Posts Tagged ‘Sol’

Yaşadığımız Orgazmları da Chp’ye Borçlu Muyuz?

August 17, 2009

Chp’den mühim bir açıklama gelmiş. Açıklamanın önemli bulduğum kısımları şöyle;

Avrupa solu sağa kaydı bizi anlamıyor. Avrupa solu CHP’den rahatsız. Çünkü sağ ve neo liberal politikaları savunuyorlar. Kendi politikalarını kayıtsız şartsız kabullenen, bir tür teslimiyetçi sosyal demokrat parti ve CHP istiyorlar. (…) Batı’nın sol partileri emperyalist, sömürgeci ve yayılmacı anlayışlarından kurtulmuş değiller. Avrupa’da ırkçı, ayrımcı ve yabancı düşmanlığının aktörleri, sağcılar kadar solculardan çıkıyor. Avrupalı sosyal demokratlar, eski sosyal demokrat köklerine dönenler ve neo liberal sol politikaları savunanlar olarak ikiye bölünmüş durumdalar. (…) Bugün AB ülkelerinde dolaşıyorsanız, CHP’nin yaptığı modernleşmeye borçlusunuz. CHP, yıllardır çağdaşlaşmayı, değişimi, insanı, toplumu, bilimi özgürleştirmeyi, Batılı değerlerle buluşturmayı ve onurlu, güvenceli, eşit koşullarda AB üyeliğini her zaman savunmuştur.

Acaba baykal bu açıklamaları yapmadan önce güneşte falan mı kaldı? Şu aralar şenlikti, festivaldi, kutlamaydı epey dolaşıyorlar, başlarına güneş geçmiş olabilir. Açıklamaya bakıyorum, elle tutulur bir yanı yok. Açıklamada ‘chp batılı değerlerle buluşturmayı her zaman savunmuştur’ falan denilmiş, ama ben chp’nin ‘laiklikten’ başka batılı değeri savunduğunu görmedim. Gerçi laikliğide bir baskı aracı haline dönüştürdükleri için batının anladığı şekilde demokratik bir laikliği savunmadıkları da ortada. Bunun dışında da aklıma Chp’nin savunduğu ‘batılı değer’ gelmiyor.

Bir de ‘bugün AB ülkelerinde dolaşıyorsanız, CHP’nin yaptığı modernleşmeye borçlusunuz’ falan gibi şeyler zırvalamışlar. Yahu yıllardır okullara ‘varlığım Türk varlığına armağan olsun’ zırvasıyla girdik, daha yedi yaşından itibaren varlığımızı bir şeylere arğaman etmeye alıştırıldık, devleti insanın önünde tutan, ‘insan devletin bekası için vardır’ zihniyetinin ürünü bir eğitim sisteminden geçirildik. Ve varlığımızı sürekli bir şeylerin varlığına emanet ettiğimiz yetmezmiş gibi, bir de aldığımız oksijeni bile birilerine borçluymuşuz hissiyle yetiştirildik. Sürekli bizlere ‘nefes alıyorsan bunu geçmişte yapılanlara borçlusun’ türevi bir ton zırva söylendi. Böylece bize yüklenen bu ‘kurtarılmışlık’ hissiyle düşünme yeteneğimiz elimizden alındı. Ve ulus-devlet kendi ideal insan tipini yaratmış oldu.

Baykal’ın bu tarihi geçmiş zırvaları artık bir kenara bırakması lazım. Ama baykal’ın bilmem kaç küsür yıllık siyasi hayatına bakacak olursak, tarihi çoktan geçmiş olan kişi bizatihi kendisi.

Evet sayın baykal, eminim marx mezarından sizinle gurur duyuyordur. Bütün dünya sağ, bir tek siz solsunuz. Ve bizler, yaşadığımız orgazmları bile CHP ye borçluyuz!

Cem Yılmaz Ve Türkiye’de Mizah

December 11, 2008

Orta okul ve lise yıllarımda epey duygusal biriydim; Orhan Pamuk’un İstanbul romanında anlattığı hüzne benzer bir hüzün, nesneler, olaylar ve/dahi her şey hüzün verebiliyordu; hayata duygusal bir pencereden bakıyordum yani, son derece melankolik bir pencere. Daha sonra mizah denen o şeyle karşılaştım, bir anda değişiverdi her şey, olaylar komik gelmeye başladı, mizahın gücüydü bu belkide. Hani bir söz vardır ya, ‘hayat düşünenler için komedi, hissedenler içinse trajedidir’ diye, hayatı mizah ile birlikte düşünmeye başlıyordum artık, hissetmeyi ise çoktan terk etmiştim çunku. Bunun farkına varmam leman ile başladı, ve daha ötesinde o adamla; Cem Yılmaz.

Cem Yılmaz ve Türkiye’de Mizah

Diğer mizahçılardan çok farklı, güldürüyor, ama aşağılamıyor. Leman 20080925_derin_dusunce_org_carsaflivemoderndergisi, penguen dergisinin bugunku haline bir bakın, halka muhalefet yapmaktan başka yaptığı tek bir şey olmayan, ve gerçekten güldüremeyen burjuva mizah dergileri. Postal yalayan, çizdikleri ‘tipsiz müslüman’ karikatürleriyle aşağılayan ve gerçekten halktan kopmuş saray soytarıları rolündeler. Cem Yılmaz’ı populer kılan tam da bu. Esasen bu ülkede halktan kopan hiçbir hareket başarıya ulaşamadı, zaten ulaşması mümkün değil. Türkiye’de ki ’solun’ başarısızlık nedeni bundan başkası değil zaten, halktan o kadar koptular ki burjuva örgütüne dönüştüler. Belkide Türkiye’de ki ’solun’ Cem yılmaz’ın başarısını iyi analiz etmeleri gerekir. Bir söyleşisinde şöyle diyor;

Mizahın bir kesime ait olması düşünülemez. İnsanlar böyle olmasını temenni ediyor. Diyor ki şaka yap ama şununla ilgili, benimle ilgili yapma. Ben böyle yetişmedim. Varsa façan, kusurun söylerim. Bunu eleştirirken öbür tarafla çok ilgilisin zannediliyor. Halbuki öbür tarafla da ilgili değilim. Aşikarla ilgili şaka yapmaktan kaçındığım için belki de espri yapmıyor sınıfına giriyorum. Aptal bir espri yerine hiç yapmamayı tercih ederim ben. Zamanın politik figürüyle ilgili şaka yaptığını söyleyen insanlar aslında yanılıyorlar. Onlar yalnızca ortadaki liderle ilgili yaptılar. Perdenin arkasındakilerle ilgili hiç şaka yapabildiler mi? Bana bir tane televizyona çıkan komedyen gösterin Kenan Evren’le ilgili şaka yapmış olsun. Milli Güvenlik Kurulu’yla, Tahsin Şahinkaya’yla ilgili şaka yapan bir komedyen söyleyin bana. Yapamazlar.

Son derece haklı. Mizah dergileri böyle derinlemesine bir siyasi mizah 2661102000_d94f12c50cyapmaktan çok uzaktalar. Yaşanan son süreç zaten bunun açık bir göstergesi. Ülkede babalar gibi bir dava var, ucu ülkenin aydınlatılamayan bir ton faili mechulüne kadar uzanan, çok derin bir yapılanma ifşa edildi. Ama mizah dergilerinde bununla ilgili adam gibi bir şey çıktı mı? Hayır. Uykusuz dergisinde konuyla ilgili çıkan bir karikatür vardı, karikatürde bir karakter ‘bi bok anlamadık’ diyordu; ee anlamazsınız tabi, çunku saray soytarılığı yapıyorsunuz, halktan öylesine koptunuz ki, ‘bi bok anlamamanız’ gayet normal. Bu ülkede generalleri adam gibi eleştrien bir tane mizah dergisi var mı? Yok. Cem Yılmaz’ın dediği gibi, ‘milli güvenlik kuruluyla ilgili şaka yapan komedyen var mıydı’. Yoktu. Yapamazlar, isteselerde yapamazlar. Çunku yaptıkları saray soytarılığı.

Mizah Değil Saray Soytarılığı

Türkiye’de yaşanan iktidar ikiliğinden haberleri bile yok. O kadar derinde20080925_derin_dusunce_org_cirkin_dindar değiller çunku. Hükümetin aslında görünür iktidar olduğunu, esas iktidarın görünmeyenler olduğunu ve onların çizdiği dar çizgiler içinde siyaset yapıldığının farkında değiller. Eleştirdikleri sadece görünür iktidar, gerçek iktidarı eleştirmezler. Cem yılmaz’ın dediği gibi işte, ‘kenan evren’i adam gibi eleştirebilen kaç komedyen var bu ülkede? Ülkenin esas iktidarına soytarılık yapan, görünen iktidarına sürekli giydirmeyide ’siyasi mizah’ sananlar mizah yapıyor. Alın okuyun, uykusuz, leman, penguen hepsi aynı. Sol Kemalist pencereden halka bakan, halkla arasında koca koca mesafeler bulunan, ve bu mesafelerden halkı eleştiren, eleştrinin ötesinde halkı aşağılayan mizah dergileri bunlar, ya da saray soytarıları işte.

20080925_derin_dusunce_org_cirkin_turban

Bu noktada cem yılmaz’ın farkını Cantek’in sözleriyle vurgulamak gerekir belkide. Şöyle diyor;

Ayağı takılıp yere düşen adama herkes güler ama düşen adamın arkasından yürüyüp ayağı takılmış gibi kendini yere atan adama mizahçı derler. Cem Yılmaz, gülerek yere düşen adamın yanına gidiyor, kıkırdayarak adamı yerden kaldırıyor, ona sarılıyor, kalabalığa dönerek ‘gülmeyin oğlum ya’ diyor yine gülerek.

Cem Yılmaz’ın farkı buradan geliyor. Ve mizahın ne kadar etkili ve yapan için bi o kadar tehlikeli bir silah olduğunu şöyle açıklıyor, ‘Benim kafamdaki şakayı yapsam ben yarın yokum’.

Böyle Sol Olur Mu?

August 8, 2008

“Cehennemin en sıcak yeri, ahlaki kriz zamanlarında

tarafsız kalanlar için ayrılmıştır”.

Dante

Türkiye’nin karanlık ve kirli gerçekleri Ergenekon ile birer birer gün yüzüne çıktı. Bİrilerinin darbeye meşru zemin hazırlamak ve bu şekilde hükümeti düşürmek için, kaos ortamı yaratmaya çalıştığı ve bunu yaparken kirli cinayetler işleyebileceği ve/dahi kendi görüşünden insanları bile sırf bu amaçları uğruna katledebilecekleri görüldü. İddianame ortaya çıktıktan sonra bu çete ile ilgili delillerde medyada yer aldı. Bunların medyaya yansıması ve dava süreciyle birlikte Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Yönetim Kurulu üyesi Prof. Şengül Hablemitoğlu istifa etti. Büyük ihtimalle bu kirli bağlantıların ortaya çıkmasından sonra sayın Hablemitoplu, kimlerle birlikte ’saf tuttuğunu’ anlamış oldu.

Peki bunu ’sol’ halen anlayamadı mı?

Daha öncede bahsettiğim gibi bu yapı, bir çok uzmanında belirttiği gibi, ABD’nin komunizmle mücadele için kurduğu derin bir örgüt. Avrupa’da çökertildi; çunku artık işlevini kaybetmişti. Türkiye’de de soğuk savaş sonrasında işlevini kaybetti ve şu günlerde ABD’nin biten desteğiyle tasfiyesi başladı. Belki bu derin örgütün son yıllarda ‘anti amerikancı’ bir söylem geliştirmiş olması, ‘amerikalı abilerini’ kızdırmış ve bu tasfiye sürecini hızlandırmış olabilir. Neticede bu büyük yapı, kendisine ayak uyduramayan küçük yapıyı (ergenekon örgütü) tasfiye etti. (yazının devamı için..)

(more…)