Posts Tagged ‘Duyuru’

Darbe Devam Ediyor: 82 Anayasasına HAYIR!

October 28, 2008

Uçan Balık Üzerine-2

August 25, 2008

Bir kaç hafta önce, ‘ucanbalik’ üzerine bir yazı yazmıştım. Orda şöyle demiştim;

Zaman zaman meseleleri ciddi ele aldığım oluyor, ama genel olarak blogun ironik dilinin değişeceğini sanmıyorum; çunku bu ülkede bir meseleyi ciddi ciddi ele almayı denemek, insanın ruh sağlığı açısından pek de iyi değil. Bunu yapabilmeniz için en azından karşınızda sağlam argümanlar olmalı, ama bu ülkede tam bir çılgınlık hali mevcut. Türkiye’de egemen sistem kendini işte sağlam olmayan temeller üzerine kurduğundan dolayı meseleyi ciddiyetle ele almayı yanlış buluyorum. Zaten bu yüzdende, ‘en iyi muhalefet şekli ironidir’ diyoruz. Düşünün bu ülkedenin muhalefet partisi olan chp, Atatürk heykelindeki atın cinsel organının AKP’liler tarafından koparıldığını iddia edebiliyor mesela. Bunun üzerine bir rejim kavgası başlyabiliyor bu ülkede. Rejimin bu kadar kaygan bir zemine oturduğu bir ülkede meseleleri nasıl ciddiyetle ele alabilirsiniz ki?

Üstte bahsettiğim şekilde, ciddi tartışmalar dışında ‘ucanbalik’ ın uslubu yine aynı olacak. Ama hemen bu noktada bir düzeltmeden bahsedeyim. ”İroni’ yerine, ‘hiciv’ kelimesinin kullanılmasının daha doğru olacağı’ konusunda bir mail aldım. Esasen öyle olmalıydı. Bu bağlamda geçte olsa bunu düzeltmek yerinde olur. İroni değil hiciv.

Ve yine bu bağlamda ‘hiciv’ adı altında bir kategori açacağım ve o uslupta yazılan yazılar, ‘hiciv’ kategorisi altında olmuş olacak. En azından bu da, uslup nedeniyle yaşanabilecek yanlış çıkarımları önlemiş olacaktır. (yazının devamı için..)

(more…)

Balık Burcu İnsanı Olmak

November 19, 2007

Şu sıralar burcumunda vermiş olduğu ağır duygusallıkla kendimi bitmek tükenmek bilmeyen melankonin içinde buluyorum. Sanırım ‘balık burcu insanı’ olmak böyle birşey. Farklı yaşıyosun, hissedilmeyeni hissediyorsun. Mesela geçenlerde bir bloga rastladım. Yazılar o kadar melankoli doluydu ki, ‘bu blogun sahibi olsa olsa balık burcudur’ diyiverdim, yanılmamışım. Çevremde sürekli gözlem yapıyorum, herkeste bir hüzün sanki. Bu aylarda daha bir zor sanki hayat. Özellikle ‘balık burcu insanları’ için.. Hele ki bazı hedefleriniz varsa, onları başarmak için yalnızlaşmanız kaçınılmazsa ve duygusalsanız, gerçekten bazı şeylere dayanmak/dayanabilmek çok zor oluyor..
Banu‘nun şu yazısı aklıma geliyor;

Kış yaklaşırken üzerime üzerime yavaşça,
Ben kartoplarından korkmaya başlarım.
Ben o oyunu bilmem.
Karda eğlenirken siz,
Ben hep üşürüm, üşürüm, üşürüm…


Entelektüelliğin yolu böyle
zorlu malesef. Horkheimer’ın dediği gibi bu çetin yolda yürümek isteyenler
toptan yalnızlığı göze almak zorundadırlar. Ben de bunu göze aldım açıkçası.
Hatta Said de der ya Entelektüellik sürgünlük halidir diye.
Dolayısı ile Suat abinin
dediği yılgınlık hali biraz normal. Yıpratıyor ve yalnızlaştırıyor beni bu
süreç. Bu evsizlik ve sürgünlük hali sığınacak liman aratıyor, zar zor da olsa
buluyoruz ama hiçbir zaman kendini evinde hissetmiyorsun. Şu dünya, her yer
senin evin oluyor, bir anlamda da evsizsin yurtsuzsun, vatansızsın,
topraksızsın, Marcos’da da ifadesini bulduğu gibi “biz dünyanın yerlileri…”
durumudur bu.

Dediğin gibi Suat abi, tam da
bu yılgınlık halini veren sürgünlük bana aynı zamanda da mücadele gücünü veriyor
zaten. Aynı şeyden kök alıyor.

Fazla söze gerek bırakmayan bir yorum.

Rüzgar ne kadar sert eserse essin, yaşıyoruz işte. Ama herşeye rağmen buna değer.. Zor anlar belkide insanlar için bir fırsaattır; geleceğini belirlemek adına..

Bu dönemlerde belkide insanın kariyerine daha bir önem vermesi, asılması gerekiyor. Hayat zor, ama herşeye rağmen güzel. Üzerimizdeki ağır melankolik havanın atılması dileğiyle..

Daha güzel günlere..

Not: Bu arada Tayyip Erdoğan’da balık burcuymuş, üstelik aynı günde (26 şubat) doğmuşuz. Acaba o da bu kadar hissediyor mu melankoliyi. Çok merak ediyorum, ben hissediyor diye hissediyorum : )

Taşınmak Zorunda Kaldık! http://www.ucanbalik.blogspot.com

October 9, 2007

http://www.ucanbalik.blogspot.com

WordPress’e Türkiye’den uygulanan erişim engeli üzerine siteye admin girişi yapamıyordum. Bu sebebten dolayı bir açıklama getiremedim. ucanbalık artık ‘blogspot’ uzantılı devam edecek. Eğer ki Adnan Oktar diğer siteye dava açıp, değerli mahkemelerimiz orayı da NOKTALAMAZLAR ise..

Lafı uzatmanın manası yok. Artık şuradan devam ediyorum.. Link veren arkadaşların, verdikleri bağlantıları bu yeni adrese göre değiştirmelerini rica ediyorum. Şimdiden teşekkürler.. Adnan Oktar’ın ellerinden öperim!

http://www.ucanbalik.blogspot.com

Blog Yazarları Akıllı Olsun Akıllı!

September 24, 2007

Malum ülkemizde insanların düşüncelerini dile getirmeleri çoğu zaman bir ’suç’ olabiliyor. Ve pek ’saygın’ mahkemelerimiz-de harika kararlar verebiliyor. WordPress’e erişimin engellenmesi gibi. Uzun lafın kısası, ‘ucanbalik.wordpress’ deyuu blog camiasına giren, özene bezene hazırladığım(ız) blogu kaybettim. Yok aslında duruyor ama Türkiye’den erişim engeli ile karşılaştı.(bende Türkiye’de olduğum için site ile bağlantım kesildi) Eh birazda bahane oldu, zaten iş ve okul derken yazamayacaktım. Uzun lafın kısası, ‘ucanbalik.blogspot’
da yazmaya devam edecğim. Tabi, pek kıymetli internet kurdu, ota-mota dava açan Harun ağabeyimiz buralarada el atmazsa!

Yazıyorum, yazmadan edemiyorum. Bu renkli ülkede yazmadan olur mu? Her taraf malzeme dolu. Mazelyalaştırıldıklarına inanan Bekir Çoşkunlar, ‘bu üklkede anayasa hazırlanacaksa bunu ben yaparım uleyynn’ mealinde fetva veren taziçler ve bilimum burjuvalar. Ne güzel, reform öncesi Fransası. Gençlerimize uygulamalı tarih dersi işte. Aydınlanma öncesi Fransa’sı, Türkiyesi.

Bir toplumsal sözleşme olan anayasa tartışmaları bile bu ülkede türbana bağlanı veriyor, bağlandırılıveriliyor. İnsanların kıyafetlerinin bile rejimi tehdit edeceğini düşünebiliyoruz. Paranoyalar dünyası! Korkularımız, korkaklarımız ve bilimum paranoyaklarımız set çekiyor gelişmemize, sorunlarla yüzleşip çözüm üretmemize.

Neticede ülke, urgancılar-postalcılar-cuntacıların elleriyle sığ tartışmalara sürükleniyor.

Ee bu ülkede hani meseleyi ciddiyetle ele alacaksınız? Muhalif olabilmeniz için önünüzde sağlam argümanlar olmalı. Ama tartıştıklarımıza bir bakın. Ne kadar aklı selimden uzak tartışmalar. Rektörümüz çıkıp, ‘Türkiye’de türbanlılar ODTÜ’ye, Bilkent’e girecek kadar puan alamıyor.. Genelde bu öğrenciler Açık Öğretim’e giriyor.’ gibi saçma-sapan açıklamalar yapabiliyor. ‘Özgürlük alanlarımız’ olan üniversitelerimiz başına rektör olarak getirilen biri bu açıklamayı yapıyorsa, bu ülkede ne, nasıl tartışılabilir ki?

O sebebten bundan sonra bu blogun satırlarında sık sık ‘ironi’ye rastlayacağız. Çunku, bu ortamda en iyi muhalefet şeklinin ironi olduğuna inanıyorum. Birileri bizle gerçekten kafa buluyor çunku! Yök Başkanı’nın ve bazı rektörlerin açıklamalarına tekrar bakın. Evet evet birileri bizle gerçekten kafa buluyor.

İşte bu sebebten bu blogun satırlarında(nambır-tuu), gündeme dair mizahi notlar yer alacak. Harun Yahya’ya tekrar selamlarımı iletirken, Yök başkanı Teziç’in eskiyen mercedes i için bir yardım kampanyası başlatılmasını öneriyorum. Eh, insanın canı bir şeye sıkılınca saçmalayabiliyor. Son açıklamalarını başka nasıl açıklayabiliriz ki? Benden 5 ytl. Eh, verilen ‘öğrenci burslarıyla’ ancak bu kadar, keşke YÖKÜMÜZ siyasetle ilgilendiği kadar öğrenci sorunlarıylada ilgilenebilse.

İletişim

September 20, 2007

Benimle herhangi bir konuda iletişime geçmek isteyen arkadaşlar, aşağıdaki iletişim formunu kullanarak bunu gerçekleştirebilirler. Buyrunuz Sultanım!


<br>

Yeni(lik)ler

July 9, 2007

image340.jpgimage340.jpg338128_xl.jpg338128_xl.jpgUzun süredir yazamadım, yoğun bir hafta geçirdim. Bu yoğunluğun içinde biraz hayal kırıklığı vardı, biraz heyecan. Henüz bir diplomam olmasına bir sene daha olmasına rağmen bir şirkette mühendis! olarak işe başladım. Üniversite eğitiminin aslında ne kadar yetersiz olduğunun farkına vardım. Teorik bilgi, uygulama alanında bir halta yaramıyor. Ama ilk şoku atlattım diyebilirim.

İşte bu bir-kaç hafta böyle geçti. İşe yoğunlaşmam gerektiği için pek ilgilenemedim, blog ile.  Ama eskisinden daha aktif olacak gibi görünüyor, ucanbalik. Daha fazla yazacağım. Her zaman fikirlerimin eleştirilmesini istemişimdir, farklı fikirlere hep değer verdim, onlar olmadan gelişemiyoruz. Bu konuda bir kaç arkadaşımın bana yardımcı olmasını istedim. Beni kırmadılar.

Sosyoloji’den Merve hanım, Elektronik’ten Mert bey, Mimarlık’tan Alev hanım..

Belli aralıklarla burada yazacaklar. Üç farklı fikir. Hepsinin ortak yönü, hadiselere  sert ama tutarlı eleştiriler getirebilmeleri.. Bazı konularda çok farklı düşünsekte, bir uzlaşma kültürü oluşturulabileceğimizi  umut ediyorum. Hatta buna eminim.

Yeni gelen arkadaşlara beni kırmadıkları için teşekkür ediyorum..

Yine, yeniden merhaba..