Archive for the ‘Medya Maymunları’ Category

”Yasal Kaynaklı Yerlerde Yazacak Cesareti Olmayan Bir Mastürbatör” Olarak

September 12, 2009

eksisozluk-vs-hincalulucHıncal Uluç, birkaç gün önce ”ekşi tepki” bir başlıklı yazmış. Orada şöyle zırvalamış;

Mustafa Erdoğan ve Gülben Ergen kardeşlerim Ekşi Sözlük adlı sitede haklarında yazılanları mahkeme kararı ile sildirmişler..
Boşuna zahmet etmişler..
Böyle siteler doğru dürüst bir yerde yazma imkanı olmayan ve de böyle şeyleri, yasal kaynaklı yerlerde yazacak cesaretleri olmayan bir takım mastürbatörlerin kendi kendilerine tatmin mekanları..
Bırakın etsinler ve Mustafa.. Gülben..
Siz açmadıkça, bakmadıkça, yoktur o site.. Kendileri yazar, kendileri okur, kendileri tatmin olurlar, “Ne geçirmişim” hayalleri ile.. Hele goy goycuları da varsa..
Boş verin..
Vaktiniz o kadar ucuz değil..

Hıncal’ın konuya atlayışından baya bi dertli olduğu görünüyor. Zaten birkaç kelime ilerde ”mastürbatörlerin kendi kendilerine tatmin mekanları” falan deyip ruhsal orgazmın doruklarına ulaşmış. Öncelikle, medya patronuna yalakalık yapmak ve kucağında oturmak, mastürbasyonun verdiği tatminden çok daha ötesini verecektir, yıllardır basında yer almış biri olarak bunu en iyi hıncal bey bilirler. Hal böyle olunca medya patronunun kucağına oturma derdi olmayan bizler, aa pardon, hıcal’ın tabiriyle ”doğru dürüst bir yerde yazma imkanı olmayan” bizlerin ”mastürbatörler” olarak kendimizi tatmin etmemiz çok görülmesin, en azından hıcal’ın kendini yıllardır birilerinin kucağında tatmin etmesine nazaran. -Hıncal’ın tabiriyle bir ”mastürbatör” olduğumun altını çizerim-

Yazının devamında ‘’s.kimde değil lan onlar, banane onlardan, siz de boşverin” mealindeki sözleri, hıcal’ın aslında yazıyı kaleme alışındaki ruh halinin bir göstergesi. Heralde hıcal bey, ekşisözlüğün etki gücünün kendi köşesinden bir hayli fazla olmasına epey bi içerlemiş. Ya da kendi adına girilen entryler canını sıkmış olabilir. Belki de bunların her ikisi doğrudur, büyük ihtimalle de böyle.

Aslında hıncal ve türevi geri kafalıların böyle bir algıları var; yani, internet ortamında nickleriyle girip fikirlerini beyan edenlerin, aslında nicklerinin arkasına sığınan ve ”yasal kaynaklı yerlerde yazacak imkanı olmayan kişiler” oldukları algısı. -sanki insanlar nickleriyle ile bir şeyler yazdıklarında fikir belirtmiyorlarmış gibi-

Başta bahsettiğim gibi, hıncal ve türevleri, internet gibi liberal bir ortamın kendilerinin sonunu getirdiklerinin bilincindeler, ve bu onların bu saldırganlıklarını tetikliyor. Eh kolay değil, sen koca koca gazetelerde yaz, ama ”doğru dürüst bir yerde yazma imkanı olmayan kişiler” ya da ”yasal kaynaklı yerlerde yazacak cesaretleri olmayan bir takım mastürbatörler” senden daha büyük bir etki gücüne sahip olsun. Zor tabi, bu saldırganlıkta bundandır..

Son olarak, kurallara alışmış zevat; internet ortamında ne yazık ki kuralları siz koymuyorsunuz. Hiç kimse koymuyor..

Münevver Kızımız Yolluydu Zaten!

September 1, 2009
Medyanın yaptığı haberlerinde ”münevver cinayetinin” alt metninde böyle bir mesaj veriyor. Ahlaksız bir mesaj. Mesajın altından öyle büyük bir ahlaksızlık yatıyor ki, on numero. diyor ki alt metinde medya, ”münevver kızımız yolluydu, kaşarın tekiydi, teğmen ile falan da mesajlaşınca kızan cem, kesti münevver i.” Her şey bu kadar basit işte.

Pala bıyıklı bilmem ne müdürünün, ”kızlarına sahip çıksalarmış” sözü geliyor sonra aklıma. bir de erdoğan ın, ”ahlaksızlık” sosuyla servis ettiği sözleri geliyor, hani şöyle en affilisinden, ”kızına sahip çıkmayan ya davulcuya ya zurnacıya.”

Bunların hepsini birleştirince karşıma toplum gerçeği çıkıyor, en babasından. ataerkil bir yapı işte, fazlası yok, sadece bu.. ardından ”Seda ablamız,” ”kadırgalı” sıfatıyla rayting avcılığı yapıyor, münevverin kanları üzerinden. Pek tabiki yine ahlaksızca.. yarım saat aralıksız -belki daha fazla-soruyor babaya, ”bu bir kıskançlık cinayeti miydi?” öyle olmalıydı çünkü, toplum öyle istiyordu. münevver yolluydu çünkü, teğmenle mesajlaşmıştı. ve karşınıza bir alt metin daha çıkıyor, ama bu çok daha ahlaksız ve çok daha derinlerde. derinlerden diyor ki size, ”münevver zaten yolluylu, hak ediyor ölümü.”

Bunca ahlaksız alt metinli haberlerden, programlardan sonra şöyle en afilli küfürü savurası geliyor insanın, bu ataerkil yapıya ve sözcülerine..

Putin Baykal’a DalMIŞ

August 2, 2009

ht_logoHaberturk’un bugunkü haber başlığı, ‘Putin Baykal’a daldı’ şeklindeydi.

Haberi ff’ de gördükten sonra bir an heyecanlanıp, ‘ulan acaba nasıl daldı, kesin, öyle sosyal demokrasi, solculuk mu olur mına koyayım, karl marks ın kemiklerini sızlatıyorsun’ diye tekme tokat girişti sandım. Sandım da heyecanlandım, sevindim. Oysa putin bizim baykal’a dalmamış, baykal gölüne dalmış.

Heralde başlığı atan ‘gazeteci’ de böyle düşünmüş olacak ki, ‘putin baykal gölüne daldı’ şeklinde değil de, ‘putin baykal a daldı’ şeklinde başlık attı ve hepimizi güldürmek istedi.

Aslında daha komik bir şey var; o da Türkiye’de ki gazetecilik anlayışı.

Soyun Ahmet Hakan Soyun!

July 10, 2009

‘Kalemi kıvrak fakat ruhu yavşak’ yazarımız ahmet hakan bu sefer türbanlı kızların evlilik meselesine el atmış. Yazıyı okuduktan sonra ‘ah be ahmedim, etrafında çatacak hatun kalmadı mı, eskiden hülya avşar’a falan kur yapardın köşende, kalmadı mı kur yapacağım manken, şarkıcı hatun falan’ diye geçirdim. Anlaşılan kalmamış, kalmamış ki bizim eski ‘islamcı’ yeni playboy ahmet hakan sormuş, ‘bu türbanlı kızlarla kim evlenecek?’

Heralde bu sorunun cevabını düşünecek kadar düşük bir zeka seviyesine sahip değiliz, ama ahmet hakan’a sormak gerek; senin bu halin ne olacak ahmet hakan? Birkaç kişinin oğlunun türbanlı bir hatunla evlenMEmesinden yola çıkarak koca koca sosyolojik analizler yapmak da nedir? Kıytırık konulara değinip gündemde kalmak istiyorsan daha kestirme yollar var; mesela bırak onu bunu diğer yazar arkadaşların gibi soyun. Gündemden aylarca düşmezsin, valla!

Fazla Söze Gerek Yok: Vakit’tir Ne Yapsa Yeridir

April 15, 2009

Vakit’in faşizan saldırısı konusunda bir şeyler karalayacaktım, ama söylenecek her şey söylenmiş zaten; burda ve şurda. Ben de aylar önce vakit ile ilgili şöyle bir şey yazmıştım; daha fazla söze gerek yok.

Bak Sen Şu İşe: ‘İşsizliği protesto için yürürken iş buldu’

March 26, 2009

Haber7′den bir haber, şöyle;

Niğde’nin Ulukışla ilçesinde ikamet eden Çetin Yörük (35), 8 ay önce işsiz kaldı. İşsizliği protesto etmek için Niğde’den Ankara’ya doğru yürüyüşe geçen vatandaş, yolda iş bulunca eylemini yarıda kesti. Yörük, yolda karşılaştığı Topakkaya Belediye Başkanı Yılmaz Akbulut ve işadamı Zafer Akça’yı sigara istemek için durdurdu.

Yörük’te ki şansa bak, yolda belediye başkanı ile karşılaşıyor; ne fantastik bir seyahat. Acaba yolda başına daha neler geldi. Bir de belediye başkanını iş istemek için değil, sigara istemek için durdurmuş. Garip tabi.

Ancak Akça, sigara vermek yerine işsiz Çetin Yörük’e sahibi olduğu dinlenme tesisinin inşaatında çalışma teklifi yaptı.

Başkan da insan sarrafı adammış, bir bakışta ‘vatandaşın’ işsiz olduğunu anlamış, ve iş teklifi yapmış. Bir de anlamadığım, ’sana sigara yok, iş var’ mealinde bir vurgu neden yapılmış. İş sahibi adam sigara içemez mi, ya da başkan iş verdiği için sigara vermesi gerekmiyor mu? Bu ne saçma haber.

Yörük böylece, protesto yolunda iş sahibi oldu. Ailesini de Topakkaya’ya getiren Çetin Yörük, inşaat tamamlandığında tesisin yemekhanesinde çalışmaya devam edecek.

Demek ki neyMUŞ, kriz bizi protesto yollarında teğet geçMUŞ. İşsiz olanların ilk yapacağı şey yolda karşılarına aniden çıkan belediye başkanlarından, iş adamlarından falan sigara istemekMUŞ. Durmak yok, hizmete devamMUŞ.

Evrim Soruları

March 20, 2009

evrim1) Doğan medyasının köşe yazarlarının hep bir ağızdan tubitak’ı hedef almasının sebebi nedir?

a) Tubitak’ın darwin’i sansürlemesidir; çunku doğan medyası yazarları bilim aşığı insanlardır, bilimle yatarlar bilimle kalkarlar.
b) Doğan medyası köşe yazarlarına maymunlar cehenneminden vahy gelmiştir.
c) Tubitak’ın yayınladığı ‘marker raporuyla’ birlikte DOĞAN’a ait Petrol Ofisine ceza kesilmesi, ve DOĞAN’ın intikamcı tarafının orgazm haliyle saldırganlaşması.
d)
Darwin aşkı.

2) Tubitak dergisinin editöryal çalışması iklim değişiklikleri üzerineyken, Dr. Çiğdem Atakuman’ın dergiye kendi başına birkaç sayfa ilave ederek kapağa Darwin’i çekmesindeki amaç nedir?

a) DOĞAN yazarlarına olduğunu gibi Çiğdem Atakuman’a da maymunlar cehenneminden vahy gelmiştir.
b) AKP’ye açılacak olan ikinci bir kapatma davası için malzemeye ihtiyaç vardır; eh ota boka dava açılabiliyorken, ‘Darwin’i sansürleyen gericiler’ mealinde bir ‘delil’ hoş durur yani.
c) Söz konusu akp ye bel altı vurmaksa her yol mübahtır.
d) Darwin gece Çiğdem hanımın ruyasına girip ampül patlatmıştır, bunu gören Çiğdem hanım, ‘bu bir mesaj’ deyip, akp’yi köşeye sıkıştıracak bu ‘parlak’ çalışmayı yapmıştır.

3) Aşağıdaki seçeneklerden hangisinde evrimleşme sırası doğru verilmiştir?

a) Cumhuriyet gazetesi-radikal gazetesi-hürriyet gazetesi-ilk çağlarda mağara duvarlarına yazılan yazılar
b) Cumhuriyet gazetesi-radikal gazetesi-hürriyet gazetesi
c) Milliyet gazetesi-Cumhuriyet gazetesi-vakit gazetesi
d) Vakit gazetesi-milliyet gazetesi-radikal gazetesi

4) Yine, aşağıdaki seçeneklerden hangisinde evrimleşme sırası doğru verilmiştir?

a) Türker Alkan-İsmet Berkan-hakkı devrim-aydın doğan
b) ismet berkan-hakkı devrim-aydın doğan-türker alkan
c) Türker Alkan-İsmet Berkan-hakkı devrim-aydın doğan-Australopithecus (soyu tükenmiş bir maymun)
d) Australopithecus-Türker Alkan-İsmet Berkan-hakkı devrim-aydın doğan

Haber 7: İbne Adam Karayalçın’a, Sapına Kadar Erkek Adam Melih’e Oy VerirMUŞ!

March 6, 2009

kapak-079Haber 7, birkaç gün önce ‘Eşcinseller Karayalçın, hayat kadınları Yavaş’ı destekliyor’ başlıklı bir haber servis etti. Önce şaşırdım, ‘yahu milliyet ya da türevi hürriyet in haber sitesine mi girdim yanlışlıkla’ falan dedim, ama yok, haber 7 ‘ye aitti bu başlık. Medya maymunları kategorisine bir haber sitesi daha girdi yani. Eh, ülkemde koca koca parti liderleri meydanlarda birbirlerine küfrederken, medya da seviyeyi böyle düşürür tabi. Ne güzel, bütün memleket birbirimize küfreder seçime doğru gidiyoruz. Neyse, haberle alakalı fazla yorum yapmayayım, gerçi bu habere koca bir ‘o-ha’ dan başka bir yorum da yapılamaz, ama şu soruyu sormak yerinde olur.

1) ‘Eşcinseller Karayalçın, hayat kadınları Yavaş’ı destekliyor’ cümlesinden ne anlıyorsunuz?

a) Karayalçın’a oy veren ibne, Yavaş’a oy veren or.spudur.
b) Akp’ye oy vermeyen adam ya ibne ya da or.spudur.
c) Erkek adam karayalçın’a oy vermez.
d) Melih Gökçek sapına kadar erkektir.
e) Melih’e oy verin lan!

Bir Medya Maymunu: Vakit Gazetesi

January 3, 2009

010120081854567726088_3Vakit gazetesi nden bir haber, şöyle;

İsrail’in Gazze’ye yönelik katliamına rağmen yılbaşını kutlayan duyarsız çevreler, çeşitli rezaletlerin yanı sıra facialara da sebep oldu. Ankara’da yılbaşını kutlayan kızlı-erkekli 7 öğrenci, alkol alıp sızan doğalgazı farkedemeyince gaz zehirlenmesi sonucu hayatını kaybetti. Çankaya İlçesi Birlik Mahallesi’nde yeni yıl kutlamalarına katılan 7 üniversite öğrencisi, karbonmonoksit gazından zehirlenerek hayatını kaybetti.

Demek ki neyMUŞ, katliama rağmen yılbaşı kutlanırsa ölünürMÜŞ. Bu da yetmezMUŞ gibi, bir de ‘kızlı-erkekli’ içerseniz ölmeniz zaten kaçınılmazMUŞ. Oh olsunMUŞ.

Ve vakit gazetesi medya maymun olduğunu yine dünya aleme gösterMUŞ. Vakit’in bu haberinden sonra binlerce kişi dinden soğuyup ateist olmaya başlaMUŞ. Böyle giderse vakit gazetesi sayesinde daha milyonlarca kişi dinden imandan olacakMUŞ.

Müge Anlı İle Tatlı Sert

November 22, 2008

7b679b8f271264478f049cf7rBen bu kadına bayılıyorum, her şeyden önce o ne dik duruştur arkadaş öyle, hayata karşı bir isyan, kendinden emin konuşmalar, yükseldikçe yükselen bir ego. Sanki karşımda Fatih Terim’in kadın versiyonu var, ‘ben ders almam, veririm’ diyor cümle aleme. Müge Anlı’dan bahsediyorum, bir de programı var, ‘müge anlı ile tatlı sert..’ Müthiş bir program, bi kere ‘rayting kaygısı yok’, Müge Anlı öyle diyor; yani orada toplanan herkes sırf vatana millete hizmet etmek için yapıyor bu işi, tek neden bu. Öyle faydalı konulara değiniyor ki, mesela bunların arasında cinayete kurban gitmiş kızların ‘cinayetinin izini sürmek’, tecavüz edilen kişilerin hayat hikayesini anlatmak gibi şeyler var, tabi bunlar ‘rayting’ ve para için yapılmıyor, sadece ve sadece ’sorumlu gazetecilik’ için yapılıyor, ee tabi yerseniz!

Bir bölümde yine ’sorumlu gazetecilik’ adına küçük yaşta tecavüze uğramış bir kadın konu ediliyordu. Ve kadın başından geçenleri anlatırken medya maymunumuz, ’sorumlu gazeteci’, Fatih Terim’in kadın versiyonu sunucumuz Müge Anlı araya girerek tecavüz maduru bu kadına sorular sormaya başladı, ama sorular öyle güzel seçilmiş sorulardı ki, mesela Müge Anlı, kadın başından geçenleri anlatırken araya giriyor ve, ‘ııı şey, tecavüz sonucunda olan çocuğunuzun ismi ne, ne onun ismi’ diyebiliyor. Ekran karşısından koca bi ‘o-haa’ çekip, ‘ulan sanane, ne gereksiz bir soru bu’ diye biliyorsunuz ilk başta, ama araya dramatik bir fon müziği girip medya maymunumuz ısrarla aynı soruyu sorunca anlıyorsunuz ki esasen soru gereksiz değil; çunku orada sergilenen bir duygu istismarı, ve bunu bilen medya maymunumuz programa çıkardığı kişileri ağlatabilmek, ve bir şekilde bunun üzerinden ‘rayting’ kazanabilmek için bu soruları sormalı; çunku o bunu becerebilen bir ‘rayting’ canavarı, bu yüzden orada zaten.

Hani demiştim ya, ben bu kadına bayılıyorum diye, gerçekten öyle. Bi kere bu kadının -müge anlı-, müthiş bir ‘zekası’ var, programa katılan insanların haklılık derecelerine kadar ölçümlendirme yapabiliyor. Mesela, programa katılan iki tartışmacı arasında, ’sen şu kadar haklısın, sen de onun kadar değil, ama haklısın yani ya’ gibi ‘müthiş’ analizler yaparak beni hayrete düşürebiliyor. Kendisi bir nevi ölçüm cihazı yani, bir de bunu o yüksek egosuyla savunması var ki, işte o anda bitiveriyorum bu kadına, on numero meyda maymunu, pardon gazeteci yani, hem de ’sorumlu gazeteci’!

Hani ’sorumlu gazeteci’ dedik ya, başındaki o ’sorumlu’ sıfatını gerçekten hak ediyor. Mesela, ‘tecavüz maduru bir kadın’ konu edilirken, veya cinayete kurban giden bir kızın ‘cinayetinin izini sürerken’ – yada kızın kanı üzerinden rayting kazanılırken mi deeliydim?- medma maymunumuz konuyu bir anda siyasete bağlayabiliyor, ve laiklik, milliyetçilik mesajları verebiliyor. Programın br bölümünde konu ‘tecavüz maduru bir kadın’ iken, müge anlı konuyu Başbuğ’un bir konuşmasına bağlayıp, yükselen sesi, artan egosu, ve/dahi ’seksi’ dudaklarıyla hiddetle ‘benim paşam doğru söyler ulaaan’ diye höykürebiliyor, ee tabi siz konunun nasıl oraya bağlandığını çözemiyorsunuz, ’sorumlu gazetecilik’ böyle bir şey olsa gerek, Müge Anlı bu işi biliyor yani.

Üstte bahsettiğim gibi, son dönemde bu ‘cinayetin izini sürme’ modası başladı tv’lerde. Bu ülkede polis yokmuş gibi sanki. Bir de medya maymunumuz o ’sorumlu gazetecilik’ anlayışıyla, ‘cinayetin izini sürüyoruz; çunku biz topluma faydalı bir programız’ tavırları içerisine girmez mi, heralde bu kadar aptallık Türk Televizyonlarından başka yerde bu kadar bir araya gelemezdi. Ee gerçi buna ‘aptallık’ demeyelim, genç yaşta hayatını kaybeden bir kızın kanları üzerinden yaşanan rayting savaşları desek daha doğru olur..

Yaşananlar gerçek, yaşayanlar gerçek, ama bunun sunulduğu ortam sahte, ve rayting/para kazanma üzerine kurulu. Ama ben bu kadından -Müge Anlı- hoşlanıyorum ya, hem bu kadar rayting hırsının içine gireceksin, rayting için yapmadığın kepazelik kalmayacak, hem de kasım kasım kasılıp ’sorumlu gazetecilikten’ bahsedeceksin. Bu haftanın medya maymunu kralı, Müge Anlı olsun.