”Kim eleştirecek olursa ‘birlik’ tabusuna karşı günah işliyor demektir”
Thedor W. Adorno
Bu blogu açmaya karar vediğim günü çok net hatırlıyorum. Bir makine mühendisliği fakültesi öğrencisi olarak yoğun geçen sınav dönemim esnasında ‘’soluklanmak” kastı ile nette gezinirken, kendimi ”gündem-politika” bloglarından birinde bulmuştum. O güne kadar ülke gündemi ve politika üzerine bir ilgim vardı, ama fikirlerimi yazarak ifade etmeyi düşünmemiştim. Yazdıklarım bilimsel makaleler -tabi ki abartılı şeyler değildi- ve bir takım kişisel notlardı. Bunun ötesinde bir şey yoktu.
Ama politika-siyasete olan ilgim çok eskilere dayanır. Sadece trt ve star tv’nin olduğu günlerde, tek eğlencem olan tv’yi açıp, karşısına ”acaba bugun ne izlesem” diye geçtiğimde, karşımda ”kırmızı koltuk” adlı bir siyaset porgramı çıkardı. Başka bir seçeneğim olmadığı için mecburen bu programı izlerdim. Ortalama yedi yaşımda tv karşısında ”kırmızı koltuk” adlı programı izleyip kurabiye yediğimi çok net hatırlıyorum.
Daha sonra bir şekilde babamın ısrarıyla günlük gazete okumaya başladım. Cumhuriyet Gazetesi günlük okuduğum tek gazeteydi. Ve kemalist bir ailede yetişmiş biri olarak bu okumalarım çok taktir edilirdi. Ve/yine bu dönemde kendimi ”iyi eğitimli ve kültürlü bir aileden yetişmiş, iyi eğitimli kemalist bir genç” olarak tanımlardım. Babamın subay olması nedeniyle etrafımızdaki kesim tamamen kemalistti. Kemalist olmayanlar bile zaten bunu dile getiremezlerdi.
Bu dönemde kemalizm benim için din gibi bir şeydi. Kemalizme gelen her eleştriye şiddetle karşı çıkardım; çünkü aldığım ”iyi eğitim” beni bu şekilde kodlamıştı. Ve kemalizme getirilen her eleştri bir şekilde ”ihanet içinde” olanların işiydi.
Aldığım ”iyi eğitime” dair ironik anılarım var: Ankara’da kaldığım askeri lojmanların içerisinde asker çocuklarına ait okullar vardı. Anaokulu ve ilkokulun bir kısmını burada okudum. Bu okulların hocalarını özellikle seçmiş olacaklar ki, hepsi birer koyu kemalistti. Anaokulu hocamın, duvarda asılan atatürk fotoğrafını göstererek ‘’ses yapmayın, çünkü atatürk sizi izliyor. sakın haaa!” diyerek bizi korkutup, diğer sınıftaki erkek hocayla kurlaşmak için bahçeye çıktığını net hatırlıyorum. ”bizi izleyen” atamıza karşı büyük bir korku beslediğimiz için çıtımızı çıkarmadan fotoğrafa bakardık. Hatta sınıf arkadaşım merve’nin, ”atatürk bana kızar mı” diye ağladığını hatırlıyorum.
İşte daha anaokulundan itibaren bu tarz bir eğitimin kurbanı oldum. İnsan beyni, küçük yaştan itibaren mutlak doğruları olan bir eğitimden geçtikten sonra düşünme ve sorgulama yetisini ciddi manada kaybediyor. O dönemde herkesin mutlaka böyle düşünmesi gerektiğini, ve böyle düşünmeyen herkesin ”ülkeyi satan hainler” olduğunu düşünürdüm.
”ülkeyi satan hainlerle” karşılaşmam ise annemin memleketinde oldu, çünkü anne tarafından akrabalarım ”milli görüş” çizgisinde olan kişilerdi. (…)
Tags: doktrin, kemalizm, son üç yazı
October 8, 2009 at 3:44 pm
Devamını merakla bekliyorum.
October 8, 2009 at 6:11 pm
Bu ülkede bence herkesin benzer hikayeleri var belki de. Ben de tam bir din ideolojisiyle yetiştirildim, ailem çevresini bile değiştirdi bizi “iyi” yetiştirebilmek için. Ama tüm bu eğitimler içsel değil, dıştan dayatmalı olduğu için bir yerden, bir kişiden duyulan bir cümleden çatlak açılıveriyor ve her şeyi sorgulamaya götüren bir düşünceye yol açıyor.
Sorun da bu çatlaktan sonra meydana geliyor esasında, sevdiğiniz insanlara farklı bir teori sunuşunuzda devamlı reddedilmeniz bazen tak ediyor insana. Yine de o çatlağı aldığım zamana, kitaplara, dergilere, internete müteşekkirim çok, her zaman farklı bir bakış açısına beni götürdükleri için.
October 8, 2009 at 6:26 pm
Eline saglik. Arayi uzatme olur mu?
October 8, 2009 at 7:47 pm
Benim gibi sizin yazılarınızda kendini bulan çok insan var bundan eminim,blogunuzu zevkle takip ediyorum,son yazılarınız olduğunu belirtmişsiniz umarım kararınız değişir.
October 8, 2009 at 8:35 pm
valla herşeyi tek seferde anlatsaydın bir çırpıda okurdum. bekleyeceğiz artık :)
October 8, 2009 at 10:07 pm
hocam zidane bir sen iki. seni yesil sahalarda gormek isteriz.
October 10, 2009 at 1:49 am
Yazının devmanı diğer yorumcular gibi elbette bende bekleyeceğim, fakat bir kuşak çatışmasından doğan bir duman silsilesi gibi! Vb. vb. .
Ama her ne olursa olsun ve nereye gidersen git yanında hipotezini de taşıman umuduyla.
October 19, 2009 at 7:46 pm
son cümlende biraz sakatlık var sanki. niye son 3 mezun mu oluyon yoksa :)
October 24, 2009 at 1:37 pm
ne olursa olsun bir görüşü putlaştırmadan üstümüze giyebilirsek, ileride her zaman daha iyi düşünceleri bulabileceğiz. güzel bir yazı elinize sağlık.
October 24, 2009 at 7:32 pm
rahmetli anneanem anlatırdı.
ikokul birinci belki ikinci sınıftaymış
ilk on kasım törenlerinden biriydi belki de
saygı duruşunu tarif ederken
nefes bile almayacaksınız demiş bir öğretmen.
ciddiye almış o da ne bilsin.
öleyazmış tabii ki de.
attürkü hiç sevmemesini buna bağlardım bende
ama büyüyünce anladım.
sevmiyordu çünkü o gerçek bir dindardı.
babam abim sol görüşlüler
ayrıca toz kondurmazlar ona.
ben ise “vatan hainiyim.”
:)
yalnız şunu eklemeliyim;
kemalistlere göre kemalizm karşıtlığı
vatan hainliği ise
o mamakamı milli görüşçüler dolduramaz söyleyeyim
cünkü onun siyasetine siyasetle cevap verilmez.
yani ben milli görüşçü filan değilim :)
selam ederim.
October 24, 2009 at 7:33 pm
rahmetli anneanem anlatırdı.
ikokul birinci belki ikinci sınıftaymış
ilk on kasım törenlerinden biriydi belki de
saygı duruşunu tarif ederken
nefes bile almayacaksınız demiş bir öğretmen.
ciddiye almış o da ne bilsin.
öleyazmış tabii ki de.
attürkü hiç sevmemesini buna bağlardım bende
ama büyüyünce anladım.
sevmiyordu çünkü o gerçek bir dindardı.
babam abim sol görüşlüler
ayrıca toz kondurmazlar ona.
ben ise “vatan hainiyim.”
:)
yalnız şunu eklemeliyim;
kemalistlere göre kemalizm karşıtlığı
vatan hainliği ise
o mamakamı milli görüşçüler dolduramaz söyleyeyim
cünkü onun siyasetine siyasetle cevap verilmez.
yani ben milli görüşçü filan değilim :)
sön üç yazı etiketini de açıklarsan sevinirim.
yazının devamında inşallah görüşmek üzere kardeşim.
selam ederim.
November 8, 2009 at 8:24 am
Blogunuzu yeni keşfettim ve yazının devamını çok merak ettim. Uçan Kaplumbağa’dan sevgilerle..
November 9, 2009 at 8:15 am
selam sana duçe! ulu önder, manitu…yolumuz ubor metenga…
November 22, 2009 at 7:34 pm
korhanya şöyle birşeyyazmışsın:”babam abim sol görüşlüler
ayrıca toz kondurmazlar ona”
abin ve baban sol görüşlü değiller. öyle olduklarını sanıyorlar. sol ile atatürkün arasında hiçbir bağ yoktur. bu çok basit bir konu tartışmaya gerek bile yok!!!
November 22, 2009 at 9:34 pm
incememed,
“sol ile atatürkün arasında hiçbir bağ yoktur.” demişsin.
kaç tane solcu geçinen
bu ayrımın farkında muhterem.
babamla abime faşist demek içimden gelmiyor :)
November 25, 2009 at 7:01 am
Yok oyle cekip gitmek… az yaz ama yaz. Baska arkadaslarin bloglarinda konuk olarak yaz. Ama yaz.
Borcun var.
Simdilerde lisede, universitede okuyan genclere borcun var. Onlarda su siralar “Kirmizi Koltuk” seyrediyorlar.
December 2, 2009 at 7:34 pm
Sizi sizin gibilerin dışında kimse dandinlemez.Zaten hep siz ve sizin gibilerin dandinlerini dinlediğiniz için artık aynı vıdı vıdıları kendiniz de yapıyorsunuz.Dünyaya tek pencere açılmış yaşadığınız odadan.Artık büyük bir ev alın kendinize,her yöne penceresi olan,kapısı herkese açık bir ev!
December 13, 2009 at 7:37 pm
korhanya;
faşist demek istemiyorsan o zaman solcu deme :)