Taraf’ta, Şamil Tayyar söyleşisinin ikinci bölümü yayınlandı. Söyleşinin tamamını şurdan okuyabilirsiniz, önemli gördüğüm bir kaç yeri alıntılıyorum;
Ergenekon, Büyük Birlik Partisi’nin gençlik örgütü Alperenler’i kullanmadı mı?
Hrant Dink cinayetiyle ilgili olarak kendisine, “Siz bu işlerin acısını çekmiş birisiniz. Örgütlerinizi niye kontrol altına almıyorsunuz” diye sorduğumda Muhsin Yazıcıoğlu bana çok hazin bir cevap verdi. “Bunu önlemek için elimden geleni yapıyorum ama bir yere kadar. Bizim tarlayı çok önceden sürmüşler” dedi. Sızmışlar demek istedi. Muhsin Bey son yıllarda daha olgun bir tavır sergilemeye başlamıştı. 28 Şubat süreciyle başladı bu, Ergenekon’la da devam etti. O, “Ergenekon’un avukatıyım” demedi.
Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazasıyla ilgili kuşkularınız var mı?
Kafamda soru işaretleri var ama elimde somut bir veri olmadan konuşamıyorum. Rahmetli Yazıcıoğlu yakın tarihin en önemli karakutularından biriydi. 1980 öncesi ve sonrası olaylara ışık tutabilirdi.
AKP’de Ergenekoncular var mı?
Ergenekon toplum üzerinde nüfuz kullanabilen her kesime sızmış. AK Parti’de Ergenekon’la bağlantılı ve kapatma davası sürecinde korkarak tavır değiştirmiş 20 civarında isim var. Eğer kapatma kararı çıksaydı, çok ciddi istifalar olabilirdi. 60 civarında milletvekiliyle temas kurulduğunu duymuştuk.

Sayın Başbakan, benden yaşlısın. Sesin meydanlarda yaptığın mitinglerde çok çıkıyor, biliyorum ki sesinin çok çıkması, sivil anayasa sözü verip yerine getirmemenden kaynaklı bir suçluluk psikolojisinin gereğidir.
Erdoğan’ın kendine has uslubuyla ortaya koyduğu ‘Diyarbakır’ı istiyorum’ hedefinden sonra Diyarbakır’da ve kürt nufusun çoğunlukla bulunduğu doğu bölgelerinde Akp ve Dtp arasında mücadele de başlamış oldu. Bu iki partiden başka yarışa katılan bir başka partinin olmaması, özellikle sol bir partinin bulunmaması önemli bir eksik, ama bu ayrı bir yazı konusu olacak nitelikte. Burada bahsetmek istediğim asıl şey, bu iki partiden başka alternatif olmaması değil, daha çok bu iki parti arasında geçen ve satranç müsabakalarını aratmayan mücadele.
Hani çok meşhur bir laf vardır, ‘ekmek bulamıyorsanız pasta yiyin’ şeklinde, bizim bakanımızda o tarz bir öneride bulunmuş, ‘ısınamıyorsanız fındık yiyin.’ Ee bakan haklı, doğal gaza bilmem kaç kat zam geldi, halk ısınamıyorsa fındık yesin, zaten bakanın dediği gibi içinde bilmem kaç kalori enerji varmış, ne güzel. Bakan bir de mesaj vermek istemiş, 


Ankara’da yaşanan komediden herkes haberdardır. Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek ile eski Odtu Rektörü, ‘odtuyu yıkarım-yıktırtmam’ şeklinde bir ‘kedi-köpek’ kavgasına girişmişlerdi. Melih Gökçek’te ODTU’nun YIKILAMAYACAĞININ farkındaydı, ama ülkede kıçlarından gündem oluşturmaya ve bunun üzerinden büyük gerilimler yaratmaya meraklı siyasilerimiz, belediye başkanlarımız olduğu için bu tarz ’sanal gerilimleri’ sürekli yaşıyoruz.