Posts Tagged ‘akp’

Helikopter Kazası, Muhsin Yazıcıoğlu Ve Ergenekon

April 2, 2009

Taraf’ta, Şamil Tayyar söyleşisinin ikinci bölümü yayınlandı. Söyleşinin tamamını şurdan okuyabilirsiniz, önemli gördüğüm bir kaç yeri alıntılıyorum;

Ergenekon, Büyük Birlik Partisi’nin gençlik örgütü Alperenler’i kullanmadı mı?

Hrant Dink cinayetiyle ilgili olarak kendisine, “Siz bu işlerin acısını çekmiş birisiniz. Örgütlerinizi niye kontrol altına almıyorsunuz” diye sorduğumda Muhsin Yazıcıoğlu bana çok hazin bir cevap verdi. “Bunu önlemek için elimden geleni yapıyorum ama bir yere kadar. Bizim tarlayı çok önceden sürmüşler” dedi. Sızmışlar demek istedi. Muhsin Bey son yıllarda daha olgun bir tavır sergilemeye başlamıştı. 28 Şubat süreciyle başladı bu, Ergenekon’la da devam etti. O, “Ergenekon’un avukatıyım” demedi.

Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazasıyla ilgili kuşkularınız var mı?

Kafamda soru işaretleri var ama elimde somut bir veri olmadan konuşamıyorum. Rahmetli Yazıcıoğlu yakın tarihin en önemli karakutularından biriydi. 1980 öncesi ve sonrası olaylara ışık tutabilirdi.

AKP’de Ergenekoncular var mı?

Ergenekon toplum üzerinde nüfuz kullanabilen her kesime sızmış. AK Parti’de Ergenekon’la bağlantılı ve kapatma davası sürecinde korkarak tavır değiştirmiş 20 civarında isim var. Eğer kapatma kararı çıksaydı, çok ciddi istifalar olabilirdi. 60 civarında milletvekiliyle temas kurulduğunu duymuştuk.

Ampül Patladı

April 1, 2009

Baştan söyleyeyim, bu bir nisan şakası falan değil. Haber şöyle;

Gaziantep’in Islahiye ilçesinde ilginç bir seçim yarışı yaşandı. Anketlerde önde görünen AKP’li Başkan Mehmet Uludağ aday gösterilmeyince, eşi DP’den aday oldu ve AKP’ye ciddi bir fark attı. AKP, seçimden sonra da ilk kadın başkana itiraz etti. Hem de türbanlı olduğu gerekçesiyle

Demek ki neyMUŞ, iktidar hırsının başladığı yerde demokrasi bitiyorMUŞ. Daha fazla söze gerek yokMUŞ, durmak yok şımarıklığa devamMUŞ.

Seçmenden Akp’ye Balans Ayarı: Van Minit

March 31, 2009

Eh, bu satırlardan az uyarmadım başbakanı; sistem partisi oluyorsun dedim, demokratik açılımları rafa kaldırdın dedim, hatta başakana kendi uslubuyla bile seslendim. Ama başbakan ‘paşasının başbakanı’ olmakta ısrar etti, ’sen başbakansın büyük düşün, aman pardon biraz da sen düşün’ demek gerekli bobiler.örg gibi sanırım.
154952601r

Sayın Erdoğan, Yaşın Benden Büyük

March 13, 2009

tayyip-erdogan-mitingSayın Başbakan, benden yaşlısın. Sesin meydanlarda yaptığın mitinglerde çok çıkıyor, biliyorum ki sesinin çok çıkması, sivil anayasa sözü verip yerine getirmemenden kaynaklı bir suçluluk psikolojisinin gereğidir.

Benim sesim bu kadar yüksek çıkmayacak, bunu da böyle bilesin.

Demokratik açılımlara gelince, demokratik açılım sözü verip tutmamayı siz (akp) çok iyi bilirsiniz. Şemdinli’de ki savcıyı nasıl görevden alıp, ‘iyi çocukları’ koruduğunuzu çok iyi biliyorum.

Partinizde görev yapmış birkaç kişinin bana önemli lafları vardır. Devlete karşı suç işleyenlerin vurulmasını izlerken kendimi bir başka mutlu addediyorum diyen milletvekilleriniz vardır.

Ve bana sürekli demokrasiden bahsediyorsun. Merak edenlerinizde vardır belki. Şu anti demokratik zülme alkış tutanlarıda ayrıca kınıyorum. Çünkü bu cunta anayasasını savunanları, sivil anayasayı getiremeyenleri kalkıpta alkışlamak, öyle zannediyorum ki, o da ayrı bir insanlık suçudur.

Bakın, burada bir gerçeği bir kenara atamayız. Ben, son sözleriniz üzerine çok not aldım, ama bunları cevaplayacak fırsatım yok. Fakat buradan sadece size iki söz söyliycem; bir, bir, bir, excuse me, bir.

Bir, anayasa bilmem kaçıncı madde der ki, ‘anayasal düzeni yıkmak suçtur!’. Suçtur, ama burada cunta anayasası var.

Sana da çok teşekkür ediyorum başbakan. Daha akp ye oy vermem, akp benim için bitmiştir. Paşasının başbakanı.

One minute. One minute. One minute

Diyarbakır Savaşları

March 2, 2009

liveimages_foto-haber_basbakan-tayyip-erdogan-diyarbakirda_a21144828Erdoğan’ın kendine has uslubuyla ortaya koyduğu ‘Diyarbakır’ı istiyorum’ hedefinden sonra Diyarbakır’da ve kürt nufusun çoğunlukla bulunduğu doğu bölgelerinde Akp ve Dtp arasında mücadele de başlamış oldu. Bu iki partiden başka yarışa katılan bir başka partinin olmaması, özellikle sol bir partinin bulunmaması önemli bir eksik, ama bu ayrı bir yazı konusu olacak nitelikte. Burada bahsetmek istediğim asıl şey, bu iki partiden başka alternatif olmaması değil, daha çok bu iki parti arasında geçen ve satranç müsabakalarını aratmayan mücadele.

Malum akp, Kürt sorununa yönelik önemli bir adım daha attı ve TRT Şeş’i açtı. ‘x’ harfini kullandığı için hapis yatan insanların olduğu bu ülkede kürtçe bir kanal açmak ’seçim yatırımı’ denerek küçümsenecek bir adım olamaz, şüphesiz. Atılan bu önemli adımdan sonra Akp’nin diyarbakır’da yaptığı görkemli miting geldi. Bütün bu adımlara karşı DTP’den bir hamle gelmesi bekleniyordu ve geldi. Özellikle DTP’nin ‘güvercin’ diye nitelenen ılımlı kesimi baskılara dayanamadı (bakının dağdan geldiğini söylememe gerek var mı?) ve şahinleşmeye başladı. Önce Diyarbakır belediye başkanı, Başbakan ın ‘diyarbakır’ı istiyorum’ hedefine bir atıfla, ‘ecdadınız gelse Diyarbakır’ı alamaz’ dedi. Bu etnik siyaset kokan ‘light faşizan’ cümlelerden sonra Ahmet Türk grubunda Kürtçe konuştu. Yeri gelmişken, Ahmet Türk’ün kürtçe konuşmasında bana göre hiçbir sakınca yok, ama insanın aklına, ‘trt şeş Ahmet Türk’ü rahatsız mı etti’ sorusu da gelmiyor değil tabi. Ahmet Türk’ün yerel seçimlere yönelik bu adımından sonra beklendiği gibi Akp’den pek bir tepki gelmedi. -bülent arınç dışında, ki akp diyarbakır’ı düşürmek istiyorsa bülent arınç’ın çenesini kapatmalı- Asıl tepki ise mhp ve chp’den geldi, ama zaten bu iki partinin diyeceği şeyler pek önemli de değil, çunku doğu da zaten bu iki parti yok.

mizah

Peki bundan sonra?

Şüphesiz Erdoğan, seçimlere kadar Kürtlere yönelik ılımlı mesajlarını sürdürecek, dtp’nin de Kürt sorununun var ettiği bir parti olduğunu düşünürsek, bu ılımlı mesajlara gerilim politikasıyla cevap vereceği açık.

Sonuç?

Belkide artık Kürtlerin, akp’nin ‘derin ağabeylere’ rağmen attığı bu önemli adımları görmeleri, ve devletle barışmaya başlamalarının zamanı gelmiştir.

Durmak Yok Sevişmeye Devam

January 15, 2009

20080701174819_findik_resimleri2Hani çok meşhur bir laf vardır, ‘ekmek bulamıyorsanız pasta yiyin’ şeklinde, bizim bakanımızda o tarz bir öneride bulunmuş, ‘ısınamıyorsanız fındık yiyin.’ Ee bakan haklı, doğal gaza bilmem kaç kat zam geldi, halk ısınamıyorsa fındık yesin, zaten bakanın dediği gibi içinde bilmem kaç kalori enerji varmış, ne güzel. Bakan bir de mesaj vermek istemiş, şöyle demiş;

Yenilenebilir enerji konusunda da kalorisi çok yüksek bir kaynağımız var, o da fındık. Bu noktada kalori hesabı yaparsanız bir gramında 646 kalori var. Doğal gazı yiyemezsiniz, kömürü yiyemezsiniz, ama bu kaynağımız aynı zamanda bize üstünlük sağlayan bir kaynağımız. Yenilenebilir enerji konusunda da eğer bunu yaygın bir şekilde kullanabilirsek, bir kere üşüme derdimiz olmayacak. İkincisi bunun dışında başka avantajları olduğunu sizler de benim kadar biliyorsunuz. Ama en azından mineralleri, vitaminleriyle yepyeni bir enerji kaynağını da gündeme getirmeyi diliyorum. Bu da bizim yine yüzde 70 potansiyelimizin olduğu bir kaynak. O bakımdan yiyemediğimiz doğal gazın, kömürün yerine böyle bir kaynağın da farkındalığına dikkat çekmek istiyorum.

Bakanın söylemeye çekindiği, ama ima yoluyla anlatmaya çalıştığı şey, fındığın cinsel gücü arttırdığı konusu. Yalnız bakan fındığın kilosunu biliyor mu, orası tartışılır. Gerçi bir yönden bakan haklı. erdoğan ‘en az 3 çocuk istiyorum’ demişti, halkımız fındık yer, ısınır, hem de bol bol seks yapar, böylece erdoğan’ın 3 çocuk hedefi gerçekleşmiş olur.

Akp’nin yerel seçim sloganı da değişir yakında, ‘durmak yok sevişmeye devam.’ Neyse, bakanımızı dinleyelim, doğal gaza gelen zamlarla ısınamaz olduk, ee malum boyner’in dediği gibi ekonomik krizde cinsel gücü azaltıyorMUŞ zaten, bol bol fındık yer ısınır, bir yandan da seks yaparız.

Bakana bu ‘müthiş’ zekasından dolayı saygılarımı sunuyorum. Ha, bir de fındık beyne de iyidir, bu bağlamda bakanın baya fındık tüketmesi lazım.. Bu da ‘zeki’ bakana benden bir öneri..

Aleviler Ve Açılım

November 29, 2008

629120081129024613304Malum artık herkes bir ‘açılım’ yapma peşinde. CHP çarşaflılara rozet takma, akp’de ‘alevi dedelerine’ maaş bağlama derdinde. Yakında mhp’de komunistlere parti rozeti taktıktan sonra, ‘ya Allah bismillah, Allah u Ekber’ dedirtip ellerini kurt şeklinde semaya kaldırırsa şaşırmam. Böyle garip bir süreçten geçiyoruz çunku.

Çarşaflılardan henüz bir tepki gelmedi, ama ‘alevi dedeleri’ seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte partilerin ‘açılım’ teranelerine postayı koymuş. Bu açıklamadan önce epey karamsardım, hatta ‘yahu bir tane akıllı alevi dedeside çıkıp, ‘ne maaşı kardeşim, devlet elini alevilik üzerinden çeksin yeter’ demiyor’ diye sitem ediyordum. Ama ‘alevi dedelerinden’ biri bunu fark etmiş. Şöyle demiş;

Hacı Bektaşi Veli Dergahı Postnişi Veli Ulusoy, devletten maaş alan dedelerin Alevi toplumu tarafından hiçbir zaman kabul edilmeyeceğini belirtti. Böyle bir düşünce söz konusuysa bunun ”devletin kendi Aleviliğini yaratma amacı taşıdığı” anlamına geleceğini öne süren Ulusoy, ”Devletten maaş alan dede bizim dedemiz olamaz, maaş aldığı yerin dedesidir. Bu, Aleviliği öldürme anlamı taşıyor” dedi.

Doğru olanda bu, zaten yıllardır sunniler bu diyanet işleri denen kurumdan çok çekti. Hep dediğim gibi, diyanet işleri devletin dini tekeline alıp, ideolojik süzgecinden geçirip yine kendi çıkarları doğrultusunda kullandığı bir araçtı bu ülkede, ve/yine en büyük zararı sunnilere veriyordu. Bunu göremeyen alevilerde devleti eleştirmek yerine sunnilere yüklenip durdular. Şimdi biraz akıllandılar gerçi, artık sıra sunnilerde. ‘alevi dedeleri’ gibi maaş falan istemesinler, devletin dinden elini çekmesi için gerekli mücadeleyi alevilerle birlikte versinler.

Artık devlete düşende dinden elini çekip, bunu sivil toplumlara (cemaatler v.s.) bırakmaktır. Doğru ve çağdaş olan yol budur; batı demokrasilerinde bunun bir ton örneği var.

AKP İle Yol Ayrımı

November 14, 2008

akp18martetkinligi01AKP böyle giderse ’sonun başlangıcı’ diyeceğimiz günleri yaşamaya başlayacak gibi görünüyor. Önce ‘paşasının başbakanı’ tarafını seçti, ardından ‘paşasının başbakanının bakanı’ Vecdi Gönül, yani, ‘harbiye nazırı vecdi paşanın’ garip sözleri geldi. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, bir milletvekili ‘ama devletim ve milletime karşı gelenleri elbette vurmaktan hoşlanacağım. İnsan olanlar var, insanlık suçu işleyenler var. ‘Dur-vur’ yasasına göre, devlete karşı suç işleyenler varsa elbette vurulacaktır. Türkiye’de adalet herkese fazlasıyla uygulanıyor zaten’ gibi, en az ‘harbiye nazırı’ kadar garip açıklamalar yaptı.

Şimdi de AKP, bana ‘yuuh artık’ dedirtecek bir hazırlığa başlayacakmış, haber şöyle;

Kapatma davası nedeniyle Alevi açılımı sekteye uğrayan Hükümet, yeniden kolları sıvadı ve Aleviler için Genel Müdürlük kurma hazırlığına başladı.

Alevi kesimin son dönemde yükselen sesine hükümet kulak verdi. Anayasa Mahkemesi’nde açılan kapatma davası nedeniyle Alevi açılımını rafa kaldıran hükümet, cemevlerine yasal statü kazandıracak adımı atmaya hazırlanıyor. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla çalışma başlatan Devlet Bakanı Said Yazıcıoğlu, ilgili taraflarla bir araya geldikten sonra çalışmasına son şeklini verecek. Çalışma için Erdoğan tarafından Diyanet’ten sorumlu Devlet Bakanı Said Yazıcıoğlu görevlendirildi. Yazıcıoğlu, ilk olarak AKP’nin Alevi kökenli milletvekilleri İbrahim Yiğit ve Reha Çamuroğlu ile temas geçti. Görüşmelerde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın teşkilat yasasının bulunmamasının en büyük engel olduğu kanısına varıldı. Bu aşamada Devlet Bakanlığı veya Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde bir genel müdürlük oluşturulması görüşü ağırlık kazandı. Cemevlerine aktarılacak bütçenin, ‘inanç kültürlerinin desteklenmesi’ çerçevesinde Kültür ve Turizm Bakanlığı oluşturulacak genel müdürlük aracılığıyla yapılabileceği tartışmaya açıldı.

Daha önce yine belirtmiştim, devlet bu ülkede dini ideolojik olarak şekillendirip çıkarları doğrultusunda kullanıyor. Diyanet işleri denen uyduruk kurumda işte bunun bir aracı. Ben böyle uyduruk bir kuruma vergi vermek zorunda değilken, bir de şimdi ‘alevi dedelerine’ mi para vereceğim? Alevi dernekleri de açıklama yapmış, ‘bundan memnunuz’ filan şeklinde. Yahu size genel müdürlük verilse ne olacak, verilmese ne olacak.

Neyse, vurgulamak istediğim asıl nokta, AKP’nin, Aktütün’den sonra bir kesime yaranma çabası. Bu anlaşılır gibi değil, gele seçimler yaklaşırken. Önce askere yaranmak için saçma ötesi açıklamalar yaptılar, şimdi de alevilere yaranmak için saçmalıyorlar. Oysa anlamalılar ki ne asker sizi kabul eder, ne de aleviler geleneksel olarak oy attıkları chp’den vazgeçerler.

Ne güzel demiş yazar, ‘obama gibi geldi bush’laştı’.. ’sevsinler seni’, ‘paşasının başbakanı’..

‘Paşamızı’ Kızdırmışlar!

October 19, 2008

Geçen masa başında oturmuş, türbin projemin son ayrıntılarını gözden geçirirken, TV’den, ‘altını çiziyorum, bakın altını çiziyorum’ diye bağrışmalar geliyordu. İçimden, ‘ya biri kurtlar vadisini izliyor, bu seste polat’a ait sanırım, yine racon kesiyor heralde’ diye geçirdim. Sonra baktım bağrışmalar, höykürmeler, racon kesmeler bitecek gibi değil, ‘nedir bu kardeşim, kahvehaneye çevirdiniz burayı’ diyerek içeri geçtim. Karşımda polat’ı görmeyi düşünürken, birkaç general fonu üzerine başbuğ’u gördüm, ve, ‘ne o ya, darbe mi oluyor lan’ diyerek telaşlandım. Bu telaşla tv’yi izlerken bi an, GKB’nın tek parmağını havaya kaldırdığını ve bunu yaparken yüzünde oluşan o sert ifadeyi görünce, ve/yine bu iki şeyi birleştirince, ‘aha kesin darbe oluyor, asker yönetime el koydu valla’ diye düşündüm. Sonra anladım ki darbe filan olmamış, ‘paşamız’ bir gazete sinirlenmiş ve o sinirle gazeteye racon kesiyormuş, aman pardon tepki gösteriyormuş.

Neyse, şoku atlattıktan sonra aklıma takılan birkaç soru oldu yine:

1) Başbuğ’un son açıklaması hakkında ne düşünüyorsunuz?

a) Helal olsun, ben paşanın, godum mu oturtanını severim.
b) Bu ülkede basın özgürlüğü vardır, ve bir devlet memuru çıkıp basını böyle seviyesizce tehdit edemez.
c) Allah laik ordumuza zeval vermesin.
d) Paşadır, ne yapsa yeridir.
e) Koyu işaretli şıklar.

2) Başbakan’ın bu açıklama üzerine gösterdiği tavır hakkında ne düşünüyorsunuz?

a) Teay-yeap, paşanın emir eri gibi davranmıştır.
b) Bu sert konuşma üzerine teay-yeap fena halde tırsmış ve korkakca davranmıştır.
c) Tayyip’ime laf yok.
d) AKP kapatma davasından sonra ehilleştirilmiş, ve TSK ile aynı çizgiye gelmiştir. Bu da bunun ispatıdır.
e) Koyu işaretli şıklar.

Melih ODTÜ’yü, Balaman SDÜ’yü Yıksın!

August 23, 2008

Ankara’da yaşanan komediden herkes haberdardır. Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek ile eski Odtu Rektörü, ‘odtuyu yıkarım-yıktırtmam’ şeklinde bir ‘kedi-köpek’ kavgasına girişmişlerdi. Melih Gökçek’te ODTU’nun YIKILAMAYACAĞININ farkındaydı, ama ülkede kıçlarından gündem oluşturmaya ve bunun üzerinden büyük gerilimler yaratmaya meraklı siyasilerimiz, belediye başkanlarımız olduğu için bu tarz ’sanal gerilimleri’ sürekli yaşıyoruz.

Buna benzer bir olayda Isparta’da yaşanmış. Haber şöyle;

AKP’li Hasan Balaman’ın talimatıyla İmar Müdürlüğü, SDÜ’ye 1 Ağustos 2008 tarihli resmi yazı gönderdi. Yazıda, ‘Arşivimizde üniversitenizle ilgili hiçbir bilgi ve belge bulanamamıştır. Arşiv çalışmaları nedeniyle gerekli bilgi ve belgelerin gönderilmesini rica ederiz’ denildi. Balaman, yazıdan sonra yerel tele-vizyondaki bir programda ruhsat sorgulamasının nedenini anlattı.
Canlı yayında, Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar’ın türbanlı öğrencileri üniversiteye almayarak Anayasa’nın gereklerini yerine getirdiğini söylediğini hatırlatan Hasan Balaman, “Bizim üniversiteden ruhsat istememiz de Anayasal hak değil midir?” dedi.

SDÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Erol Keskin, SDÜ’nün şahısların üniversitesi olmadığını belirterek, “Bu üniversite Isparta’nın üniversitesidir. Isparta halkı da üniversitesine sahip çıkar” dedi. Balaman’ın üniversite kampusu içerisindeki binalarla ilgili yapı ruhsatı istemesini değerlendiren Prof. Dr. Erol Keskin, bir sorunun olmadığını söyledi. Ancak üniversite binaların çoğunun ruhsatı olmadığı öne sürülüyor.

Heralde bu belediye başkanı fena halde Melih ağabeyine özenmiş. Onun yolundan gidiyor. Yok ruhsat vermem, yok yıkarım. Daha öncede bu belediye başkanı Zaman gazetesinin bir çalışanını dövmüştü zaten. Tam bir şehir eşkiyası, ‘türban’ ile ilgili anayasa değişikliği meclise geldiğinde yine aptalca ve gereksiz çıkışlar yapmıştı. Elle tutulacak bir yanı yok yaptıklarının. (yazının devamı için..)

(more…)