Archive for the ‘Medya’ Category

Münevver Kızımız Yolluydu Zaten!

September 1, 2009
Medyanın yaptığı haberlerinde ”münevver cinayetinin” alt metninde böyle bir mesaj veriyor. Ahlaksız bir mesaj. Mesajın altından öyle büyük bir ahlaksızlık yatıyor ki, on numero. diyor ki alt metinde medya, ”münevver kızımız yolluydu, kaşarın tekiydi, teğmen ile falan da mesajlaşınca kızan cem, kesti münevver i.” Her şey bu kadar basit işte.

Pala bıyıklı bilmem ne müdürünün, ”kızlarına sahip çıksalarmış” sözü geliyor sonra aklıma. bir de erdoğan ın, ”ahlaksızlık” sosuyla servis ettiği sözleri geliyor, hani şöyle en affilisinden, ”kızına sahip çıkmayan ya davulcuya ya zurnacıya.”

Bunların hepsini birleştirince karşıma toplum gerçeği çıkıyor, en babasından. ataerkil bir yapı işte, fazlası yok, sadece bu.. ardından ”Seda ablamız,” ”kadırgalı” sıfatıyla rayting avcılığı yapıyor, münevverin kanları üzerinden. Pek tabiki yine ahlaksızca.. yarım saat aralıksız -belki daha fazla-soruyor babaya, ”bu bir kıskançlık cinayeti miydi?” öyle olmalıydı çünkü, toplum öyle istiyordu. münevver yolluydu çünkü, teğmenle mesajlaşmıştı. ve karşınıza bir alt metin daha çıkıyor, ama bu çok daha ahlaksız ve çok daha derinlerde. derinlerden diyor ki size, ”münevver zaten yolluylu, hak ediyor ölümü.”

Bunca ahlaksız alt metinli haberlerden, programlardan sonra şöyle en afilli küfürü savurası geliyor insanın, bu ataerkil yapıya ve sözcülerine..

Bu Bir Rtük Öyküsüdür: Çok Ateşli Ve Uzun Seviştiler

July 14, 2009

279433Rtük te bir hareketlilik başladı. rtük üyelerinden biri ‘koşun lan, aşk-ı memnunun sezon finali başlıyor, bu sever kesin babalar gibi sevişecekler’ dedi. ‘babalar gibi sevişmek ne demek lan’ diyemedi bizim zahit akman, çünkü çok heyecanlanmıştı. sonra zahit, rtük ün alt katındaki bakkal rasim abiden çekirdek almaya gitti. bakkal rasim abi de kanal d yi açmış, ‘hadi behlül bu sefer işi hallet de iki sevişme sahnesi izleyelim’ bakışı atıyordu tv ye. sonra çekirdeklerini aldılar, ve ekran karşısında çekirdek çıtlamaya başladılar.

Derken o sahne geldi, bütün rtük üyeleri nefes kesmeden sevişme sahnesini izlediler. hatta bir ara üyelerden biri, ‘ne kadar uzun sürdü lan bu sevişme sahnesi’ dedi. derken zahit devreye girdi, ‘üç dakikadır sevişiyorlar, halen boşalmadı mı lan bu ib.ne behlül’ dedi. ve rtük salonunda buz gibi bir hava oluştu. üyelerden biri, ‘yoksa’ dedi, ‘yoksa, senin sevişmeler üç dakikadan kısa mı sürüyor’ dedi. yok, aslında tam öyle demedi, sadece ‘yoksa’ dedi ve kaldı; çünkü rtük üyeleri ‘yoksa’ diyen elemana, ‘yapma etme abi, söyleme öyle, koskoca rtük başkanıdır, hepimiz muhtacız bu ib.neye, aman etme, çoluğumuz çocuğumuz var, işten falan atmasın bizi bu ib.ne sonra’ bakışı attı, ve sadece ‘yoksa’ diyebildi.

Bunun üzerine sinirlenen zahit, ‘halen bitmedi sevişme, bak bir de ateşli ateşli sevişiyorlar’ dedi.

Ve bunun üzerine diziye ceza verilmesina karar verildi..

Not: Yazı aynı zamanda şu blogumda yayınlandı ve birkaç sözlükte de entry olarak girildi. Zahit akman ağabeyimize ulaşsın diye. kendisine en içten selamlarımı iletir, böyle saçma ötesi kararlar vermeyip, işine gücüne bakmasını niyaz ederim. Amin.

Vicdansızlık

April 19, 2009

samsun6Türkan Saylan’ın evinde yapılan arama vizdanları rahatsız etti mi, evet. Konuyla alakalı vakit’in yaptığı haber ahlaksızca mıydı, ona da evet; bunu eleştirdim de zaten.

Ama bir de meselenin diğer yüzü var; Koskoca ergenekon’u Türkan Saylan’a bağlamak ve Doğan yayın grubunun bilmem nesi Brand’ın, berbat ses tonu ve türkçesiyle, bir de ağlamaklı ses tonuyla, ’saylan’ın burs desteğiyle hayatta kalan ve bursun kesilmesiyle telef olacak öğrencilere yardım ediyoruuz, hadi tehlikenin farkındacılar, eller cebe’ mealinde haykırışı, en az vakit in haberi kadar ahlaksızcaydı. Evet, kocaman bir Ergenekon soruşturması; ve bünyesinde ortaya çıkarılan asit kuyuları, ses kayıtları, binlerce silahlar ve derin bağlantıların nasıl bir kaç öğrencinin bursuna bağlandığını, ve üzerlerinin kapatılmaya çalışıldığını hep beraber gördük. Eh, medyanın bu Ergenekon’u ‘ama çocukların burslarııı’ meselesine ahlaksızca bağlaması üzerine, zaten hazırda bekleyen ‘rejim bekçileri’ de yürüdüler, en iyi bildikleri yerlere. ‘yürümekle yollar aşınmıyor’ netekim, ama koca bir soruşturmayı, ve binlerce faili meçhulü ortaya çıkaracak babalar gibi bir Ergenekon’u başka yerlere bağlamak ve üzerini derin bir ahlaksızla da örtmek, bu yürüyen kitlelerin üzerine koca bir kara bulut olarak kalacaktır.

Fazla Söze Gerek Yok: Vakit’tir Ne Yapsa Yeridir

April 15, 2009

Vakit’in faşizan saldırısı konusunda bir şeyler karalayacaktım, ama söylenecek her şey söylenmiş zaten; burda ve şurda. Ben de aylar önce vakit ile ilgili şöyle bir şey yazmıştım; daha fazla söze gerek yok.

Evrim Soruları

March 20, 2009

evrim1) Doğan medyasının köşe yazarlarının hep bir ağızdan tubitak’ı hedef almasının sebebi nedir?

a) Tubitak’ın darwin’i sansürlemesidir; çunku doğan medyası yazarları bilim aşığı insanlardır, bilimle yatarlar bilimle kalkarlar.
b) Doğan medyası köşe yazarlarına maymunlar cehenneminden vahy gelmiştir.
c) Tubitak’ın yayınladığı ‘marker raporuyla’ birlikte DOĞAN’a ait Petrol Ofisine ceza kesilmesi, ve DOĞAN’ın intikamcı tarafının orgazm haliyle saldırganlaşması.
d)
Darwin aşkı.

2) Tubitak dergisinin editöryal çalışması iklim değişiklikleri üzerineyken, Dr. Çiğdem Atakuman’ın dergiye kendi başına birkaç sayfa ilave ederek kapağa Darwin’i çekmesindeki amaç nedir?

a) DOĞAN yazarlarına olduğunu gibi Çiğdem Atakuman’a da maymunlar cehenneminden vahy gelmiştir.
b) AKP’ye açılacak olan ikinci bir kapatma davası için malzemeye ihtiyaç vardır; eh ota boka dava açılabiliyorken, ‘Darwin’i sansürleyen gericiler’ mealinde bir ‘delil’ hoş durur yani.
c) Söz konusu akp ye bel altı vurmaksa her yol mübahtır.
d) Darwin gece Çiğdem hanımın ruyasına girip ampül patlatmıştır, bunu gören Çiğdem hanım, ‘bu bir mesaj’ deyip, akp’yi köşeye sıkıştıracak bu ‘parlak’ çalışmayı yapmıştır.

3) Aşağıdaki seçeneklerden hangisinde evrimleşme sırası doğru verilmiştir?

a) Cumhuriyet gazetesi-radikal gazetesi-hürriyet gazetesi-ilk çağlarda mağara duvarlarına yazılan yazılar
b) Cumhuriyet gazetesi-radikal gazetesi-hürriyet gazetesi
c) Milliyet gazetesi-Cumhuriyet gazetesi-vakit gazetesi
d) Vakit gazetesi-milliyet gazetesi-radikal gazetesi

4) Yine, aşağıdaki seçeneklerden hangisinde evrimleşme sırası doğru verilmiştir?

a) Türker Alkan-İsmet Berkan-hakkı devrim-aydın doğan
b) ismet berkan-hakkı devrim-aydın doğan-türker alkan
c) Türker Alkan-İsmet Berkan-hakkı devrim-aydın doğan-Australopithecus (soyu tükenmiş bir maymun)
d) Australopithecus-Türker Alkan-İsmet Berkan-hakkı devrim-aydın doğan

Galatasaray’ı Skib Bıraktı

February 26, 2009

151447980a

Her Şey Planlı!

January 30, 2009

240820090130090935963Zürriyet gazetesi ve chumburiyet gazetesi  yazarları, matkaplı darbe uzmanı sarıkız ve ay ışığına göre, Davos’ta dün yaşanan kriz tamamen planlıyMUŞ. Oturumdan önce Erdoğan, Perez’in yanına gidip, ‘yahu perez, seçim yaklaşıyor; chp, ankara ve istanbul’da seçim atağına kalktı, bir şeyler yapmam lazım, izin ver şurda sana bir fırca atayım, pozisyonu hazırla golü ben çakarım’ deMUŞ. Bunun üzerine Perez, ‘tabiki kanka, hepimiz göbeğini kaşıyan adamız netekim’ diye yanıt verMUŞ. Ve olay dünkü gibi gelişMUŞ. Olaydan önceden haberdar olan akp’lilerle Erdoğan’ı havalanında karşılaMUŞlar..

Hatta perez’in tartışmanın bir yerinde sessizce ‘durmak yok yola devam’ dediği bile duyulMUŞ.

Konu ile ilgili Zürriyet’e bir değerlendirme yapan Dennis Bye-kal, ‘israil, gazze’ye sırf akp’nin oylarını arttırmak için girdi’ bile deMUŞ.

Zürriyet k.çtan haberler uydurma servisi gelişmeleri takip etmeye devam edecekMUŞ.

Vakit Gazetesi ve Hüseyin Üzmez

November 6, 2008

126920081106111159905Vakit gazetesi okumam, tıpkı Cumhuriyet gazetesi okumadığım gibi. Bu iki gazete bana göre hep aynıdır cunku. Farklı iki fikrin marjinal temsilcileridir; başka fikirlere hep kapalıdırlar ve kendi fikirlerini mutlak doğru olarak kabul eden bir anlayışa sahiptirler. Bu iki özelliklerinden dolayı da, bence birbirine paralel iki gazetedir; vakit ve Cumhuriyet.

Neyse, bunlara değinme nedenim Vakit Gazetesi’nde bugun çıkan bir köşe yazısı. Yazıda Üzmez olayı işleniyor, ama bakın nasıl ideolojik saptırma yapılıyor; (ara yorumlar bana ait)

Kadınlar hem “taciz” edilmekte, hem “tecavüz”e uğramakta, hem de “eşleri tarafından aldatılmakta” ve dolayısıyla “büyük bir travma” yaşamaktadır!..
Heeeyyy CHP’li hanımlar; “taciz, tecavüz ve zina”ya karşı madem bu kadar “duyarlı”sınız, peki Ali Kırca, hem de “döve döve kadın severken(!)” neredeydiniz? Yoksa, “regl partisi”ne mi gitmiştiniz!..

Şimdi yazar burada, ‘eyyy chp li hanımlar’ diye seslenmiş. Burada yazara, ‘ne alaka lan’ diyesi geliyor insanın. Sonra yazar, Ali Kırca mevzuna geçiyor ve ardından, ‘o-haa’ dedirtecek lafı söylüyor; ‘regl partisine mi gitmiştiniz’.

Evet, evet; 2006 Ağustos’unda internet sitelerinde yayınlanan “porno görüntü”lerde Ali Kırca, yatak odasında “seviştiği” kadına hem “şaplak” indiriyor, hem eline, koluna, yüzüne vuruyor ve hem de “kalça”sını tokatlıyordu!..

Yazar görüntüleri ayrıntılı olarak incelemiş anlaşılan; ‘şaplak indirmesine’ kadar filan anlatıyor. İnsanın burada, ’sana ne, kadın adamın yatağına giriyorsa, bu ikisinin yaptıkları fantaziden sana ne?’ diyesi geliyor. Yazarlarınızın Üzmez’i savunmak için etmediğiniz şaklabanlık kalmadı; olaya ‘komplodur’ diyen bile vardı, o darece. Eh, en iyi savunma saldırıdır, alakasız alakasız saldırın..

Ali Kırca “sadist”, kadın “mazoşist” olmalı ki, tepki yok!.. Kimbilir, belki bu da “cinsel bir fantezi”dir!..
Ama, ortada bir gerçek var:
“Ali Kırca, o an eşini aldatmaktadır!”

Aldatabilir, bu da seni ilgilendirmez. Konu Üzmez olayı değil miydi? Ne alaka ya, nerden geldik buraya?

Hayır, “o an” da değil, bir “gece kulübü”nde tanıştıkları 2005′in Ağustos ayından 2006′nın Mayıs ayına kadar sürdürdükleri ilişki boyunca, Ali Kırca; “defalarca” aldatmıştır karısını!..
Peki, “CHP’li bağyanlar” o zamanlar neredeydi?.. “Ali Kırca’nın aldattığı karısı”na niye sahip çıkmadılar?.. Ya da, “karısını aldattığı” için Ali Kırca’yı niye protesto etmediler?..

Neden protesto ettinler yahu? Millet ALi Kırca’nın şeyinin bekçisi mi? Belli ki yazar burada, ‘Üzmez olayının peşine düştünüz, Ali Kırça olayının neden böyle peşine düşmediniz’ filan demeye getiriyor. Heralde bu ikisi arasında, bu tarz bir bağlantı kurmak için epey uğraşmak gerek. Üzmez olayı bir çocuk istismarı, yani ikisi çok ayrı şeyler.

Gel de bunu vakit yazarlarına anlat işte.

Sırf ideolojik nedenlerden dolayı bir ‘tacizciyi’ savunmak. Bir de bunu yaparken işi dine bağlamaya çalışmak.

Eh, bu ülkeye iki şey iyi gidiyor; birisi din, diğeri de Atatürk.

Bu ülkede ‘afyon’ arıyorsanız eğer..

Gücün Fahişesi

November 3, 2008

Şu sıralar epey yoğun olduğum için yazamıyorum (blogcu klişesi), bu yüzden üçüncü dalga geliyor sitesinde gördüğüm bir köşe yazısını paylaşayım. Şurdan.

Turkcell, Can Dündar’ın Mustafa Filmine Sponsor Olmaktan VazgeçMİŞ!

October 29, 2008

Şu bizim romantik solcu can dündar akıllı adam. Şöyle 29 ekim günü, milletin manevi duygularının en üst düzeye çıktığı, bizkaçkişiyiz’cilerin filan on numero Cumhuriyetçi ve/dahi ‘tehlikenin farkındacı’ duygularla dolduğu, ve/hatta dolup dolup taştığı günlerde koydu vizyona filmi: Mustafa. Gelecekte ben de şöyle bir film çekmeyi isterim esasen. Eh, bu ülkede böyle şeyler iyi kazandırıyor olmalı, gerçi bizim romantik solcumuzun ticari bir kaygısı yok, eminim öyledir yani.

Neyse, işin bu kısmıyla pek ilgilenmiyorum, arz talep meselesi, isteyen gidip izler. Benim bu yazıyı yazma nedenim, Turkcell’in bu ‘Mustafa’ filmine sponsorluktan ayrılmasına verilen enteresan tepkiler. Hürriyet’in bu haberini parça parça vereceğim, aralarına kendi yorumumu ekleyeceğim, şöyle;

Can Dündar’ın yazıp yönettiği Mustafa filmiyle ilgili bir sponsorluk skandalı iddiası gündeme bomba gibi düştü.

Allah Allah, ulan bu gündem nasıl bir şey böyle. Birisi ‘kıştt’ dese ‘gündeme bomba gibi düşüyor’ ve sizin sayenizde ‘rejim meselesi’ oluyor. Lafa bak, gündeme bomba gibi düşmüş.

Vatan Gazetesi’nden Ercan İnan’ın haberine göre Turkcell, Mustafa filmine 350 bin euro vererek sponsor olmayı önce kabul etti, sonra aniden sponsorluktan vazgeçti. İddiaya göre sponsorluktan vazgeçmesinin nedeni ise şöyle:

Yine/Lafa bak, ‘aniden sponsorluktan vazgeçti’. Vahiy falan mı geldi acaba, aniden vazgeçtiğine göre öyle bir şey olmalı. Eee, neymiş nedeni?

Turkcell yönetimi “bizim her kesimden müşterimiz var, bu filme sponsor olursak bir kesimi karşımıza alabiliriz” dedi.

Hımm..

Bu iddia üzerine ortalık karıştı. Can Dündar ve Turkcell yönetiminden bir açıklama gelmezken okurlar, bu olaya büyük tepki gösterdiler.

Bak bak, ortalık hemen karışıvermiş. Zaten ortalık karışmaya hazır, medya da karıştırmaya hazır. Ne güzel memleket!

Ayrıca anlamıyorum bu tepkiler neden? Ya, adam özel bir kurum, istediği filme sponsor olur, istediği filme olmaz. Kime ne? Daha önce de, başörtülüler özel bir otele alınmadıkları için buna benzer bir tepki göstermişlerdi, ve ben yine, ‘ya kardeşim özel işletme, adam ister alır, ister almaz. Sertbest piyasa var, başka otel mi yok, bu feryadın niye’ filan demiştim. Aynısını şimdi burada söylüyorum, bu tepkiler, ‘bu ortalığın karışması’ filan neden?

Bir de okuyucu yorumları var ki, tam bir felaket. Yahu bir ara okurken öyle gaza gelmişim ki, ‘haydi dağa çıkalım turkcell ile gerilla savaşına girişelim’ kıvamına falan geldim. Bazı okuyucularda, ‘haydin boykot edelim, gösterelim şu küffara gününü’ tarzında yorumlar yapmış, ki bu aklıma hemen, ‘ulan bu yahudi malı, almayın lan bunu’ diyen bazı ‘dindar’ kesimin yaptıkları geldi. Ee, hep dediğimiz gibi, manevi şeyler üzerinden yapılan şeyler hep tutar bu memlekette.

Benim turkcell’e tavsiyem aklını başına alsın. Filme hemen sponsor olsun, bir de logosuna atatürk fotoğrafı filan koyarsa güzel olur. Ha, bir de diğer bi kesim var değil mi? Eh, kurban bayramı yaklaşıyor, kurban bayramında da, şöyle affilli bir dana, sığır, ne bileyim inek fotoğrafını logo yapar, bir de şöyle dini bir filme sponsor filan olur, böylece iki kesime de yaranmış olur.