Posts Tagged ‘Balik’

Yardım

October 3, 2008

Epeydir blog yazıyorum; öyle olunca artık kendi alan adıma geçeyim, rahat edeyim diye düşündüm. Şu hosting paketini satın alıyorum; ama bundan sonra ne yapacağım konusunda bir fikrim yok. Bu işlere şöyle bir göz atayım dedim; ama ne yalan söyleyeyim epey bi karışık geldi. Hosting paketini aldım sayılır; gerçi an itibariyle almadım, ama aldım sayılır yani. Bundan sonra yapmam gerekenler konusunda bana yardımcı olacak birini arıyorum.

Çok makbule geçer; en laik duygularımla dua ederim. Netice-i kelam bu işlerden anlayan bir arkadaşın yardımına ihtiyacım var.

Devlet Elini Eğitimin Üzerinden Çekmeli

September 9, 2008

Bu hafta bir çok öğrenci ders başı yaptı. Ya da hayır, şöyle demeliydim, zorla ders başı yaptırıldı. Hemen aklıma ilkokula başladığım o ilk gün geldi. Tarifi imkansız bir acı yaşamıştım; çünkü artık dünya ile bağım bir şekilde kesilecek ve dört duvar arasında bize verilen şeyi almak zorunda bırakılacaktık. Bu ‘şeye’ ‘eğitim’ adı veriliyordu. Son derece militarist bir eğitimden geçiyorduk. Saçlarımız ‘asker traşı’ tarzında kısaltılmalıydı, kıyafetlerimiz birbirinin bire bir aynısı olmalıydı, her sabah aynı marşları söylemeliydik, asker gibi sıraya girmeliydik ve bize dayatılan ‘şeylere’ itaat etmeliydik.

Bütün bunların ötesinde bir de, buralarda adı ‘öğretmen’ olan, ama bu vasıf ile uzaktan yakından ilişkileri olmayan ve benim öğretmen diyemeyeceğim ‘devlet memurları’ vardı. Esasen bize verilen ‘eğitim’in çıkmazıda tam olarak bu devlet memurları. Bu yazının konusuda, benim ilköğretim hayatım değil, bu memur zihniyeti. (yazının devamı için..)

(more…)

Birkaç Soru Sorabilir Miyim?

September 3, 2008

Kocaeli Garnizon Komutanı, ‘TSK adına’ cezaevindeki Tolon ve Eruygur’u ziyaret etmiş. Bir de bunun üzerine, bu ziyaret, Genelkurmay’ın sitesinde duyrulmuş. Sitede şu açıklama yapılmış;

1. 03 Eylül 2008 günü, saat 11:30 ‘da Kocaeli ili Garnizon Komutanı Korgeneral Galip MENDİ, Kandıra Cezaevinde tutuklu olarak bulunan (E) Orgeneral Şener ERUYGUR ile (E) Orgeneral Hurşit TOLON’u ziyaret etmiştir.

2. Türk Silahlı Kuvvetlerine uzun süre hizmet veren iki emekli komutana yapılan bu ziyaret, Türk Silahlı Kuvvetleri adına gerçekleştirilmiştir.

3. Bilindiği üzere, dün olduğu gibi bugün de Türk Silahlı Kuvvetlerinin yargıya olan saygısı ve güveni tamdır.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Bİr kaç soru sormak isterim;

1. Bu ziyaret neden gerçekleştirilmiş olabilir?

a. Paşalar içerde, ‘yat yat sıkıldık lan. okey bile oynayamıyoruz. Okeye dörtlü lazım’ diye isyan etmiş. Bunun üzerine Garnizon komutanı, yanına emir erini alarak paşaları ziyaret etmiştir. İçerde birkaç el okey çevirmişlerdir.

b. TSK bu ziyaret ile, ‘bu paşalara dokunanı yakarım. Biz bu noktada tarafız’ mesajı vermiştir.

c. TSK burada, ‘12 eylül yaklaşıyor. İbret al. Bunlar benim adamım, daha fazla ileri gidersen cıss yaparım’ şeklinde bir mesaj vermiş. Ama bunu yargıya değil, direk hükümete vermiştir.

d. Mesaj falan yoktur. Garnizon Komutanı asker arkadaşlarını özlemiş, ‘iki sohbet edek’ diye düşünmüş ve bu ziyereti gerçekleştirmiştir. (yazının devamı için..)

(more…)

Görüşmek Üzere

July 17, 2008

‘Bir süre sonra insan bloguyla arasında duygusal bir bağ kurmaya başlıyor’ derlerdi, inanmazdım. Öyle oluyormuş, neticede buraya kendinizden bir şeyler katıyorsunuz.

Bir süredir yazamıyorum; çünkü bir türlü toparlayamıyorum kendimi. Okul ve sınavlarım bitti, başarısızlığa alışkın olmayan (esasen herkes böyledir) biri olarak, başarısız bir yıldı diyebilirim. Yorgunum. Yorgunum, ama dinlenmeyi hak etmediğimi düşünüyorum. O yüzden bi tatil yapmakta içimden hiç gelmiyor. Bütün bunlar üzerine bir de balık burcu iseniz (kader utansın, öyleyim) duygu yoğunluğunuz tavan yapmış demektir; bu da yaptıklarınızın iki katı ile sizin üzerinize bir yük olacağı anlamına gelir. Ama hayat işte, güzel şeylerde oluyor. Kardeşim Öss de istediği ODTU veya İtü makine mühendisliği bölümlerine yetecek puanı aldı. Kısmetse seneye bunlardan birinde okuyacak. O da abisi gibi makine mühendisliğinde sürünmek, pardon okumak istiyor=)

Her şeye rağmen hayat güzel. Mesela şu an dışardan ferhat göçer’in sesi geliyor, ‘gül ki sevgilim, gül ki gözlerin, solmasın sakın aşk çiçeğim’.

Burası bir süre boş kalacak. En azından toparlanana kadar. Eğer ki yazmazsam blogta katkısı olan herkese teşekkürler. Hatta hurriyet gazetesi köşe yazarları edasıyla şöyle diyeyim, ‘bütün okuyucularıma (çok okunan yazar havaları) teşekkürler’..

Eyvallah..

Tespih, Darbe ve Ergenekon

July 12, 2008

Bu satıları okuyanlar bilir, benim ’sarıkız’ ve ‘ay ışığı’ rumuzlarıyla sürekli mail gönderen sonuna kadar laik okuyucularım var. Bunlar gönderdikleri e-maillerde, ‘yaw ucanbalik, islamcılar iyice zıvanadan çıktı, almış eline tespihi savcının biri onu bunu içeri atıyor, islamcı kesimde bir bayram havası var, sen halen sessizsin. Bir sabah ‘Allah u ekber’ sesleriyle yüce kazanımlarımızın içine edecekler, rejimi değiştirecekler, sen halen şu islamcı takımına iki kelam etmiyorsun’ mealinde sitemde bulunuyorlar.

Efendim öncelikle ben de bu kaygıları paylaşıyorum. Yalnız şu tespih olayını pek anlamadım. Yarı militarist-yarı demokrat, biraz melankolik yazarımız CAN CAN dündar yazısında belirtmiş sanırım bunu. Eh, benim laik okuyucularım her gün milliyet, hurriyet okudukları için böyle ayrıntıları kaçırmıyorlar. Efendim benim yorumum, bu savcı derhal görevden alınmalıdır, sırf bu yüzden yani. Eline aldığı tespihten dolayı pek tabi. Bir kere tespih siyasal simgedir efendim. Hemen islamcı takımı, ‘olur mu öyle şey’ diyecektir. Ve/hatta sünnet bile siyasal simgedir; ama milletin şeyinin bizim yüksek imtiyazlarımıza, pardon kazanımlarımıza bir zararı olmadığı için yasak getirilmesine gerek yok. Konuya dönecek olursak, işte bu bahsettiğim sebepten bile bu dava düşmüştür. (yazının devamı için..)

(more…)

Gladio’nun Çöküşü: Ergenekon

July 5, 2008

Avrupa’da soğuk savaş döneminden kalma kontrgerilla’nın hepsi tasfiye edildi. İtalya’da büyük savcı Felice Casson’un inanılmaz çabasıyla cıa destekli kurulan örgütü bitirdi ve darbecilerin hepsi içeri girdi; Yunanistan’da kışladan çıkmaya çalışan cuntacılar içerde ve artık soğuk savaş döneminin cıa destekli kurulan bu yapılanmaları teker teker çöküyor. Bu süreç engellenemezdi ve artık tasfiye sırası Türkiye’de.

Bu yapının diline dolandırdığı anti emperyalist söylemlere bakmayın, meydanlarda ‘ne ABD, ne AB Tam bağımsız Türkiye’ palavralarına da bakmayın. Bunlar Atatürk’ü çıkarlarına alet ettikleri gibi anti emperyalizmide bir şeylerin üstünü örtmek için kullanıyorlar. Darbeler ülkesi Türkiye’de yapılan hep aynıydı. Bir zamanlar aşırı sağ ve sol kesim silahlandırıldı, ülke bir kaos ortamına sürüklendi ve ‘kurtarıcı misyonunu’ üstlenen bol yıldızlı cuntacılar bunu bahane ederek darbe yaptılar. Hep aynı senarya işledi bu topraklarda. (yazının devamı için..)

(more…)

Esra Erol’la Desti İzdivaç

June 25, 2008

Tam olarak nerede duydum hatırlamıyorum, ama ‘yabancıların’ kullandığı bir tabir varmış, ‘ananı Türk televizyonunda görmüşler’ şeklinde. Sanırım televizyon programlarımızın geldiği noktayı en iyi özetleyen söz bundan başkası olamazdı. Haber programlarından tutun, ‘kadın programlarına’ kadar televizyonlarda bir çok medya maymunu ile hemen her gün karşılaşıyoruz.

Bunlardan biri de, ‘Esra Erol’la Desti İzdivac’ adı program. Daha önce flash TV adlı bir kanalda idi, ama daha sonra aydın doğan’ın kanalı Star’a geçti. Bir süre sonra ise mantar gibi çoğalarak, benzer formatlarda bir çok kanalda gösterilir oldu.

Programa katılanlar arasında, 70 lik dedelerimizin yanında, 21 yaşlarında kızların çıkması da dikkat çekici aslında. 7′den 77′ye evlenmek isteyen bir çok insanın katıldığı bir program. Programın girişinde, evlenmek isteyen adaylarımız, ‘format gereği abicim, format gereği’ sözüyle birlikte oynamak zorunda bırakılıyor; yani ekran karşısında bir 5-10 dakika oynamak zorunda kalıyor. Sanırım bu şekilde daha eğlenceli oluyor veya adayımızın, kendisini izleyen potansiyel adaylara vucut hareketleriyle ‘elektrik vermesi isteniyor’ olabilir. Kim bilir. Adayımız halaydı, horondu, rap dansıydı (evet, evet! Denk geldiğim programın birinde 70 lik teyzem rap muziği eşliğinde dans ediyordu. Şaka gibi), bir çok dansı sergilemek zorunda.(yazının devamı için..)

(more…)

Savcılara Parti Kapatma Rehberi: Guguuk.Com

June 20, 2008

Yaklaşık 20 gün sürecek olan bir sınav dönemine gireceğimden bahsetmiştim. Gerçi bundan sonra bloga iki yazı girdim (bir, iki); ama yaklaşık 20 gündür pek uğrayamıyorum. Dün itibariyle bu dönem bitti. Blogun artık daha aktif olacağını düşünüyorum.

Ben yeraltımda ders notlarımla ilgilenirken, darbeye karşı bir yürüyüş planı yapılmış. ‘Darbeye karşı 70 milyon adım yürüyüşü..’ Bu yürüyüşün ayrıntılarını bir sonraki yazımda vereceğim.

AKP savunmasında bu davanın bir ‘google davası’ olduğundan bahsetmiş. Bu konu hakkında zaten internet üzerinde yeterli kadar geyik dönüyor; ayrıca benim değinmeme gerek var mı, bilmiyorum. Ama teknolojinin savcılarımınız işini kolaylaştırdığı bir gerçek. Mesela artık ‘değerli’ savcılarımızın işi kolaylaşsın diye, ‘guguuk’ adlı bir site kurulmuş. Bir partiye kapatma davası acacak olan savcılarımız google’den uzun uzun iddianameye delil aramazlar, google yerine guguuk.com‘a girip işlerini hallederler artık. Her şey ulusal kazanımlarımız için NETEKİM!

Sık sık ucanbalik’a konuk ettiğimiz bir isim yine gündem yaratmış; fatih FAYTAYLI. Kendisi özel seçilmiş bir kaç başörtülü kızı karşısına alıp konuşmayı çok seviyor. Neyse, zaten bu konu hakkında bir şeyler yazacağım, fazla girmeye gerek yok.

Ve bütün bunların dışında, bana göre kabinenin en başarısız bakanı olan Hüseyin Çelik, Yök başkanı’nın bir sözüne kafayı enteresan bir şekilde takmış. Anlaşılan Hüseyin ÇElik bu performansıyla bu satırlara çok konuk olacak. Bakaalım!

Hazır sınavlar bitmişken, günlük tarzı, daha rahat olacağım bir blog açma fikrini hayata geçireyim diye düşündüm. Daha önce açmıştım, ama yaz(a)mıyordum. Artık orada da yazmaya başlayacağım. Kimseye bir şey vaad etmeyen kişisel bir blog; http://ucanbalik-altbeyin.blogspot.com

Şimdilik bu kadar. Darbesiz günler diliyorum!

AKP’ye Yargı Darbesi: Anayasa Mahkemesi Türban Düzenlemesini İptal Etti!

June 5, 2008

- Ooo, mehmet abi. Gel abicim şöyle, bırak ekran karşısında ‘göbeğiini kaşıyıp’ tv izlemeyi. Gel hele, senle şu Anayasa Mahkemesi’nin ‘türban düzenlemesini’ iptalini konuşalım. AZ önce bütün dünya flaş haber geçti.

- Hiç şaşırmadım o karara ucanbalik’cim. Ben 9′e 2 alırız diyordum zaten.

- Daha belli değil kaça kaç olduğu, o önemli değil zaten. Netice olarak iptal..

- Hadi 8′e 3 olsun..

- Her neyse. Boşver orasını. Ben bir ara ciddi ciddi ümitlenmiştim.

- Hehe. O kadar kolay mı ucanbalik’cim. Biz bu iktidarı yıllar önce aldık, öyle kolay bırakırz mıyız, son tahlilde! ittihatçı atalarımız sağ olsun! Hem ne demişti büyük üstad, ‘aman dikkat, halk sizin düşmanınızdır!’ Sen de takdir edersin ki ülke yönetimi halka bırakılmayacak önemli bir iştir. Hem halkımız otursun tv karşısına, ‘göbeğini kaşısın’. Ülkeyi biz yönetiriz; zaten yönetiyoruz netekim.

- Allah Allah, iki dönemdir ülkeyi AKP yönetiyor yahu!

- Önce şu ‘gerici’ nidaları kes ucanbalik’cim. Laik laik konuşmak varken. Gelelim soruna. Senin dediğin o iktidar sadece ‘görünür iktidardır.’ Biz ülkeyi yönetiriz. O iktidar sadece kendisine çizdiğimiz kırmızı çizgiler içinde siyaset yapar. Bunun dışına çıkamaz; hem çıksında görelim, ‘zinde kuvvetlerimiz’ ne güne duruyor.

- ‘Zinde kuvvetler’ derken?

- Anladın sen on. 28 şubat diyorum, 12 eylül diyorum.

- O dediklerin haiti’de bile olmuyor artık! Hem AB var, ABD’de var. ABD izin vermeden öyle şey yapılmaz ki. Evren, ABD’yi arkasına almasa yapabilir miydi?

- Karıştırma şimdi oraları ucanbalik’cim. Hem ne sanıyorsun sen. Oligarşi yerinde mi sayıyor. Biz de zamanla değişiyoruz, gelişiyoruz. (yazının devamı için..)

(more…)

Rejime Dost; Anamızın, Ninemizin, Ebemizin Başörtüsü Tarzı!

February 9, 2008

Aşırı laikçi kesim gerçekten meydanlara çıkmayı seviyor. Akılıma Demirel’in, ‘yollar yürümekle aşınmaz’ sözü geliverdi. Bayrak tamalı dekoltesini giyen genç kızlarımız, ulusal kesimin, ‘anamızın başörtüsüne itirazımız olamaz’ diyip durduğu tarzda başını bağlayan, aslında orada neden bulunduğundan pek de haberi olmayan yaşlı başlı teyzelerimiz meydanları süslüyorlar şu günlerde. Tam Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde ki ortam işte, tek fark sayıları biraz daha az..

Yanda fotoğrafını da gördüğünüz ‘kemalist’ teyzemiz öyle bir poz vermiş ki, ‘başörtüsü böyle takılır’ dercesine. Hani bahsettiğim ulusalcı repliğin sürekli tekrarladığı, ‘anamızın, ninemizin, ebemizin örttüğü başörtüsü’ tarzında. AKP ve MHP’nin sözde çözümünü bu fotoğraf özetliyor sanki; işte NENEMİZİN tarzı.. Bu ‘çağdaş’ ve ‘ilerici’ kitle o meydandan mesajını veriyor meclise işte; başörtüsü böyle bağlanır..

Geçenlerde genç sivillerin bir önerisi vardı. İronik bir şekilde, ‘başı açıklarda ninelerimiz gibi giyinsin’ şeklinde bir öneri getiriyorlardı. Bence böyle bir düzenleme de yapılırsa yerinde olur. Başörtülülere yandaki fotoğrafta ki tarzda; yani ‘anamızın tarzında’ bağlamazsan eğitim öğretim hakkın elinden alınır diyen hükümet, başı açıklarada ‘anamızın, ninemizin tarzında giyineceksiniz’ şeklinde bir düzenleme yapabilir..

Şimdi, ‘olur mu öyle şey arkadaş’ diyenleriniz olabilir. Özgürlük karşıtlarının meydanlarda ‘özgürlük adına’ yürüyüş yaptığı, ‘başını söyle bağlamazsan içeri almazuk, rejim için tehlikeli’ şeklinde düzenlemelerin yapıldığı bir ülkede bal gibi olur!