Birkaç haftadır yazamıyorum; acaba şuraya büyük bir atatürk resmi falan koysam, başlığa ‘atam izindeyiz’ desem, altına onlarca yorum alsam, olur mu ki? Görüyoruz, oluyor. Baz istasyonları bile bir şekilde atatürk resmiyle gizlenebiliyor. Resmi tarihin bize verdiği en hastalıklı şey bu belki; ‘kurtarılmışlık’ hissi; bir şekilde nefes alıp vermemizi bile bir yerlere borçlu hissediyoruz bizler, daha doğuştan.
Ülkenin dört bir yanında bombalar çıkarken halen birileri bunun üzerini ‘laiklik’ gibi ultra kemalist söylemlere örtmeye çalışıyor. Peki sormak gerek bunların biraz akıllısına; ‘din adına devlet mekanizmasına girip özgürlükleri kısıtlayanları engellediniz de, ‘laiklik’ adına baskısının babasını siz yapıyorsunuz/yaptınız, bilmem kaç küsür yıldır iktidardasınız, şu haliyle ne gerek var ‘dinci mollalara’, laik mollalar yeter de artar baskının babasını yapmaya’. Ama cevap yok.
Modernliği ‘laiklik’ olarak algılamış, bu algıyıda topluma devletin demir yumruğuyla, zorbaca algılatmaya çalışan zihniyetin bu ‘inancı’, bana göre her şeyden daha tehlikeli.
Bunu algılayan birey sayısının her geçen gün artması, bu zihniyeti taşıyan ultra laiklerin her geçen gün biraz daha marjinalleşmesine yol açıyor. Bakın, artık göstere göstere ‘laiklik hassasiyeti olan kesimlerin harekete geçmesinden’ bahsedebiliyorlar.
Ülkede halkın birilerini iktidara getirmesi bir önem arz etmiyor; çünkü görünür iktidarın dışında, bir de gerçek iktidar var. İşte bu nedenle bu yaşanan süreç her şeyden daha önemli. Büyük bir dönüm noktası yaşanan, italya’nın bir zamanlar başarıyla geçirdiği o dönüm noktası gibi bir şey.
Tags: resmi ideoloji
May 14, 2009 at 10:28 am
Fotoğraf harika!
herşeyin önüne bir set olarak konulan Atatürk baz istasyonunu bile kapatmış..
yapanı da zekasından dolayı tebrik ediyorum..
Ahlaki açıdan şık olmasa da ticari açıdan mantıklı..
Kalkanlarını indirseler bütün pislikler ortaya çıkacağı için Çok sevdiklerini iddia ettikleri insanı kalkan olarak kullanıyorlar.
May 15, 2009 at 7:24 am
Dediğin gibi bir ‘kalkan’. Bir de gecekondu yıkımı sırasında çatıya Atatürk fotoğrafıyla çıkan birini hatırlıyorum. Çok garip şeyler.
Şu karikatür çok net ifade ediyor;
http://ucanbalik.wordpress.com/2008/05/14/bizkacenayikaldikcom-kanal-turk-satildi/
May 16, 2009 at 4:14 pm
başka örneklerde var:
http://www.tumgazeteler.com/?a=1211509
May 20, 2009 at 1:21 am
seviyorum lan ben seni.. bu yazısı çok acayip sevdim ama.. hakkaten, anlattıklarından ötürü değil sadece, anlatımını da çok sevdim.. eline sağlık.
May 29, 2009 at 1:55 pm
başlığa hasta oldum :)))
arkasında tezgah var :)) “kurmuşlar” da olabilirdi :))
June 5, 2009 at 8:52 am
bir atatürk’çü gördüm sanki..
pardon baz istasyonunu görmemişim. :)
June 24, 2009 at 9:41 am
bu tür yazılar hoş değil. mandrake seyretmeye gitmiş topluluğun içinde ” ben varya, bu numarayı biliyorum ha! ” tavrı nezaketsiz bir yaklaşımdır. mandrake seyretmeye gelmişsen otur seyret, sırları deşifre etmeye çalışma; çünkü, içinde bulunduğun çadırda deşifre edilecek bir sır-mır yok. var-mış gibi davranan bir sihirbaz ve yer-miş gibi davranan bir seyirci var; nezaketsiz yobazları saymazsak. diplomatik dil ve nezaket arasındaki ilişkiyi kuramayan anadolu kabalığı gazinin de muzdarip olduğu yontulması uzun yıllar geçmesine rağmen başarılamayan devrim kanunlarının vermesi beklenen meyvsi idi. gelin görün ki, okumuşluğu artırmayı başardıysak da, nezaket kazandırmayı, beyfendiliği öğretemedik çarıklılara ve dolaysız olarak kenarın hırsıyla iktidara daha bir inatla yürüyorlar mübarek ordumuzu görmezden gelmeye çalışarak. cumhuriyeti dedelerimiz kanları ve terleriyle saltanattan aldılar, paylaşmayacağız, böldürmeyeceğiz, vermeyeceğiz…tezgah mı? ne kadar anlayışlısınız…
July 10, 2009 at 5:30 pm
@namıkkemalist
“paylaşmayacağız” “böldürmeyeceğiz” “vermeyeceğiz” ne kadar da açık görüşlü, dostane ve kibarsınız. “mübarek ordumuz” sadece sınırlar içerisindeki herkesi korumakla mükellef bir kurumken ona atfettiğiniz bu “mübareklik”ten de kaynaklanmıyor mu biraz acaba o “daha bir inatla yürüyme” işi diye de bi bu milliyetçi, faşist söylemi kendinize sormak lazım.