Posts Tagged ‘fatih altaylı’

Savcılara Parti Kapatma Rehberi: Guguuk.Com

June 20, 2008

Yaklaşık 20 gün sürecek olan bir sınav dönemine gireceğimden bahsetmiştim. Gerçi bundan sonra bloga iki yazı girdim (bir, iki); ama yaklaşık 20 gündür pek uğrayamıyorum. Dün itibariyle bu dönem bitti. Blogun artık daha aktif olacağını düşünüyorum.

Ben yeraltımda ders notlarımla ilgilenirken, darbeye karşı bir yürüyüş planı yapılmış. ‘Darbeye karşı 70 milyon adım yürüyüşü..’ Bu yürüyüşün ayrıntılarını bir sonraki yazımda vereceğim.

AKP savunmasında bu davanın bir ‘google davası’ olduğundan bahsetmiş. Bu konu hakkında zaten internet üzerinde yeterli kadar geyik dönüyor; ayrıca benim değinmeme gerek var mı, bilmiyorum. Ama teknolojinin savcılarımınız işini kolaylaştırdığı bir gerçek. Mesela artık ‘değerli’ savcılarımızın işi kolaylaşsın diye, ‘guguuk’ adlı bir site kurulmuş. Bir partiye kapatma davası acacak olan savcılarımız google’den uzun uzun iddianameye delil aramazlar, google yerine guguuk.com‘a girip işlerini hallederler artık. Her şey ulusal kazanımlarımız için NETEKİM!

Sık sık ucanbalik’a konuk ettiğimiz bir isim yine gündem yaratmış; fatih FAYTAYLI. Kendisi özel seçilmiş bir kaç başörtülü kızı karşısına alıp konuşmayı çok seviyor. Neyse, zaten bu konu hakkında bir şeyler yazacağım, fazla girmeye gerek yok.

Ve bütün bunların dışında, bana göre kabinenin en başarısız bakanı olan Hüseyin Çelik, Yök başkanı’nın bir sözüne kafayı enteresan bir şekilde takmış. Anlaşılan Hüseyin ÇElik bu performansıyla bu satırlara çok konuk olacak. Bakaalım!

Hazır sınavlar bitmişken, günlük tarzı, daha rahat olacağım bir blog açma fikrini hayata geçireyim diye düşündüm. Daha önce açmıştım, ama yaz(a)mıyordum. Artık orada da yazmaya başlayacağım. Kimseye bir şey vaad etmeyen kişisel bir blog; http://ucanbalik-altbeyin.blogspot.com

Şimdilik bu kadar. Darbesiz günler diliyorum!

Şaşkın Vekil Önder Sav’a, ‘Cep Telefonu Kullanma Klavuzu’ Verilsin!

May 31, 2008

Ülke bir kaç gündür Önder Sav’ın ‘dinlenme’ iddiasıyla sarsılıyordu. Cehepe’nin koparttığı gümbürtü tüm Türkiye’yi sallamıştı. Hatta cehepeliler, doğan medyası ve olayın üzerine atlayan, sazanlar partisi, aman pardon mehepe, İç İşleri Bakanı’nın istifasını istemişti. Akp’ye bel altı vurmak için her yolu deneyen doğan medyasının aşırı laikçi kalemşörleri günlerdir bu iddialar üzerine yazıp çiziyordu.

Ama işin aslı bugun orta çıktı. Önder Sav aslında dinlenmemiş; telefonunu açık bırakmış. Yani olay cehepe’nin elinde patlamış bulunmaktadır!

‘çamur at izi kalsın’ anlayışından vazgeçmeyen doğan medyasınından bir şey beklemiyorum; ama parti içi dikdatörümüz Baykal ve unutkan Önder Sav bu olay üzerine istifa edecekler mi, bunu çok merak ediyorum.

Bir de, nokia gibi büyük kuruluşlar birer temsilci görevlendirip, cehepe’li vekillere, ‘cep telefonuyla konuşma’ dersi felan verse iyi olur; cep telefonun nasıl açılacağı ve nasıl kapatılacağı konusunda. Veya hükümet ile telekom aralarında bir anlaşma felan yapsın, telefon görüşmesi bittikten sonra, ekrana, ‘telefon görüşmeniz bitti, telefonunuzu kapatınız’ şeklinde bir yazı çıksın. Böylece şaşkın vekiller telefonunu açık unutmazlar. Aksi halde bu vekillerden biri daha telefonunu açık unutup, ‘toplu olarak dinleniyoruz’ diye ortaya bir iddia atıp, kapatma davasıyla birlikte bozulan ekonomiyi iyice duman edebilir. Buna izin vermemeliyiz.

Bu işin aslını öğrendikten sonra kendimi ‘Türk Watergate’i‘ diye haber yapan, ‘Türk Medya Maymunu’ fatih FAYTAYLI’lı gibi hissettim; o heyecanda yani.

Cep telefonunu sakın açık unutma sevgili okur!

Türk Medyası

February 20, 2008

Doğan medyası, 28 şubata günler kala fantazi olsun diye ‘28 şubat haberciliğine’ dönmedi heralde, bunun arkasında başbakan ın da bahsettiği gibi, ‘bir takım çıkarların’ olduğunu fark etmek zor olmasa gerek. Ülkede yaşanan olaylar ‘masa başı habercilik’ anlayışıyla ‘irtica’ sosuyla servis ediliyor. Özellikle son bir haftadır bunları sıklıkla gördük. Sağlığı yerinde olmayan biri bir kıza kezzapla saldırıyor, doğan medyası bunu, mecliste yapılan ‘türban düzenlemeleriyle’ ilişkilendirip servis ediyor. Bunun üzerindende kaos teorileri geliştiriliyor. Ayrıca gerçekten olay böyle bile olsa; yani gerçekten biri çıkıp, dini argümanlarla bir başı açık kadına saldırsa bile, bu saldırının hükümetle ilişkilendirilmesi oldukça saçma.

Medyanın ve özellikle bir kısım azınlığın her sorunu bir rejim meselesi haline getirmesi, çözümü aslında çok basit sorunlara bile bu kadar kafa yormamıza neden oluyor. Bütün bir ülke, türban üzerinden ‘derin analizler’ yapıyor. Daha sonra bu derin analizler içeriside boğuluyoruz. Aslında mesele oldukça basit.

Artık bir çok kişi eminim benim gibi bu saçma tartışmalardan bıkmıştır. Din, laiklik gibi değerler o kadar basit seviyede tartışılıyor ki. Seviyenin bu kadar düştüğü bir ortamda sizin o meseleyi ciddi ciddi ele almanız mümkün değil; çunku karşınızda sağlam bir argüman yok. Bu bakımdan yapacağınız tek şey, en azından sağlığınızı korumak için meseleyi aynı şekliyle ele almak..

Bunun son örneğini fatih altaylı’nın programında gördük. Fatih altaylı’yı sevmem, sevenede rastlamadım zaten. Kendisiyle ilgili iki çift laf bile etmem, zira perihan mağden kendisini bir çok keş köşesinde madara etmiştir. Her neyse, o programı bende izlemiştim, ama kaçırmışım bu bahsedeceğim kısmını. Facebook’ta bir grupta rastladım. Mevzu şöyle;


Altaylı sunduğu tartışma programında karşısındaki İlahiyat profesörüne “Hocam ben bu sünnet olayını anlamıyorum. Allah’ın yarattığı şeyi neden bozuyoruz?” diye soran; karşılığında “Ona kalırsa sakalımızı da kesiyoruz.” cevabını aldıktan sonra; “Hocam sakal tekrar uzuyor ama diğeri uzamıyor.”

demiş kendileri. Ne diyelim. Kendisine acil şifalar diliyorum. Umarım düzelir. Kendisinin bilmediği konularda ahkam kestiğini bilirdim ve Allah’tan şifa dilerdim. Bunu da öğrendik, bu vesileyle beyninden başka yerlerinede şifa dilemiş olalım..