Posts Tagged ‘politika-siyaset’

Yatıyoruz Tuzla, Kalkıyoruz Tuzla

April 18, 2008

Enteresan bir ülkeyiz. Mesela şehit verdiğimizde ülke olarak tek vucut oluruz ve o şehit için göz yaşı dökeriz, teröre lanet ederiz. Başbakan ve bilimum devlet büyükleri çıkıp taziye mesajları verirler ve terörle mücadelede kararlılık mesajları verilir. Evet, bu gayet normaldir. Ama bunun yanında Tuzla’da, gözümüzün önünde tam bir yılda 21 işçi ölürken buna tepki sessiz kalırız. Mesela bir milletvekili, bir başbakan çıkıp, bir şeyler yapma ihtiyacı duymaz. Veya gelen tepkileri bir AKP milletvekili gibi, ‘ne yapalım efendim, mukatterat, kader böyle, eceleri gelmiş ölmüşler’ diyip geçiştiririz. Veya bir başka milletvekili, Çalışma Bakanı Faruk Çelik gibi, ‘ne bu efendim, yatıyoruz Tuzla kalkıyoruz Tuzla’ gibi ipe sapa gelmez tepkiler veririz. Dedim ya, hakkaten garip.

Hiç unutmam lise yıllarımda bir hocam, ‘bu ülke için şehit olacak milyonlarca kişi toplarım bir kaç saniyede, ama yine bu ülke için üreten, çalışan insan bulmaz zordur’ derdi.. Çok doğru söylemiş.. (yazının devamı için..)

(more…)

Taşınmak Zorunda Kaldık! http://www.ucanbalik.blogspot.com

October 9, 2007

http://www.ucanbalik.blogspot.com

WordPress’e Türkiye’den uygulanan erişim engeli üzerine siteye admin girişi yapamıyordum. Bu sebebten dolayı bir açıklama getiremedim. ucanbalık artık ‘blogspot’ uzantılı devam edecek. Eğer ki Adnan Oktar diğer siteye dava açıp, değerli mahkemelerimiz orayı da NOKTALAMAZLAR ise..

Lafı uzatmanın manası yok. Artık şuradan devam ediyorum.. Link veren arkadaşların, verdikleri bağlantıları bu yeni adrese göre değiştirmelerini rica ediyorum. Şimdiden teşekkürler.. Adnan Oktar’ın ellerinden öperim!

http://www.ucanbalik.blogspot.com

Medyaya Rağmen Kral Çıplak Diyebilmek

August 17, 2007

69334.jpg69334.jpg69334.jpgBen çok sıkıldım. Siz sıkılmadınız mı?

Halk seçimini yaptı, -her ne kadar bir kaç burjuva beğenmese bile- Sonuçlar açıkca gösterdi ki, halk istikrar ve temel sorunlara çözüm istiyor. Bunların içinde demokrasi ve özgürlük var. Bunun için ise yeni bir anayasa şart. 

Bütün bu temel meseleler çözüm beklerken, biz Cumhurbaşkanı’nın eşinin başı ile uğraşıyoruz. Gerçekten anlamsız, saçma, basit ve bir o kadar utanç verici tartışmalar. Sözde sosyal demokrat bir partinin sözcüsü açıklama yapıyor, kin dolu gözlerle ”Gül aday olursa boykot ederiz” Malum medyamız, ”Gül aday olursa, gerilim çıkar. Asker boykot eder” diye yazıp çiziyor.

Ama birilerinin artık ”kral çıplak” demesi şart..

‘Gül aday olursa asker ile gerilim yaşanır mı?’ demek yerine ‘askerin gerilim çıkarmaya hakkı var mı’ demeli, diyebilmeli insanlar.. Bu ülkenin neden sağlam bir anayasası yok? Elinde silah olan, kafasına göre hareket edip, halkın tercihlerine son verebilir mi? Bu ülkenin geleceği, gece yarısı bildirilerine mi bağlı kalacak. Birisi kafasına göre, internet sitesinde ”irtica geliyor ulan, aksini düşünenleri OYARIM’ açıklamaları yapabilecek mi? (yazının devamı için..)

(more…)

Bye Bye Baykal

August 6, 2007

66557.jpg66557.jpg66557.jpgUlusal cephe, Çağlayan’da, İzmir’de şurda burda bir buçuk milyon ‘duyarlı kitlenin’ katılımıyla birlikte söyledikleri kuvva-i milliye ruhuna uygun türküleri, ezgileri ve bilimum afilli sözleri unutmuş ve bunun yerini alan Aziz şiirleriyle meşgul iken, bu kitlenin sözcüsü Baykal enteresan laflar etmeye devam ediyor.

Parti içi dikdatörümüz Deniz Baykal, ‘kandırıkçı bunlar, halkı kandırdılar, ikinci cumhuriyetçiler halkı kandırdı’ gibi komik yorumlar yapmaya devam ederken, CE-HA-PES partisinin zihniyetinin değişmediğini görmekte üzücü. Radikal’den Gökhan Özgün şöyle diyor;

Aslında ‘ikinci cumhuriyetçilik’ denilen bildiğimiz demokratlıktır. O zaman niye böyle bir kavram icat edildi? Cevabı basit, çünkü Türkiye’de bir kesimin kafası, aklı, idraki ancak ‘cumhuriyet’ üzerinden konuşulduğunda açılıyor. Hani şu ‘belli bir laf’ edince hareket edip konuşmaya başlayan taş bebekler gibi. Taştan Türk bebeğinin sihirli kelimesi de ‘cumhuriyet’.
Yani, ‘daha fazla demokrasi’ deyince boş boş baktıklarından, saymaya başlıyorsun ‘ikinci cumhuriyet’, ‘üçüncü cumhuriyet’… Hafif hafif kıpırdanmaya başlıyorlar. Gözleri açılıyor. Uyanıyorlar. İşin fenası uyanınca da hemen ağlamaya başlıyorlar, ‘Cumhuriyet elden gidiyor’ diye. Bir ‘izah aracı’, dönüşüyor milli bir tehdide.
Sanki bir cumhuriyetin, hem de ilk cumhuriyetin aniden bekâreti bozuluyor.
O zaman sıkı durun söyleyeyim, arada ‘bir buçuğuncu cumhuriyet’ de var. Bekâret zaten bozuk.

Heralde, parti içi dikdatörümüz Baykal’ın anladığı cumhuriyette bu tarz bir şey olsa gerek. Baykal’ın kendisini krallık ya da anaysal monarjinin hüküm sürdüğü bir ülkede sandığını felan düşünüyorum. (yazının devamı için..)

(more…)

Attırın Aziz Nesin’den Bir Şiir, Göbeğini Kaşıyan Adama Karşı

July 23, 2007

Başlıkta ki, ‘göbeğini kaşıyan adam’ ibaresi, kendini bilmez bir gazetecinin AKP seçmeni için kullandığı yakıştırmadır.

 70989.jpg70989.jpg70989.jpgHalk sandığa gitti ve kararını verdi. Ama bazı kesimlerde, ‘arpa boyu’ ilerleme yok.. Sandıkta öyle bir tokat yediler ki, yedikleri tokatın sersemliğiyle ne dediklerini bilemiyorlar..

Forumlarda, mail gruplarında, seçim sonuçları değerlendirilmesi yapılırken, ’son tahlilde’ Cumhuriyet Mitingleri adı altında, meydanlarda halka övgüler yağdıran, ‘kuvva-i milliye ruhu dirildi, yüce Türk milleti ne kadar büyük olduğunu bir kez daha gösterdi’ sloganlarından bahsedenlerin, seçim sonuçlarından sonra ‘aziz nesin haklıymış, bu halkdan adam olmaz, halk cahildir’ gibi ipe sapa gelmez cümleler etmeleri, şüphe yok ki bu bir kaç burjuvacığın halka bakışını göstermiştir..

Yine bir tartışmada, içine ‘demokrasi’ sosu serpilmiş ve birazda hazımsızlık kokan şu cümleleri sarfediyor biri, ‘Turkiye’nin gelecegini sondurduler artik’. Türkiye’nin geleceğini söndüren, Türkiyeliler mi? Yani, halka açıkca deniyor ki, ’sen adam seçmeyi bilmezsin, biz bir kaç burjuvacık senden daha iyi biliriz, karartma ülkenin geleceğini.’ Nereden bakarsanız bakın, sağlıklı olmayan bir düşünse sistemi.

Yine, seçim sonuçlarına epey bir sinirlenmiş, ulusalcı bir arkadaşım diyor ki, ‘AKP teröre hizmet ediyor’. Sormalı, o Zaman bu ülkenin yarısı AKP’ye oy verdiği için terörist midir? Ya da sizin gibi bir kaç burjuvanın gördüklerini görmekten aciz mi? Daha düne kadar, aynı ulusalcıların meydanlarda aynı halka övgüler yağdırmaları, kuvvacı ruhtan bahsetmeleri ise garip. Halk, bu birkaç burjuvaya sandıkta tokadı ÇAKTIKTAN sonra ise bir anda ‘cahil’ yaftalamalarına maruz kalıyor.

Tavsiyem, bu bir kaç burjuvacık bıraksınlar halk ile uğraşmayı, attırsınlar Aziz’den bir kaç dörtlük, hem Aziz’i anmış oluruz, hem de biraz havamızı buluruz..

Bana Dokunmayan Muhtıra Bin Yaşasın Abi!

July 17, 2007

69964.jpg69964.jpg69964.jpgSon tahlilde, ‘devrimci’ ve ‘özgürlükçü’ üniversiteli arkadaşlarım, devrimci ağabeylerinin  askeri darbe ‘mağduriyetlerini’, ‘12 eylül anıları’ formatında büyük ve demokrasi soslu cümlelerle anlatırken, son askeri muhtıra karşısında susmaları ve dahi ‘onlar dinci, askerin hassasiyeti yerindedir’ gibi beş para etmez, bindikleri dalı kesen cümleler etmeleri, aslında bu sürecin bir turnusal kağıdı görevi yaptığının bir kanıtı. -bir o kadarda acı- Gerçek demokratlarla, ‘bana dokunmayan muhtıra bin yaşasıncıların’ saflarını belli etmek ZORUNDA kaldıkları bir süreç.

Bundan bir kaç ay önce, Budalaca‘da hoş bir fıkra okumuştum, durumumuzu çok iyi özetleyen. Fıkra şöyle,

Müslüman, Hristiyan ve Mecusi, üç arkadaş bir köy ağasının bahçesine girerler armut araklamaya… Ağacın başındayken ağa yakalar üçünü. Üçü ile aynı anda baş edemeyeceğini düşünür. Müslüman ve Hristiyana der ki: “Sen benim din kardeşimsin. Sen dindaşım değilsin ama aynı İsa’ya inanıyoruz. Siz istediğiniz kadar yiyin de, izin verin şu Mecusiyi döveyim.” Mecusi bir temiz dayak yer, diğerleri seyreder. Sonra ağa Müslümana der ki: “Sen benim dindaşımsın, sen istediğin kadar ye de, izin ver şu Hristiyanı döveyim.” O da bir temiz dayak yer. Hristiyan ve Mecusiden kurtulan Ağa, en son Müslüman’a dönerek “Bilmez misin hırsızlık haramdır, ne diye girdin bahçeme!” der ve onu da bir güzel döver… Müslüman bir güzel dayak yerken bağırır: “Mecusi’yi koruyun!”.

‘Bana dokunmayan bin yaşasıncı’ mantıkla hareket ettiğimiz için, fıkrada ki müslüman, mecusi ve hıristiyandan bir farkımız yok. 12 Eylül dönemi cuntacılarının, komunistleri ÖCÜ gibi görmesi ve bunu önlemek için ‘imanlı gençler yetişsin’ mantığıyla açtıkları imam hatipleri, son 10 yıldır, ‘irtica geliyor’ söylemiyle tehlike olarak görmeleri ve önünü kesmek için kat sayı eşitsizliği gibi yollara başvurmaları bunun en büyük örneği değil mi?

Geçenlerde yine bu blogun sayfalarına gelen bir yorumda şöyle deniyor, ‘prometheus’lar kim? 5 yildizli otellerle Hac ziyareti yapan islam burjuvazisi mi?’

Hadiselere böyle bakarsak neyi çözebiliriz ki? (yazının devamı için..)

(more…)

Seçim Neyi Değiştirecek?

June 26, 2007

besiktas_3.jpgbesiktas_3.jpgbesiktas_3.jpgbesiktas_3.jpgbesiktas_3.jpgerdogan3.jpgerdogan3.jpg50670.jpg50670.jpgbesiktas_3.jpgAçıkça ifade etmeliyim, yaklaşan seçimler ülkede çokta bir şeyi değiştirmeyecek. Bugun Radikal’den Perihan Mağden’in (en demokrat kalemlerden biridir, bana göre) yazısını okuyunca, bu düşünce zihnimde kendini daha bir belli etti.

Türkiye, ’seçilmişlerin’ çok üstünde ‘derin güçlerin’ yönetiminde olan bir ülke. Ve bu güçler, Cumhuriyetin kuruluşundan beri kendilerini ‘tek doğru’ gördükleri gibi, kendilerinden başka herkesi ‘öteki’ olarak görüyorlar. ‘Ötekileştirilen’  kitle ise bir süre sonra, ‘düşman, hain’ gibi yaftalamalara maruz kalıyor. Bunun kalsa iyi, bu kitle ’hain’ damgasını yedikten sonra, onlara karşı her türlü mücadele ‘mubah’ oluyor. Bir ‘derin ağabeyin’ adliye önüde, ‘Hainlere karşı gerekirse terör oluruz’ sözü buna en iyi örnek olsa gerek.

Zaman’dan Nedim Hazar, bir süre önce köşesinde Menderes’in sözlerine yer vermişti. Attığı başlık ise ibretlik, ‘Arpa Boyu’.. Nedim Hazar’ın alıntılağını, Menderes’in o tarihi sözlerine baktığımızda, başlığın ‘cuk’ diye oturduğunu görüyoruz. Ne yazık ki, o günden bugune ‘arpa boyu’ kadar bile ilerleyememişiz. Soruyorum, halkın tercihine saygısı olamayan birkaç oligarkın, Cumhuriyetin kutsadığı birkaç burjuvanın sistem içerisindeki saltanatlarını yıkmadıkça, demokrasiyi istenilen düzeye getirmedikçe yapılan seçimlerin bir önemi var mı? Lafı uzatmadan, Menderes’in o sözleri şöyle; (yazının devamı için..)

(more…)

Muhtıra, Aşk Refleksimiz, Seçimler ve Derin Ağabeyler

June 24, 2007

gundem_245_02.jpggundem_245_02.jpg67047.jpg67047.jpggundem_245_02.jpggundem_245_02.jpggundem_245_02.jpgGenelkurmay’ın internet sitesinde baktım. Yeni bir bildiri, ne bileyim muhtıra, balans ayarı, cart curt var mı ayağına, herhangi yeni bir şey yoktu. İlk muhtıradan sonra siteyi sık kullanılanlar listeme eklemiştim. Açıkça ifade etmeliyim, en fazla ziyeret ettiğim blogtur, kendi blogumdan bile çok fazla ziyeret ediyorum. Siteye konulan silahlı kuvvetler marşıda bir harika, bazen sırf dinlemek için bile giriyorum.

gundem_245_02.jpggundem_245_02.jpg66557.jpg66557.jpgEn son muhtırada (bazıları e-bildiri deyooorrr) -siz bu yazıyı okurken bir muhtıra daha yayınlanmış olabilir, hani ‘kitlesel karşı koyma refleksi’ istenileni diyorum- bir çağrı yapılmıştı, yüce milletimize. Daha önce bir yazımda bundan bahsetmiştim. Sanırım, aklı yaz sıcaklarıyla birlikte aşkta, ne bileyim meşkte olan benim gibi gençler bunu ‘kitlesel aşk refleksi’ olarak algılamışlar. En azından çevremden edindiğim izlenim bu. Bir kaç gündür, ‘kitlesel aşk refleksi’ rüzgarına kapılanlardan biri-de benim. Bir önceki yazımdan anlaşılacağı gibi. Böyle algılamamızda genelkurmayın bildirisi son derece etkili oldu, açıkcası. Zaten, son muhtıradan herkes farklı bir şey anlamış, hani çokta açık ifadeler yoktu. ‘Dervişin fikri neyse zikri odur’ hesabı. (yazının devamı için..)

(more…)

Baş Örtüsünü Çıkaran ‘Çağdaş’ Türk Kadını: Reyhan Gürtuna

June 15, 2007

gurtuna.jpggurtuna.jpggurtuna.jpgMalum medya bir kaç gündür, ‘gericilere’ karşı büyük bir savaş yürütüyor, göğsümüzü kabartıyor, demiştik. Eh, seçimler yaklaşıyor. Bu ‘gerici’ AKP yine iktidara gelecek gibi görünüyor. ‘Ülkenin geleceğini gericilere teslim etmezuk’ sloganıyla yola çıkan medyamız, patlatıyor üst üste bombaları. Yalnız 28 şubat sürecini yaşamış, ya da o dönemi kitaplardan okuyan insanlarımız ‘yeter lan, hep aynı teraneler’ dese bile bu haberler servis edilmeye devam ediyor.

Eşinin baş örtüsü(kemalist yoldaşlar kızmasın, türban) nedeniyle Cumhurbaşkanı olmasına izin verilmeyen ABdullah Gül’ün kızı, geçen gün mezun olmuş. Ama ödül törenine arkadaşları ile birlikte çıkamamış. Milliyetin taberiyle ‘Gül’ün Kızına Türban Ayarı’ çekilmiş. Kübra Gül, kürsüye çıkacağı vakit ‘eğer o sahneye çıkarsa, biz çıkmayacağız, indirin onu aşağı, indirin onu aşağııı’ mealinde tepkiler yağmaya başlamış. Rejimin zaten ‘tehlikede’ olduğu böylesine önemli bir dönemde Abdullah Gül’ün kızı o sahneye çıksaydı, Allah muhafaza rejim kökten gidebilirdi! Bunun önüne geçen ‘aydın’ gençlerimize çok şey borçluyuz.

grtna.jpggrtna.jpggrtna.jpgDiğer bir konu ise, Müfit Gürtuna’nın eşi ile ilgili. Malum, Reyhan Gürtuna malum medyamızın yakın takibinde olan bir isimdi. ‘Türban yerine modern şapka’ sloganıyla çıkmıştı, basının karşısına. Ben burada, ‘bakın ben de sizin gibiyim, bakın bakın ben de konuşabiliyorum, bakın ben de modernim’ gibi bir mesaj olarak algılamıştım. Yalnız bu ‘türban yerine modern şapka’ mevzuna muhafazkar üniversiteli arkadaşlarımız pek de sıcak bakmadığını ‘aynel yakin’ müşahade ettim. Kampuste, ‘bak bak kültür mantarı geliyor’ şeklinde tepkiler verenler bile olmuştu. Bunun üzerine kabaran liberal duygularımla, muhafazakar arkadaşıma bunun ‘kişisel bir tercih’ olduğunu anlatsam bile pek ikna edememiştim. (yazının devamı için..)

(more…)

Her Şey Militarizm İçin

June 13, 2007

 “Bütün insanlık bir tek görüşü benimsese ve yalnızca bir birey bu görüşün tersini düşünse bile, insanlığın bu kişiyi susturmaya hakkı yoktur; tıpkı onun da insanlığı susturma hakkının olmadığı gibi.”

John Stuart Mill

62365.jpg62365.jpg62365.jpgHınçal Uluç’u bilirsiniz. Kadınlardan, siyasete oradan spora kadar her şeyi bilir! Bir yazısında, ‘ben demokrat değilim, sonuna kaddar Cumhuriyetciyim’ mealinde, paradoks konusuna misal teşkil edecek, on numero bir lafı çakmıştı, dikkatlerimize. İşin garip tarafı bu sözden sonra,  mitinglerde, şurda burda, ‘yaşa üstad, gericilere, liberallere nasıl çaktın lafı’ şeklinde tezahüratlar bile yapılmıştı, kendisi için.

Cumhuriyet, kaba tarifi ile ‘halkın iyiliğine olan bir yönetim tarzıdır.’ Demokrasi olmaz ise, ya da tam manada oturmaz ise halkın katılımı sağlanamaz. Nasıl olur-da, halkın iyiliğinin amaçlandığı bir yönetim tarzında halk tam manada söz sahibi olamaz? İşte, temel sorun tam olarak bu. Cumhuriyet içine imtiyazlarını yerleştirmiş, bir kaç ‘elit’ kendisini ‘devletin sahibi’ yerine koyuyor ve arzın merkezinde kendisini görüyor. Bu bir kaç burjuva, kalın çizgilerle sınırlarını çekiyor. ‘Ben laikliği, cumhuriyeti, çağdaşlığı nasıl tarif edersem odur, bunun dışına çıkan rejim için tehlikelidir, benim gibi düşünmeyenin bu ülkede yeri yoktur.’ mantığı içindeler.

Bu anlayış içinde olan bir kaç burjuva her zaman halkı düşman görmüştür. ‘Aman ha cumhurbaşkanını halk seçmesin, bu rejim için tehlikelidir’ diyenlerin halkın kendisini aslında rejime tehlike gördükleri ortada. Bu görüşe göre,  ‘yurttaşlarından oluşan bir devlet olan Cumhuriyet, yine yurtlaşları tarafından tehdit ediliyor, tehlike olarak görülüyor.’ (Paradoks- nambır tuuu)  (Yazının devamı için..)

(more…)