‘Bir süre sonra insan bloguyla arasında duygusal bir bağ kurmaya başlıyor’ derlerdi, inanmazdım. Öyle oluyormuş, neticede buraya kendinizden bir şeyler katıyorsunuz.
Bir süredir yazamıyorum; çünkü bir türlü toparlayamıyorum kendimi. Okul ve sınavlarım bitti, başarısızlığa alışkın olmayan (esasen herkes böyledir) biri olarak, başarısız bir yıldı diyebilirim. Yorgunum. Yorgunum, ama dinlenmeyi hak etmediğimi düşünüyorum. O yüzden bi tatil yapmakta içimden hiç gelmiyor. Bütün bunlar üzerine bir de balık burcu iseniz (kader utansın, öyleyim) duygu yoğunluğunuz tavan yapmış demektir; bu da yaptıklarınızın iki katı ile sizin üzerinize bir yük olacağı anlamına gelir. Ama hayat işte, güzel şeylerde oluyor. Kardeşim Öss de istediği ODTU veya İtü makine mühendisliği bölümlerine yetecek puanı aldı. Kısmetse seneye bunlardan birinde okuyacak. O da abisi gibi makine mühendisliğinde sürünmek, pardon okumak istiyor=)
Her şeye rağmen hayat güzel. Mesela şu an dışardan ferhat göçer’in sesi geliyor, ‘gül ki sevgilim, gül ki gözlerin, solmasın sakın aşk çiçeğim’.
Burası bir süre boş kalacak. En azından toparlanana kadar. Eğer ki yazmazsam blogta katkısı olan herkese teşekkürler. Hatta hurriyet gazetesi köşe yazarları edasıyla şöyle diyeyim, ‘bütün okuyucularıma (çok okunan yazar havaları) teşekkürler’..
Eyvallah..




