Birkaç öneri üzerine yeni bir bloga geçme fikrinden vazgeçtim. Vazgeçme nedenlerimden bir diğeri de bunun epey bir vakit alacak olması. Bu nedenle bu blogta bazı düzenlemeler yapacağım. Kendi alan adıma geçme dururmumda olabilir. Her neyse, bakacağım artık.
Archive for the ‘Balik’ Category
Not
August 29, 2009Mutlu Bayramlar
December 7, 2008Allah’ın hikmetine bakın ki, geçen sene olduğu gibi bu sene de hac kurban bayramına denk geldi. Mutlu bayramlar.
Ve Aşk Yenildi
November 16, 2008Pazar günleri siyaset-politika gibi ciddi konuların dışında bir şeyler karalama karar verdim. Bugune bu kısmetmiş.
Aşk yenildi.. Çünkü söylenen sözler, bağlılık yeminleri, hepsinin bir başlangıcı olduğu gibi bir sonu vardı. Aşk denilen şeyi sonsuz sanıyordu; ölümlü insanın sonsuz aşk sahibi olamayacağını unutarak belki. Aşk denilen o şey belki bu idi, hani geçici olarak unutma hali sonsuzluğun imkansızlığını. Sonsuz sanarak yaşama isteği, oysa sonsuz aşk yoktu. Sonlu bir ömre sahip insan sonsuz aşk yaşayamazdı.
Fark etti, ve anladı, aşk yenildi.. Geriye kalan sadece bir yıkıntı. Ve o yıkıntıların arasında nefes alıp vermeye çalışan insan.
Hayatı anlamaya yönelik bir adım daha attı bugun, ve bir bedel daha ödedi. Çunku hayatı anlayabilmek için bedel ödemek gerekiyordu. Doğanın kanunu böyleydi..
Bir bedel, hayata dair bir öğreti, yıkıntılar ve insan. Bugun yine sonu gördü, o kuyunun en sonunu. Zaten hep buna inanırdı o, ‘gördün/mü dibi göreceksin’ derdi, ‘çunku dibi görmek her zaman iyidir’, daha kötü olamaz insan, ve artık iyileşmeye başlayacağının bir göstergesidir bu.
Artık daha iyi olacaktır her şey, çunku kaybedecek pek fazla şey kalmamıştır. Ve o an, insanı yaşama bağlayan tek şey hayalleridir. Kuyunun sonunda bir güneş gibi doğar sana, yalnızsındır, tıpkı en başta olduğu gibi, yanında sadece sen ve hayallarin. Afilli bir yalnızlık hali yani..
Afilli bir yalnızlık, seni her an güçlü hissettiren bir yalnızlık..
Ve aşk yenilir, insan kazanır.. Kaybeden yoktur; çunku yenilen aşktır..
Bu Blog -Uçan Balık- Yayına Devam Etsin Mi?
October 18, 2008Yardım
October 3, 2008Epeydir blog yazıyorum; öyle olunca artık kendi alan adıma geçeyim, rahat edeyim diye düşündüm. Şu hosting paketini satın alıyorum; ama bundan sonra ne yapacağım konusunda bir fikrim yok. Bu işlere şöyle bir göz atayım dedim; ama ne yalan söyleyeyim epey bi karışık geldi. Hosting paketini aldım sayılır; gerçi an itibariyle almadım, ama aldım sayılır yani. Bundan sonra yapmam gerekenler konusunda bana yardımcı olacak birini arıyorum.
Çok makbule geçer; en laik duygularımla dua ederim. Netice-i kelam bu işlerden anlayan bir arkadaşın yardımına ihtiyacım var.
Devlet Elini Eğitimin Üzerinden Çekmeli
September 9, 2008
Bu hafta bir çok öğrenci ders başı yaptı. Ya da hayır, şöyle demeliydim, zorla ders başı yaptırıldı. Hemen aklıma ilkokula başladığım o ilk gün geldi. Tarifi imkansız bir acı yaşamıştım; çünkü artık dünya ile bağım bir şekilde kesilecek ve dört duvar arasında bize verilen şeyi almak zorunda bırakılacaktık. Bu ‘şeye’ ‘eğitim’ adı veriliyordu. Son derece militarist bir eğitimden geçiyorduk. Saçlarımız ‘asker traşı’ tarzında kısaltılmalıydı, kıyafetlerimiz birbirinin bire bir aynısı olmalıydı, her sabah aynı marşları söylemeliydik, asker gibi sıraya girmeliydik ve bize dayatılan ‘şeylere’ itaat etmeliydik.
Bütün bunların ötesinde bir de, buralarda adı ‘öğretmen’ olan, ama bu vasıf ile uzaktan yakından ilişkileri olmayan ve benim öğretmen diyemeyeceğim ‘devlet memurları’ vardı. Esasen bize verilen ‘eğitim’in çıkmazıda tam olarak bu devlet memurları. Bu yazının konusuda, benim ilköğretim hayatım değil, bu memur zihniyeti. (yazının devamı için..)
Birkaç Soru Sorabilir Miyim?
September 3, 2008
Kocaeli Garnizon Komutanı, ‘TSK adına’ cezaevindeki Tolon ve Eruygur’u ziyaret etmiş. Bir de bunun üzerine, bu ziyaret, Genelkurmay’ın sitesinde duyrulmuş. Sitede şu açıklama yapılmış;
1. 03 Eylül 2008 günü, saat 11:30 ‘da Kocaeli ili Garnizon Komutanı Korgeneral Galip MENDİ, Kandıra Cezaevinde tutuklu olarak bulunan (E) Orgeneral Şener ERUYGUR ile (E) Orgeneral Hurşit TOLON’u ziyaret etmiştir.
2. Türk Silahlı Kuvvetlerine uzun süre hizmet veren iki emekli komutana yapılan bu ziyaret, Türk Silahlı Kuvvetleri adına gerçekleştirilmiştir.
3. Bilindiği üzere, dün olduğu gibi bugün de Türk Silahlı Kuvvetlerinin yargıya olan saygısı ve güveni tamdır.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
Bİr kaç soru sormak isterim;
1. Bu ziyaret neden gerçekleştirilmiş olabilir?
a. Paşalar içerde, ‘yat yat sıkıldık lan. okey bile oynayamıyoruz. Okeye dörtlü lazım’ diye isyan etmiş. Bunun üzerine Garnizon komutanı, yanına emir erini alarak paşaları ziyaret etmiştir. İçerde birkaç el okey çevirmişlerdir.
b. TSK bu ziyaret ile, ‘bu paşalara dokunanı yakarım. Biz bu noktada tarafız’ mesajı vermiştir.
c. TSK burada, ‘12 eylül yaklaşıyor. İbret al. Bunlar benim adamım, daha fazla ileri gidersen cıss yaparım’ şeklinde bir mesaj vermiş. Ama bunu yargıya değil, direk hükümete vermiştir.
d. Mesaj falan yoktur. Garnizon Komutanı asker arkadaşlarını özlemiş, ‘iki sohbet edek’ diye düşünmüş ve bu ziyereti gerçekleştirmiştir. (yazının devamı için..)
Görüşmek Üzere
July 17, 2008
‘Bir süre sonra insan bloguyla arasında duygusal bir bağ kurmaya başlıyor’ derlerdi, inanmazdım. Öyle oluyormuş, neticede buraya kendinizden bir şeyler katıyorsunuz.
Bir süredir yazamıyorum; çünkü bir türlü toparlayamıyorum kendimi. Okul ve sınavlarım bitti, başarısızlığa alışkın olmayan (esasen herkes böyledir) biri olarak, başarısız bir yıldı diyebilirim. Yorgunum. Yorgunum, ama dinlenmeyi hak etmediğimi düşünüyorum. O yüzden bi tatil yapmakta içimden hiç gelmiyor. Bütün bunlar üzerine bir de balık burcu iseniz (kader utansın, öyleyim) duygu yoğunluğunuz tavan yapmış demektir; bu da yaptıklarınızın iki katı ile sizin üzerinize bir yük olacağı anlamına gelir. Ama hayat işte, güzel şeylerde oluyor. Kardeşim Öss de istediği ODTU veya İtü makine mühendisliği bölümlerine yetecek puanı aldı. Kısmetse seneye bunlardan birinde okuyacak. O da abisi gibi makine mühendisliğinde sürünmek, pardon okumak istiyor=)
Her şeye rağmen hayat güzel. Mesela şu an dışardan ferhat göçer’in sesi geliyor, ‘gül ki sevgilim, gül ki gözlerin, solmasın sakın aşk çiçeğim’.
Burası bir süre boş kalacak. En azından toparlanana kadar. Eğer ki yazmazsam blogta katkısı olan herkese teşekkürler. Hatta hurriyet gazetesi köşe yazarları edasıyla şöyle diyeyim, ‘bütün okuyucularıma (çok okunan yazar havaları) teşekkürler’..
Eyvallah..
Tespih, Darbe ve Ergenekon
July 12, 2008
Bu satıları okuyanlar bilir, benim ’sarıkız’ ve ‘ay ışığı’ rumuzlarıyla sürekli mail gönderen sonuna kadar laik okuyucularım var. Bunlar gönderdikleri e-maillerde, ‘yaw ucanbalik, islamcılar iyice zıvanadan çıktı, almış eline tespihi savcının biri onu bunu içeri atıyor, islamcı kesimde bir bayram havası var, sen halen sessizsin. Bir sabah ‘Allah u ekber’ sesleriyle yüce kazanımlarımızın içine edecekler, rejimi değiştirecekler, sen halen şu islamcı takımına iki kelam etmiyorsun’ mealinde sitemde bulunuyorlar.
Efendim öncelikle ben de bu kaygıları paylaşıyorum. Yalnız şu tespih olayını pek anlamadım. Yarı militarist-yarı demokrat, biraz melankolik yazarımız CAN CAN dündar yazısında belirtmiş sanırım bunu. Eh, benim laik okuyucularım her gün milliyet, hurriyet okudukları için böyle ayrıntıları kaçırmıyorlar. Efendim benim yorumum, bu savcı derhal görevden alınmalıdır, sırf bu yüzden yani. Eline aldığı tespihten dolayı pek tabi. Bir kere tespih siyasal simgedir efendim. Hemen islamcı takımı, ‘olur mu öyle şey’ diyecektir. Ve/hatta sünnet bile siyasal simgedir; ama milletin şeyinin bizim yüksek imtiyazlarımıza, pardon kazanımlarımıza bir zararı olmadığı için yasak getirilmesine gerek yok. Konuya dönecek olursak, işte bu bahsettiğim sebepten bile bu dava düşmüştür. (yazının devamı için..)
Gladio’nun Çöküşü: Ergenekon
July 5, 2008
Avrupa’da soğuk savaş döneminden kalma kontrgerilla’nın hepsi tasfiye edildi. İtalya’da büyük savcı Felice Casson’un inanılmaz çabasıyla cıa destekli kurulan örgütü bitirdi ve darbecilerin hepsi içeri girdi; Yunanistan’da kışladan çıkmaya çalışan cuntacılar içerde ve artık soğuk savaş döneminin cıa destekli kurulan bu yapılanmaları teker teker çöküyor. Bu süreç engellenemezdi ve artık tasfiye sırası Türkiye’de.
Bu yapının diline dolandırdığı anti emperyalist söylemlere bakmayın, meydanlarda ‘ne ABD, ne AB Tam bağımsız Türkiye’ palavralarına da bakmayın. Bunlar Atatürk’ü çıkarlarına alet ettikleri gibi anti emperyalizmide bir şeylerin üstünü örtmek için kullanıyorlar. Darbeler ülkesi Türkiye’de yapılan hep aynıydı. Bir zamanlar aşırı sağ ve sol kesim silahlandırıldı, ülke bir kaos ortamına sürüklendi ve ‘kurtarıcı misyonunu’ üstlenen bol yıldızlı cuntacılar bunu bahane ederek darbe yaptılar. Hep aynı senarya işledi bu topraklarda. (yazının devamı için..)