Posts Tagged ‘Guncel’

Orhan Pamuk’un Yeni Kitabı: Masumiyet Müzesi

August 31, 2008

Orhan Pamuk ülkemizin en çok tartışılan yazarlarından birisi. Ülkemizde birileri tarafından, ‘vatan haini’, ‘AB ajanı’ (evet, evet! ‘Ünlü’ bir yazarımsımız, zamanında, ‘bu kişi ajandır, öyle olmasa nobel alır mıydı?’ diyip, saçmalamakta sınırları zorlamıştı) gibi yaftalara maruz kalmış ve ‘orhan pamuk akıllı olsun, akıllı!’ nidaları eşliğinde, geçirdiği ulusalcı baskı sonucunda ülkeyi terketmişti. ‘Hain’ sıfatıyla ülkeden sürülmek heralde bu toprağın yetiştirdiği aydınların kaderi olsa gerek. Nazım Hikmet örneği falan ortada zaten. Bahsetmek istediğim bunlar değil. Sadece kitaptan bahsetmek istiyorum. O yüzden bu can sıkıcı konuları bir kenara bırakıyorum. Asıl değineceğim konuya gelirsek, Orhan Pamuk’un son kitabı, ‘masumiyet müzesi’ çıktı. Orhan Pamuk’un tüm kitaplarını okuyan biri olarak, hiç düşünmeden söyleyebilirim, ‘ben bir Orhan Pamuk hayranıyım.’

Aylar önce, ‘Masumiyet müzesi’ isimli yeni kitabının çıkacağını duyduğumda oldukça heyecanlanmıştım. Kitapla ilgili haberler geldikçe bu heyecanım iyiden iyiye arttı; çunku ‘masumiyet müzesi’ sadece bir kitap değildi. Aynı zamanda bir müzeninde adı. Okuduklarıma göre, buu müzede, roman kahramlarından Kemal’in sevgilisi Füsun’un teninin değdiği eşyalar ve hikayede bahsi geçen bir çok nesne yer alacakmış. Orhan pamuk bu eşyaları toplamaya epey bir zaman ve emek harcamış. Ama neticede ilgi çekici ve heyecan verici bir şey çıkmış ortaya. Yazarın deyimiyle, ‘istanbul’da öpüşecek yer bulamayan çiftlere sonuna kadar açık kalacak müze’ olacak burası. (yazının devamı için..)

(more…)

Tespih, Darbe ve Ergenekon

July 12, 2008

Bu satıları okuyanlar bilir, benim ’sarıkız’ ve ‘ay ışığı’ rumuzlarıyla sürekli mail gönderen sonuna kadar laik okuyucularım var. Bunlar gönderdikleri e-maillerde, ‘yaw ucanbalik, islamcılar iyice zıvanadan çıktı, almış eline tespihi savcının biri onu bunu içeri atıyor, islamcı kesimde bir bayram havası var, sen halen sessizsin. Bir sabah ‘Allah u ekber’ sesleriyle yüce kazanımlarımızın içine edecekler, rejimi değiştirecekler, sen halen şu islamcı takımına iki kelam etmiyorsun’ mealinde sitemde bulunuyorlar.

Efendim öncelikle ben de bu kaygıları paylaşıyorum. Yalnız şu tespih olayını pek anlamadım. Yarı militarist-yarı demokrat, biraz melankolik yazarımız CAN CAN dündar yazısında belirtmiş sanırım bunu. Eh, benim laik okuyucularım her gün milliyet, hurriyet okudukları için böyle ayrıntıları kaçırmıyorlar. Efendim benim yorumum, bu savcı derhal görevden alınmalıdır, sırf bu yüzden yani. Eline aldığı tespihten dolayı pek tabi. Bir kere tespih siyasal simgedir efendim. Hemen islamcı takımı, ‘olur mu öyle şey’ diyecektir. Ve/hatta sünnet bile siyasal simgedir; ama milletin şeyinin bizim yüksek imtiyazlarımıza, pardon kazanımlarımıza bir zararı olmadığı için yasak getirilmesine gerek yok. Konuya dönecek olursak, işte bu bahsettiğim sebepten bile bu dava düşmüştür. (yazının devamı için..)

(more…)

AKP’ye Yargı Darbesi: Anayasa Mahkemesi Türban Düzenlemesini İptal Etti!

June 5, 2008

- Ooo, mehmet abi. Gel abicim şöyle, bırak ekran karşısında ‘göbeğiini kaşıyıp’ tv izlemeyi. Gel hele, senle şu Anayasa Mahkemesi’nin ‘türban düzenlemesini’ iptalini konuşalım. AZ önce bütün dünya flaş haber geçti.

- Hiç şaşırmadım o karara ucanbalik’cim. Ben 9′e 2 alırız diyordum zaten.

- Daha belli değil kaça kaç olduğu, o önemli değil zaten. Netice olarak iptal..

- Hadi 8′e 3 olsun..

- Her neyse. Boşver orasını. Ben bir ara ciddi ciddi ümitlenmiştim.

- Hehe. O kadar kolay mı ucanbalik’cim. Biz bu iktidarı yıllar önce aldık, öyle kolay bırakırz mıyız, son tahlilde! ittihatçı atalarımız sağ olsun! Hem ne demişti büyük üstad, ‘aman dikkat, halk sizin düşmanınızdır!’ Sen de takdir edersin ki ülke yönetimi halka bırakılmayacak önemli bir iştir. Hem halkımız otursun tv karşısına, ‘göbeğini kaşısın’. Ülkeyi biz yönetiriz; zaten yönetiyoruz netekim.

- Allah Allah, iki dönemdir ülkeyi AKP yönetiyor yahu!

- Önce şu ‘gerici’ nidaları kes ucanbalik’cim. Laik laik konuşmak varken. Gelelim soruna. Senin dediğin o iktidar sadece ‘görünür iktidardır.’ Biz ülkeyi yönetiriz. O iktidar sadece kendisine çizdiğimiz kırmızı çizgiler içinde siyaset yapar. Bunun dışına çıkamaz; hem çıksında görelim, ‘zinde kuvvetlerimiz’ ne güne duruyor.

- ‘Zinde kuvvetler’ derken?

- Anladın sen on. 28 şubat diyorum, 12 eylül diyorum.

- O dediklerin haiti’de bile olmuyor artık! Hem AB var, ABD’de var. ABD izin vermeden öyle şey yapılmaz ki. Evren, ABD’yi arkasına almasa yapabilir miydi?

- Karıştırma şimdi oraları ucanbalik’cim. Hem ne sanıyorsun sen. Oligarşi yerinde mi sayıyor. Biz de zamanla değişiyoruz, gelişiyoruz. (yazının devamı için..)

(more…)

Hurriyet Tarzı Habercilik: Park Kavgası Olur ‘Tayt Kavgası’

June 2, 2008

Tam yeraltıma inip, ders notlarımla başbaşa bir iki hafta geçireyim diyordum ki, ‘gericiler’ laik mi laik sporcularımıza saldırdığı haberini aldım. Hurriyet’in haberine göre tayt giyen laik sporcularımıza bir grup, ‘erkek adam tayt mı giyer!’ şeklinde tepki göstererek saldırmış.

Haberi okuduktan sonra ‘boşver sınavı felan, önemli olan gericilere karşı verdiğimiz kutsal mücadeledir’ diyerek, ‘ordu göreve’ başlığı altında bir yazı yazacaktım; ama haberin aslı başka imiş. Şöyle deniyor;

Olayın iddia edildiği gibi tayt nedeniyle çıkmadığını ifade eden Atak, sözlerine şöyle devam etti:

‘Usulsüz bir şekilde park parası istenmesi nedeniyle tartışmanın kavgaya dönüşmesiyle karşılıklı darp vakası olmuş. Olay tamamen usulsüz park parası istenmesinden kaynaklanan bir olaydır. Bunu başka yöne çekmek, ilimizi farklı göstermek mümkün değildir. Sapanca’da 5 yıldır kürek yarışmaları yapılmaktadır ve en ufak bir şey de olmamıştır” diye konuştu.

Atak, kafile başkanı Ankara Üniversitesi Su Sporları Öğrenci Eğitim Merkezi Başkanı Prof. Dr Yılmaz Akça ve sporcuların basın mensuplarına farklı beyanlarda bulunduklarını kaydetti. (yazının devamı için..)

(more…)

Şaşkın Vekil Önder Sav’a, ‘Cep Telefonu Kullanma Klavuzu’ Verilsin!

May 31, 2008

Ülke bir kaç gündür Önder Sav’ın ‘dinlenme’ iddiasıyla sarsılıyordu. Cehepe’nin koparttığı gümbürtü tüm Türkiye’yi sallamıştı. Hatta cehepeliler, doğan medyası ve olayın üzerine atlayan, sazanlar partisi, aman pardon mehepe, İç İşleri Bakanı’nın istifasını istemişti. Akp’ye bel altı vurmak için her yolu deneyen doğan medyasının aşırı laikçi kalemşörleri günlerdir bu iddialar üzerine yazıp çiziyordu.

Ama işin aslı bugun orta çıktı. Önder Sav aslında dinlenmemiş; telefonunu açık bırakmış. Yani olay cehepe’nin elinde patlamış bulunmaktadır!

‘çamur at izi kalsın’ anlayışından vazgeçmeyen doğan medyasınından bir şey beklemiyorum; ama parti içi dikdatörümüz Baykal ve unutkan Önder Sav bu olay üzerine istifa edecekler mi, bunu çok merak ediyorum.

Bir de, nokia gibi büyük kuruluşlar birer temsilci görevlendirip, cehepe’li vekillere, ‘cep telefonuyla konuşma’ dersi felan verse iyi olur; cep telefonun nasıl açılacağı ve nasıl kapatılacağı konusunda. Veya hükümet ile telekom aralarında bir anlaşma felan yapsın, telefon görüşmesi bittikten sonra, ekrana, ‘telefon görüşmeniz bitti, telefonunuzu kapatınız’ şeklinde bir yazı çıksın. Böylece şaşkın vekiller telefonunu açık unutmazlar. Aksi halde bu vekillerden biri daha telefonunu açık unutup, ‘toplu olarak dinleniyoruz’ diye ortaya bir iddia atıp, kapatma davasıyla birlikte bozulan ekonomiyi iyice duman edebilir. Buna izin vermemeliyiz.

Bu işin aslını öğrendikten sonra kendimi ‘Türk Watergate’i‘ diye haber yapan, ‘Türk Medya Maymunu’ fatih FAYTAYLI’lı gibi hissettim; o heyecanda yani.

Cep telefonunu sakın açık unutma sevgili okur!

Sağlık Bakanı’nın Kene ‘Çözümü’: Paçalarınızı Çoraplarınıza Sokun!

May 31, 2008

Şu sıralar sınavlarım nedeniyle pek fazla yazamıyorum; gerçi yazacak bir şey yok. Kim kime bildiri çakmış, kim kimi dinlemiş, kimin eli kimin bilmem neresinde tarzı, ‘Türk usulu’ gündemimiz var. Gündem yaratmakta üstümüze yoktur bizim zaten.

Hal böyle olunca yazamadığım için üzülmüyorum. Sağlık olsun. Ha, bir de, sağlık demişken, pek sevgili sağlık bakanımız, kenelere çözümü bulmuş. Kenelere karşı ‘paçalarımızı çoraplarımıza sokacakmışız.’ Sağlık bakanına verdiği bu hizmetten ötürü teşekkür ediyorum, hatta kene felan olur diye şu an paçalarımı çorabıma sokmuş vaziyette yazıyorum bu yazıyı. Bunun dışında, bir Belediye Başkan’ı, ‘bizim sularımız temizdir’ diyip, kameralara suyun temiz olduğunu ispatlamak için su içmiş. Kendisine afiyet olsun!

Bir de Tuzla olayı var. Daha önce onla ilgili bir yazı yazmıştım. Yazıda bakan beye fazla yüklenmişim. İşin aslını öğrendikten sonra utandım! Aslında olayda kimsenin bir kusuru yokMUŞ. Dış güçler bizi kıskanıyormuş. Sayın Bakan yine haklıdır. Kesin dış güçlerin işidir. Hatta trafik sorunundan tutun, küresel ısınmaya kadar. Ve/hatta meydanlarda bizlere biber gazı atan, dövende Türk polisi değildir. Cerrah’ın dediği gibi, ‘Türk polisi adam dövmez’ zaten. Bunların hepsi dış güçlerin işidir. AB, ABD ve/dahi tüm dünya bizi çekememektedir. Netekim, Türkün Türkten başka dostu yoktur!

Hatırlatmakta yarar var; ‘paçalarınızı çoraplarınıza sokmayı’ unutmayın.

BizKaçEnayiKaldık.Com: Kanal Türk Satıldı!

May 14, 2008

Bir önceki yazımda Türkiye’de siyasetin çok eğlenceli bir iş olduğundan bahsetmiştim. Mesela, Kanal Türk izlemekten bu bağlamda hoşlanıyordum. Rejimin ‘gericilerin’ tehditi altında olduğunu, bir sabah ‘Allah Allah’ nidaları altında hepimizin çarşafa gireceğini, ülkeyi mollaların yöneteceğini düşünen insanların var olduğunu ve bunların ekranlardan bu paranoyaları dillendirdiğini görmek bana enteresan bir keyif veriyordu; eğleniyordum. Bunun yanında yine bu grubun düzenlediği, Tuncay Özkan’ın başını çektiği ‘Cumhuriyet Mitingleri’ ni izlerken meydanlara çıkan ve giydikleri bayrak temalı dekolteleri çağdaşlığın göstergesi gören ve/yine bu şekilde kendi yaşam tarzının tehdit altına olduğunu sanan insanları Tv karşısında izlemek bana inanılmaz hoş geliyordu. (yazının devamı için..)

(more…)

Hakan Şükür Kapatılsın!

May 4, 2008

“Bir gün bu ülkenin başına (daha) büyük dertler açılırsa, kardeş kardeşe düşmanca davranırsa, rejim sallanır halk yerde yuvarlanırsa, bilin ki, Hakan Şükür’ün bunda çok emeği olacaktır.”

Bu sözler Milliyet’den bir yazara ait. Bu satırları okuduktan sonra çok düşündüm. Acaba Hakan Şükür, örgüt, pardon takım içinde cemaatçi yapılanmayı üst düzeye çıkardı da, ‘gelin yoldaşlar dağa çıkalım, alalım elimize silahi bu rejime karşı silahlı mücadele verelim, tek yol islam’ şeklinde bir demeç mi verdi diye. Yani, milliyet’in köşe yazarının şu üste bahsi geçen cümlelerine bakacak olursak Hakan Şükür’ün ortalama böyle bir şey yapmış olması lazım. Oysa Hakan Şükür, ‘Kutlu doğum haftasına yaraşır bir maç olsun‘, ‘sahaya bıçaklarla değil, güllerle gelin‘ demiş. İşte bu söz üzerinede çekmiş ‘ayarı’ milliyet’in şeyi; yani köşe yazarı. Kardan adamla takılan ‘türban’dan bile ‘rejim gidiyor’ haberi çıkaran merkez medya, elbette ‘kazanımlarımız’ ve ‘kutsal’ cumhuriyet için Hakan Şükür’ün bu demecinden bir laiklik ayarı çekecekti. (yazının devamı için..)

(more…)

Türban Tartışmaları-I

April 24, 2008

Çağatayca takip ettiğim bloglardan biri. Cagatayca’yı uslubu dışında diğer bloglardan ayıran önemli özelliği, ‘pazar Sohbetleri’ başlığı altında yapılan sesli sohbetler. Bir ara bunu ben de düşünmüştüm, ama göründüğü kadar basit bir iş değil; nerdeyse bir gününüzü buna vermeniz gerekiyor. Bu bağlamda Cagatayca’nın yaptığı ‘Pazar sohbetleri’ takdire şayan. Aslına bakılırsa burada bahsetmemin nedeni, bilmeyenleri bundan haberdar etmek dışında, Çağayca’da geçen hafta (pazar sohbetleri-6) ‘türban’ konusunun tartışılmasıydı.

Tartışmanın başında ‘türbanın’ tarihçesi diyebileceğimiz bilgiler verildi.(sümerlere kadar gidildi) Burada ana tema toplumun kadının bireyselliğini hiçe saydığı idi. Bu noktada genel olarak katılıyorum, ama ironik olan bunu yaparkende yine aynı kadının önemsenmediği. Bunu şöyle açıklamak daha doğru; bir türbanlı kadın düşünelim. Ve bu kadının başına taktığı ‘türbanın’ geçirmiş olduğu evrelerden bahsediyoruz ve bunun erkeklerin dayatmasına boyun eğme göstergesi gibi sunuyoruz; ama bunu yaparken bu ‘türbanlı’ kadının ne düşündüğünü önemsemiyoruz. Hani ’sen bunu işte bu ve bu sebeplerden dolayı takıyorsun, senin neden taktığının bir önemi yok, bu böyledir’ şeklinde anlatıldı. Özellikle bir konuşmacı, ’siyasal harem’ şeklinde girdiği konuşmasında ‘türban neden örtülür’ başlığı altında bir çok madde saydı. Dediğim gibi, yine kadın ikinci sınıfa atılmış oldu. Elbette konuyu tartışan arkadaşlarımızın kadın ayrımcılığı yaptığını söylemiyorum. Ama ‘türbanlı’ kadını bir birey olarak ve kendi düşünceleri doğrultusunda örtünemeyen, hep bir başka sebeplerden ve bir dış dayatma sonucu örtündüğüne yönelik şeyler söylemeleri ‘türbanlı’ kadını belkide farkında olmayarak ikinci sınıfa atmış oluyor.. (yazının devamı için..)

(more…)

Toki Konutları Laiklik Karşıtı Odak Olmaktan Dolayı Kapatılsın!

April 18, 2008

Ne zamandır yazayım diyordum, ama araya vizeler felan girince yazamadım. Toki konutlarındaki çok ince ve bir o kadar önemli(!) bir ayrıntıyı yakalamış basınımız. Haberi okuyunca, ‘helal olsun, misyoner faaliyetlerin bu boyutlara geldiğini bilmezdim, işte habercilik başarısı budur’ dedim..

Toki’de yapılıp vatandaşa satılan konutların üzerinde ‘haç işareti’ bulunmaktaymış. ‘Heralde bunu fark edebilmek için tepeden bakmak gerekli, hayret, nasıl fark edilmiş’ derken yakalım haberdeki ayrıntıyı. Bu ince ayrıntıyı, ‘duyarlı’ bir pilotumuz fark etmiş. Geçenlerde de böyle bir haber okumuştum. Yine bir pilot, bir tarla üzerinden geçerken tarlanın terör örgütünün simgesi şeklinde işlendiğini görmüş. Acaba merkez medya pilot-muhabirler mi yetiştiriyor diye düşünmedim değil hani. (yazının devamı için..)

(more…)