Archive for the ‘Günlük’ Category

Uçan Balık Üzerine

July 29, 2008

Daha uzun süreli bi ara vermeyi düşünmüştüm, ama pek uzak kalamadım. Bu yüzden Çağatay beyin de söylediği gibi, ‘miskinliği’ kısa tuttuk.

Bunla birlikte bu blog işini daha ciddi yapmam gerektiğine karar verdim. Ciddi derken uslup konusundan bahsetMİyorum. Zaman zaman meseleleri ciddi ele aldığım oluyor, ama genel olarak blogun ironik dilinin değişeceğini sanmıyorum; çunku bu ülkede bir meseleyi ciddi ciddi ele almayı denemek, insanın ruh sağlığı açısından pek de iyi değil. Bunu yapabilmeniz için en azından karşınızda sağlam argümanlar olmalı, ama bu ülkede tam bir çılgınlık hali mevcut. Türkiye’de egemen sistem kendini işte sağlam olmayan temeller üzerine kurduğundan dolayı meseleyi ciddiyetle ele almayı yanlış buluyorum. Zaten bu yüzdende, ‘en iyi muhalefet şekli ironidir’ diyoruz.

Düşünün bu ülkedenin muhalefet partisi olan chp, Atatürk heykelindeki atın cinsel organının AKP’liler tarafından koparıldığını iddia edebiliyor mesela. Bunun üzerine bir rejim kavgası başlyabiliyor bu ülkede. Rejimin bu kadar kaygan bir zemine oturduğu bir ülkede meseleleri nasıl ciddiyetle ele alabilirsiniz ki? (yazının devamı için..)

(more…)

Görüşmek Üzere

July 17, 2008

‘Bir süre sonra insan bloguyla arasında duygusal bir bağ kurmaya başlıyor’ derlerdi, inanmazdım. Öyle oluyormuş, neticede buraya kendinizden bir şeyler katıyorsunuz.

Bir süredir yazamıyorum; çünkü bir türlü toparlayamıyorum kendimi. Okul ve sınavlarım bitti, başarısızlığa alışkın olmayan (esasen herkes böyledir) biri olarak, başarısız bir yıldı diyebilirim. Yorgunum. Yorgunum, ama dinlenmeyi hak etmediğimi düşünüyorum. O yüzden bi tatil yapmakta içimden hiç gelmiyor. Bütün bunlar üzerine bir de balık burcu iseniz (kader utansın, öyleyim) duygu yoğunluğunuz tavan yapmış demektir; bu da yaptıklarınızın iki katı ile sizin üzerinize bir yük olacağı anlamına gelir. Ama hayat işte, güzel şeylerde oluyor. Kardeşim Öss de istediği ODTU veya İtü makine mühendisliği bölümlerine yetecek puanı aldı. Kısmetse seneye bunlardan birinde okuyacak. O da abisi gibi makine mühendisliğinde sürünmek, pardon okumak istiyor=)

Her şeye rağmen hayat güzel. Mesela şu an dışardan ferhat göçer’in sesi geliyor, ‘gül ki sevgilim, gül ki gözlerin, solmasın sakın aşk çiçeğim’.

Burası bir süre boş kalacak. En azından toparlanana kadar. Eğer ki yazmazsam blogta katkısı olan herkese teşekkürler. Hatta hurriyet gazetesi köşe yazarları edasıyla şöyle diyeyim, ‘bütün okuyucularıma (çok okunan yazar havaları) teşekkürler’..

Eyvallah..

Final Arası

June 2, 2008

Sınav dönemim bitene kadar geçici olarak servis dışıyım efendim. Bu süre içerisinde, bir bildiri, e-darbe veya benzeri şeyler yaşanırsa bu iki haftalık sürenin sonunda değiniriz. Önder Sav gibi ortalıktan kayboluyorum (Tabi cep telefonum kapalı) ve kendimi türbin hesaplamalarının arasına bırakıyorum bir süre. İki hafta sonra görüşmek üzere..

Taşınmak Zorunda Kaldık! http://www.ucanbalik.blogspot.com

October 9, 2007

http://www.ucanbalik.blogspot.com

WordPress’e Türkiye’den uygulanan erişim engeli üzerine siteye admin girişi yapamıyordum. Bu sebebten dolayı bir açıklama getiremedim. ucanbalık artık ‘blogspot’ uzantılı devam edecek. Eğer ki Adnan Oktar diğer siteye dava açıp, değerli mahkemelerimiz orayı da NOKTALAMAZLAR ise..

Lafı uzatmanın manası yok. Artık şuradan devam ediyorum.. Link veren arkadaşların, verdikleri bağlantıları bu yeni adrese göre değiştirmelerini rica ediyorum. Şimdiden teşekkürler.. Adnan Oktar’ın ellerinden öperim!

http://www.ucanbalik.blogspot.com

Aptalsın Sen Çocuk!

July 19, 2007

kiss.jpgkiss.jpgkiss.jpgSen bir aptalsın çocuk! Yüzleş artık kendinle ve duygularınla. Sattığın bedeninin ve ruhunun hesabını vereceksin şimdi. Hazırlan!

Kirlenmiş bedenin, kim bilir kaç kişiye satıldı. Ruhunu ve kendini, benliğini sattın, yok pahasına.. Anlamayacak mısın halen, her hayatına girenin ruhundan bir şeyler götürdüğünü. Kirlenmiş bedeninin hesabını vereceksin çocuk!

Şöyle en afillisinden, koca bir şamarı hak ediyorsun sen çocuk. İnen o koca şamarla hissedeceksin, ruhunun ve bedeninin kirlenmişliğini. Ve o an çocuk, ve o an en dipte bulacaksın kendini. Kuyunun içinde kurtarılmayı bekleyen, peygamber gibi. Öyle bir batacaksın kii hayatın derin kuyularına, yaraların derinleşecek, kirli bedeninde. Ve bedeninin yaraları her iyi olduğunda kendini daha iyi hissedeceksin!

Yüzleş çocuk! Hayatına giren ve hayatından birşeyler çalan insanlarla yüzleş. Ve sil artık çocuk, vaftiz olmayı bekleyen bir beden gibi. Hz. Yunus Peygamberin, çıkarken kendisini yutan yunusun karnından, ettiği duada ki pişmanlık sen olmalısın çocuk!

Hadi yüzleş, günahkar bedeninle.

Ve çocuk, yüzleştikten sonra kendinle ve hayatını kirletmiş bedenlerle, kendine bir söz vermelisin. Başka bedenlerin ruhuna sahip olmaması için..

Hz. Vahşi’nin, Hz. Hamza’nın kanıyla kirlenen bedenini, pişmanlık göz yaşlarıyla yıkaması ve sevgilinin   gözlerine bakamaması gibi, bakmayacak gözlerin başka bedenlere. Ve artık kirletmeyeceksin ruhunu ve bedenini çocuk!

Şimdi kalk çocuk, kalk ve yaşa hayatı doya doya. Satma bedenini, hak etmeyenlere.

Yeni(lik)ler

July 9, 2007

image340.jpgimage340.jpg338128_xl.jpg338128_xl.jpgUzun süredir yazamadım, yoğun bir hafta geçirdim. Bu yoğunluğun içinde biraz hayal kırıklığı vardı, biraz heyecan. Henüz bir diplomam olmasına bir sene daha olmasına rağmen bir şirkette mühendis! olarak işe başladım. Üniversite eğitiminin aslında ne kadar yetersiz olduğunun farkına vardım. Teorik bilgi, uygulama alanında bir halta yaramıyor. Ama ilk şoku atlattım diyebilirim.

İşte bu bir-kaç hafta böyle geçti. İşe yoğunlaşmam gerektiği için pek ilgilenemedim, blog ile.  Ama eskisinden daha aktif olacak gibi görünüyor, ucanbalik. Daha fazla yazacağım. Her zaman fikirlerimin eleştirilmesini istemişimdir, farklı fikirlere hep değer verdim, onlar olmadan gelişemiyoruz. Bu konuda bir kaç arkadaşımın bana yardımcı olmasını istedim. Beni kırmadılar.

Sosyoloji’den Merve hanım, Elektronik’ten Mert bey, Mimarlık’tan Alev hanım..

Belli aralıklarla burada yazacaklar. Üç farklı fikir. Hepsinin ortak yönü, hadiselere  sert ama tutarlı eleştiriler getirebilmeleri.. Bazı konularda çok farklı düşünsekte, bir uzlaşma kültürü oluşturulabileceğimizi  umut ediyorum. Hatta buna eminim.

Yeni gelen arkadaşlara beni kırmadıkları için teşekkür ediyorum..

Yine, yeniden merhaba..

Aşk, Bu Kadar Kolay Mı Tükenir?

June 18, 2007

 Sevdiğini  kendi  haline bırak, dönerse senindir. Dönmez ise,  zaten  hiç  senin  olmamıştır..

Sevgiliye söylenen sevda sözleri, ’seni seviyorum’ ile başlayan, ’sensiz bir hayat düşünemiyorum’ a kadar devam eden, en afilli sözler.

Zihni bu kocaman sözlerin nasıl kendini tükettiğini düşünürken, kalbinin sol tarafında ki acıyı daha bir hissetmeye başladı. Sonra o ilk günü hatırladı, ansızın. Açıklamıştı. Hiç engelsiz, segiliye sevgisini ‘belki bir karşılığı vardır’ umuduyla.. Heyecanlıydı, daha önce yaşamamıştı bunu. Daha önce sevmemişti kimseyi bu kadar, hep başkaları sevmişti onu. Ukalaydı, koşmazdı başka bedenlerin peşinden. ‘Kaçan kovalanır’ idi onun için..(yazının devamı için..)

(more…)

Ayaküstü Düşünceler

May 4, 2007

d3cfb66ac5320cbd016616f330569662.jpg92bce154457524ea12ecaca80231d302.jpgBerbat geçen bir gün daha, Calculus’dan (!..) çıktım. Kendimi kampusten dışarı bi atsam. Kulağımda yine o tını, Dream Theater – Metropolis, seviyorum bu parçayı. Kampusten hemen çıkışta yüzünden tebessümü eksik etmeyen arkadaşımla karşılaşıyorum. O beni görmüyor. Telaşlı bir hali var, saçlarını toparlamaya çalışıyor, baş örtüsünü bir an önce takıp özgürlüğüne kavuşmak için. Onu öyle görünce üniversiteler için ”özgürlük alanlarımız” tanımını yapıp koltuk kabartan arkadaşlarımı düşünüyorum, gerçekten öyle mi? Üniversiteler bizim ‘özgürlük alanlarımız’ ise en temel özgürlük olan ‘kıyafet özgürlüğü’ neden yok? diye düşünüyorum. Sonra aklıma ‘Cumhuriyet Mitingleri’ geliyor. Ulusalcı arkadaşlarımın şişmiş egolarıyla yüzüme bakıp ”gördün mü canım, milyonlar yürüdü, hayat tarzlarını savundu o insanlar, yürüyenlerin çoğu bayandı. Özgürlüklerini savundu o insanlar” sözleri geliyor. Sahi, özgürlükleri kısıtlanan kimlerdi?

Neyse, bir gün onlarda anlayacaklar. Bir gün onlarda ‘iranda zorla baş örtüsü taktıran gerici mollalar ile, Türkiye’de baş örtüsünü yasaklayan zihniyetin’ aslında hiç bir farkının olmadığını. (yazının devamı için..)

(more…)

Sınav Dönemi Öğrenci Psikolojisi ve ”Grey’s Anatomy”

April 3, 2007

c4_mo.jpgc1_mo.jpgOrtalama bir üniversite öğrencisinin, sınav dönemi yaptığı ”nerede gereksiz iş varsa atla!” öğretisi gereği, ben de şu sıralar (stresten olduğunu düşünüyorum, ‘kanımca’) halk arasında(hep öyle denir ya, ‘halk arasında’)  ‘hastahane dizileri’ olarak geçen dizilere merak saldım.

Kültür Emperyalizm’inin bana göre tezahuru olan, Fox Tv’ de yayımlanan bir diziden bahsediyorum. Dizinin ismi ”Grey’s Anatomy”. İsminden de anlaşılacağı gibi bir ”hastahane dizisi”. Gecenin bir vakti beni ekran başına oturtan, kaliteli bir dizi. Tv ile pek aram yok ama, dediğim gibi sınav dönemi gereksiz ne iş varsa atlıyorum.

Grace adlı hastahenede, yeni ve acemi doktorlar için zorlu doktorluk ihtisas devresi programlarından biri uygulanıyor. Eğer yedi yıl boyunca Grace’de başarılı olurlarsa, cerrahlığa da hak kazanmış oluyorlar.

Senaryoyu kendime yakın bulmamdan mıdır, bilinmez (ki sınav dönemi her zaman, zor geçer/geçiyor) diziyi çok beğendim. Kısacası, ”Sınav dönemi öğrenci psikolojisine” girmiş, ortalama bir üniversite öğrencisinin, halet-i ruhiyesini okşayan bir dizi. Televizyonu, ‘çoğu zaman’ bir ‘aptal kutusu’ olarak gören benim için bile, üzerine bir kaç kelam etmemi sağlayan bir dizi. Demek ki ‘aptal kutusu’  iyi işlerde çıkarabiliyor.(yazının devamı için..)

(more…)

Endüstri – Makine Mühendisleri Tanışma Kokteyli

March 21, 2007

      Endüstri – Makine Mühendisleri Tanışma Kokteyli
email_logo.jpgYer        : Genç Girişimciler Kulübü
Tarih     : 23 Mart Cuma
Saat      : 19.30
Org.      : Endüstri – Makine Mühendisleri Komisyonları

Genç Girisimciler Kulübü Endüstri ve Makine Mühendisleri Komisyonları olarak, tanışma kokteylimizde, sizleri aramızda görmek bizleri  çok mutlu edecek. Makine ve Endüstri Mühendislerinin tanışma, bilgi ve tecrübe paylaşımının temellerinin atılacağı Kokteylimize sizleri bekliyoruz…

Hızla değişen ve gelişen dünyamızda değişime ayak uydurmuş, gelişime ve paylaşıma açık, sosyal, mesleki ve kişisel alanlarda kendini geliştirmiş olan insanlara duyulan ihtiyacın artması, Genç Girişimcileri Kulübü  gibi paylaşım ve gelişim platformlarının oluşturulmasının önemini ortaya koymuştur. Bu nedenle derneğimiz bilgi, birikim ve becerilerin toplandığı ve paylaşıldığı bir alan olmak ve üyelerinin kişisel, mesleki, sosyal alanlarda gelişimlerini sağlamak arzusundadır ve bunun için imkanlar hazırlamaktadır. Bu doğrultuda; çağın bilgi ve birikimini kültür ve değerler süzgecinden geçirerek toplum yapısına uygun hale getirip toplumdan kopmamış ve ona önayak olabilecek, vizyon sahibi bireyler yetişmesine katkıda bulunmak en büyük hedefimizdir.(yazının devamı için..)

(more…)