmek için herkes sabırsızlanıyor ama gözden kaçan bişeyler var iddianamede eregenkon yapılanmasındaki yeri en çok merak edilen iki isim hurşit tolon ve şener eruygur’la ilgili bişey olamayacak. onlarla alakalı 1500 sayfalık ek bir iddianame hazırlanacak. yani pazartesi günü de beklentiler tam anlamıyla cevabını bulmuş olmayabilir. çok geç kalınmış olması gerçekten yanlış ama iddiaları bu kadar kolay yapay suç unsuru olarak değerlendirmek kolay olmasa gerek..hasan karakaya’nın yazdığı bir kaç şey bunun böyle olmadığını gösteriyor.
“Ulan, ortada ‘günlük’ var, bir sürü ‘belge’ ve yığınla ‘delil’ varken, daha ne delili, ne belgesi arıyorsunuz?..
Belge mi istiyorsunuz?.. Alın size belge:
Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı özden örnek’in bilgisayarından çıktığı polis raporuyla kesinleşen “darbe günlükleri”nin 3 Şubat 2004 tarihine ait satırlarında şu ifadeler yer alıyor:
“…Bizim en kuvvetli olduğumuz konu Kıbrıs konusudur. Bunlar eğer bu konuda açık verirler ve MGK kararları dışında bir hareket tarzı uygulamaya kalkarlarsa o zaman Genelkurmay Başkanı’na (Orgeneral Hilmi özkök) gidip, ‘Biz bu konuyu tasvip etmiyoruz ve sorumluluğu üzerimize alamayız, bu nedenle de bir basın bildirisi hazırladık, ya beraber bu açıklamayı yaparız yahut da biz bu açıklamayı ve tüm düşüncelerimizi açıklayıp istifa ederiz’ diyerek onun hareket tarzını öğreniriz.
Eğer bize katılırsa bu açıklamayı hep beraber, yoksa yalnız başımıza yaparız. Bana göre bunun etkisi darbeden daha etkili olacaktır. Genelkurmay Başkanı da bu hareketten sonra yalnız kalacak ve istifa edecektir’ dedim.”
bu olayın üzerine bu kadar dirayetli bir şekilde gidiliyor olması ülke açısından bir umut ışığı.
ayrıca savcı iddanamenin bu kadar gecikmesine belgelerin sayfa sayılarının çokluğunun da sebep olduğunu bu kadar belgeyi bilgisayar ortamına dökmenin zorluğunu da anlatınca geçikme biraz anlayışla karşılanabilir diye düşünmeye başladım.. konu da böyle önemli olunca dikkatli incelemeleri şart tabi ki…
ya bilemiyorm bu konuda şüphelerim var :S