Şark İstiklal Mahkemesi Savcısı Ahmet Süreyya Özgevren hatıratlarında mahkemedeki durumu bizzat kendi ağzından itiraf etmektedir:
Bir gün mahkemeye karayağız bir Kürt genci getirdiler. Hakimler sorguya çekti. Türkçe bilmediği anlaşılınca, hakimler danıştılar ve delikanlının idamına karar verdiler. Gerekçeleri şöyleydi: ”Türkçe bilmeyen bir kimseden bu memlekete hayır gelmeyeceğinden idamına karar verildi.” Hemen o gece götürüp o çocuğu astılar. Dağ kapı meydanı’nde Yalova adlı küçük bir otel vardı. Orada kalıyordum. Uyur uyumaz o türkçe bilmeyen çocuk rüyama girerek boğazıma sarıldı ve ”niye bıraktın beni idam etsinler” diye tehdit etti. Bu hal iki üç kez tekrar etti. Deliye dönmüştüm.¹
¹ Altan Tan, Kürt Sorunu, Timaş. s. 240
Tags: alıntı, istiklal mahkemeleri, Kürt Sorunu
September 11, 2009 at 3:46 pm
kanı kanla yıkamazlar bunu anlasak bu sorun biterdi…
September 14, 2009 at 2:21 am
kabullenilmesede böyle durumlar yaşandı. bu kadar ağır olmasada halen benzer durumları duymaktayız.
December 11, 2009 at 12:40 am
Altan Tan okuyarak bilgi ve fikir sahabı oluyosanız vay siyin halinize