jørmungand uzun süredir takip ettiğim ve takip etmeye devam edeceğim bir blog. Açıkcası blog ironik kategorisinde bu blogla ilgili yazı yazacağımı düşünmezdim, ama son yazısı beni oldukça şaşırttı. Nedenine geçmeden önce yazıyı alıntılayalım;
Muhsin Yazıcıoğlu, 21 Mayıs 2007′de Samsun’da, arabasına kırmızı ışıkta geçen bir minibüsün çarpmasıyla ölümden döndü.
25 Ağustos 2007′de Sivas’ta arabasına bir araç çarptı ve gözden kayboldu. Traktör mü kamyon mu anlaşılamadı.
7 Haziran 2008′de Bolu tünelinde bir kamyonun bir anda arabasının önüne kırmasıyla çok ciddi bir kaza daha geçirdi.
25 Mart 2009′da kiraladığı helikopterle Maraş‘ın dağlarına çakılarak öldü.
Bütün bu tuhaf kazaları atlat, git Maraş’ta öl. Tanrı’nın, doğa’nın, bir şeylerin adaletine, ölülerin ruhlarının gazabına, bir şeylere inanası geliyor insanın.
Yazıyı okuduktan sonra aklıma aşırı dindar kesimin bundan yıllar önce yaşanan bir deprem üzerine açtıkları, ‘7.4 yetmedi mi?’ pankartları geldi. Siyasi görüşü her ne olursa olsun bir insanın bu kadar acı bir kaza ile can vermesinden sonra, ‘bu ilahi bir ceza’ tonunda yorum yapmak, ‘7.4 yetmedi mi’ pankartları ile slogan atan aşırı dindar kesimin tavrı kadar manasız ve hiç insani değil. Bir de bu yorumun ’soldan’ geliyor olması daha da garip, değil mi?
Ülkemin ’solu’ eğer böyle üzücü bir kaza sonrasında olayı maraş’a bağlayıp, ‘ey sağ, helikopter kazası yetmedi mi’ mealinde yorumlar yaparsa, aşırı dindarların yaşanan her doğa felaketini solculara verilmiş ‘ilahi ceza’ olarak görmesini garipsememek gerek. Tanrı nın siyasi savaş aracı haline getirildiği bir ülkede yaşıyoruz; ama garip olan o ki, muhsin yazıcıoğlu ve birçok solcu 12 eylül faşist darbesinden sonra aynı cezaevlerinde işgence gördüler.
Sahi, bu manasız ve insani olmayan ideolojik savaş yetmedi mi?