
Ülke olarak sanırım dünyada eşimiz benzerimiz yok. Olamaz zaten. Var olan sorunu gör(e)miyoruz, kabullenmiyoruz, tartışıp fikir üret(e)miyoruz. Yıllardır, ‘bu ülkede Kürt sorunu yoktur’ diyip, babalar gibi bir sorunu göz ardı ettiğimizden dolayı bu soruna bağlı olarak ortaya çıkan ‘terör sorunu’ ile yıllardır mücadele ediyoruz. Sorunu kabullenip, çözüm odaklı demokratik tartışmalar getiremediğimiz gibi, sorunun yarattığı sıkıntılar karşısında, duygusallığın vermiş olduğu düşüncesizlikle yıllardır göz ardı edilen bir sorunu ‘bir anda’ çözmeye çalışıyoruz.
Malum medyanın servis ettiği gündemlerle asıl sorunlarımızı tartışmaya fırsat bulamıyoruz. Son aylarda tartıştığımız konulara bir bakın.
Asker, Gül’e ‘Cumhurbaşkanı(m)’ dedi mi? Asker, baş örtüsü ile aynı kareye girdi mi? ‘Asker, amuda kalktı mı?’ -pardon son ‘şeyi’ ben uydurdum.- Yani, gerçekten yapay gündemlerle uğraştık. Ama babalar gibi sorunlarımız halen tartışılmıyor ve halen çözüm bekliyor.
Şimdi ise aynı medya savaş çığırtganlığı yapmaya başladı. Sorunun temellerini düşünmeden, sorunun kaynağına inmeden birileri bizi Irak bataklığına sürüklemek istiyor. Ama düşünmüyoruz bile, medya düşünme yeteneğimizi elimizden çoktan aldı. Tekelleşmiş medya (Doğan Medyası) sürekli olarak tekellerine bazı fikirleri dikte ederek insanları düşünme yetisinden uzaklaştırıyor. Düşünme yetisini yitiren insanlara ise bir çözüm sunuluyor, tek bir çözüm. Ve başka hiç çözüm yokmuş gibi gösteriliyor.
İşte, Kürt sorununa tekelleşen DOĞANCI medyamızın çözüm önerisi; ‘Hedef Kuzey Irak’
Bugun asıl konuşmamız gerekenler bunlar değil. Kürt sorunu başlığı adı altında; ‘halkın kültürünü ifade edememesi, ifade özgürlüğünden mahrum kalması, asimilasyon politikaları, ekonomik sorunlar..
Bu sorunlara çözüm getirdiğimiz taktirde, bu sorunlara bağlı olarakta ortaya çıkan ‘terör sorunu’ sona erecektir. Çunku, bölgenin gerçek sorunları bunlardır ve bunlar çözüldüğü taktirde, terörün insan kaynağı kesilecektir.
Son seçimlerde, DTP 40 bin oy kaybetti. AKP’nin oyları ise 67 binden 190 bine çıktı.(diyarbakır için..) Kısaca, Kürt milliyetçiliğine endeksli politika yapan DTP, reformcu AKP karşısında hüsrana uğradı. Bunu iyi analiz etmek çok önemli. Bana kalırsa bu, Kürtlerin değiştiğini gösteriyor. Bu gerçekten iyiye işaret. Kürtler hızla entegre oluyorlar. Ve artık sadece ‘kürtlük’ üzerinden oy vermiyorlar. Kürtler artık ekonomik refahlarını düşünüyorlar. Akp’nin oy sayısının 3 katına çıkma nedeni bu değil mi?
Kürtler aslında, DTP’ye önemli mesaj vermiş de oldular. O mesaj ise şu idi; ‘ekonomik sorunlara çözüm üret, kan dökülmesini engelle, meclise git ve demokratik sürece dahil ol ve mücadeleni demokratik bir alanda sürdür’ Bu gerçekten önemli bir mesaj idi. DTP’nin meclise girmesi ve grup kurması tarihi bir fırsattı.
Ne yazık ki, DTP bunu değerlendiremedi! DTP açıkca şunu ifade etmeliydi; ‘Kürt halkının mücadelesi demokratik sınırlar içinde yapılmalı ve silahlı mücadeleden uzak olmalıdır’ Kısaca DTP, terör örgütü ile arasında mesafe koymayarak, isminde ki ‘demokrat’ kelimesiyle çelişti ve kendi bindiği dalı kesmiş oldu. Çunku, demokrasinin en önemli sorunu, toplumun isteklerini ve fikirlerini silahlı olarak değil, siyasi bir çizgiye yönelterek yapmaktır. DTP bunu yapmadı!
Elbette bütün suç DTP’de değil. 30 Ağustos resepsiyonuna DTP’yi davet etmeyenlerin hiç mi kabahati yok? Elbette var. Burada akıllı davranmak gerektiğini düşünüyorum. DTP’nin aslında bulunmaz bir fırsat olduğunu görmemiz gerekli. Eğer DTP demokratik sürece entegre edilirse, Kürtler isteklerini DTP aracılığı ile gündeme getirmiş olacaklar. Bu ise terörün temeline dinamit koyup, var olma sebeblerini ortadan kaldırmaktır ki hepimizin istediği de bu değil mi? Ama ne DTP eline geçen fırsatı değerlendirebildi, ne de biz DTP’yi dışlayan ve ötekileştiren tavrımızdan vazgeçebildik.
Eminim, terör örgütünün istediği DTP’nin kapatılıp meclisten dışlanmasıdır. Çunku, böylece terör ‘işe demokratik yoluda denedik, sonuç alabildik mi?’ diyecek.
Her ne olursa olsun, DTP meclis içinde tutulmalı ve değerlendirilmelidir. DTP’de eline geçen bu fırsatı kullanmalıdır.