Enteresan bir ülkeyiz. Mesela şehit verdiğimizde ülke olarak tek vucut oluruz ve o şehit için göz yaşı dökeriz, teröre lanet ederiz. Başbakan ve bilimum devlet büyükleri çıkıp taziye mesajları verirler ve terörle mücadelede kararlılık mesajları verilir. Evet, bu gayet normaldir. Ama bunun yanında Tuzla’da, gözümüzün önünde tam bir yılda 21 işçi ölürken buna tepki sessiz kalırız. Mesela bir milletvekili, bir başbakan çıkıp, bir şeyler yapma ihtiyacı duymaz. Veya gelen tepkileri bir AKP milletvekili gibi, ‘ne yapalım efendim, mukatterat, kader böyle, eceleri gelmiş ölmüşler’ diyip geçiştiririz. Veya bir başka milletvekili, Çalışma Bakanı Faruk Çelik gibi, ‘ne bu efendim, yatıyoruz Tuzla kalkıyoruz Tuzla’ gibi ipe sapa gelmez tepkiler veririz. Dedim ya, hakkaten garip.
Hiç unutmam lise yıllarımda bir hocam, ‘bu ülke için şehit olacak milyonlarca kişi toplarım bir kaç saniyede, ama yine bu ülke için üreten, çalışan insan bulmaz zordur’ derdi.. Çok doğru söylemiş.. (yazının devamı için..)



Son tahlilde, ‘devrimci’ ve ‘özgürlükçü’ üniversiteli arkadaşlarım, devrimci ağabeylerinin askeri darbe ‘mağduriyetlerini’, ‘12 eylül anıları’ formatında büyük ve demokrasi soslu cümlelerle anlatırken, son askeri muhtıra karşısında susmaları ve dahi ‘onlar dinci, askerin hassasiyeti yerindedir’ gibi beş para etmez, bindikleri dalı kesen cümleler etmeleri, aslında bu sürecin bir turnusal kağıdı görevi yaptığının bir kanıtı. -bir o kadarda acı- Gerçek demokratlarla, ‘bana dokunmayan muhtıra bin yaşasıncıların’ saflarını belli etmek ZORUNDA kaldıkları bir süreç.


Diğer bir konu ise, Müfit Gürtuna’nın eşi ile ilgili. Malum, Reyhan Gürtuna malum medyamızın yakın takibinde olan bir isimdi. ‘Türban yerine modern şapka’ sloganıyla çıkmıştı, basının karşısına. Ben burada, ‘bakın ben de sizin gibiyim, bakın bakın ben de konuşabiliyorum, bakın ben de modernim’ gibi bir mesaj olarak algılamıştım. Yalnız bu ‘türban yerine modern şapka’ mevzuna muhafazkar üniversiteli arkadaşlarımız pek de sıcak bakmadığını ‘aynel yakin’ müşahade ettim. Kampuste, ‘bak bak kültür mantarı geliyor’ şeklinde tepkiler verenler bile olmuştu. Bunun üzerine kabaran liberal duygularımla, muhafazakar arkadaşıma bunun ‘kişisel bir tercih’ olduğunu anlatsam bile pek ikna edememiştim. (yazının devamı için..)