Posts Tagged ‘Terör’

Muhtıcasına Aşık Tayyip Erdoğan Ve TARAF ı

October 23, 2008

Asker üniformasıda çok yakışmış Tayyip’ime. İçinde ne güzel durmuş öyle, mahsun mahsun bakıyor. Ee, muhtıracısına aşık olmak işte böyle bir şey. Ne de olsa paşasının minicik, mini minnacık başbakanı o. Askeri irade ‘hööt’ dedi mi, bitti, o noktada KEDİ gibi olur kendileri. Yerel seçimler yaklaşırken tayyip’e önerim, o üniformayı hiç üzerinden çıkarmasın. Eee, herkes TARAF’ını bilsin değil mi paşam, aman pardon başbakanım. Aferin, devam et sen böyle. Paşasının minnacık başbakanı.

* Foto Gençsiviller‘den.

‘Paşamızı’ Kızdırmışlar!

October 19, 2008

Geçen masa başında oturmuş, türbin projemin son ayrıntılarını gözden geçirirken, TV’den, ‘altını çiziyorum, bakın altını çiziyorum’ diye bağrışmalar geliyordu. İçimden, ‘ya biri kurtlar vadisini izliyor, bu seste polat’a ait sanırım, yine racon kesiyor heralde’ diye geçirdim. Sonra baktım bağrışmalar, höykürmeler, racon kesmeler bitecek gibi değil, ‘nedir bu kardeşim, kahvehaneye çevirdiniz burayı’ diyerek içeri geçtim. Karşımda polat’ı görmeyi düşünürken, birkaç general fonu üzerine başbuğ’u gördüm, ve, ‘ne o ya, darbe mi oluyor lan’ diyerek telaşlandım. Bu telaşla tv’yi izlerken bi an, GKB’nın tek parmağını havaya kaldırdığını ve bunu yaparken yüzünde oluşan o sert ifadeyi görünce, ve/yine bu iki şeyi birleştirince, ‘aha kesin darbe oluyor, asker yönetime el koydu valla’ diye düşündüm. Sonra anladım ki darbe filan olmamış, ‘paşamız’ bir gazete sinirlenmiş ve o sinirle gazeteye racon kesiyormuş, aman pardon tepki gösteriyormuş.

Neyse, şoku atlattıktan sonra aklıma takılan birkaç soru oldu yine:

1) Başbuğ’un son açıklaması hakkında ne düşünüyorsunuz?

a) Helal olsun, ben paşanın, godum mu oturtanını severim.
b) Bu ülkede basın özgürlüğü vardır, ve bir devlet memuru çıkıp basını böyle seviyesizce tehdit edemez.
c) Allah laik ordumuza zeval vermesin.
d) Paşadır, ne yapsa yeridir.
e) Koyu işaretli şıklar.

2) Başbakan’ın bu açıklama üzerine gösterdiği tavır hakkında ne düşünüyorsunuz?

a) Teay-yeap, paşanın emir eri gibi davranmıştır.
b) Bu sert konuşma üzerine teay-yeap fena halde tırsmış ve korkakca davranmıştır.
c) Tayyip’ime laf yok.
d) AKP kapatma davasından sonra ehilleştirilmiş, ve TSK ile aynı çizgiye gelmiştir. Bu da bunun ispatıdır.
e) Koyu işaretli şıklar.

Birkaç Soru Sorabilir Miyim?-II: Bir Golf Sahası Kaç Karakol Eder?

October 10, 2008

Bilgi-1) Bir golf sahasının maliyeti ortalama 6 ile 10 milyon dolar arasında değişiyor.
Bilgi-2) Genelkurmay 9 adet golf sahası yaptırmış.
Bilgi-3) Aktütün karakolunun taşınması ve sağlam bir bina yapılmasının maliyeti Toki’nin hesaplarına göre 1 milyon dolar.
Bilgi-4) Genelkurmay Aktütün Karakolu’nun, ‘maddi imkansızlıklar nedeniyle’ taşınamadığını söylemişti.

Yukarıdaki bilgiler ışığında aşağıdaki soruları cevaplayınız:

1. 9 adet golf sahası yerine aşağıdakilerden hangisi yapılabilir?

a) 54 ile 90 tane karakol yaptırılabilir.
b) Paşalarımıza golf sahaları kurban olsun.
c) 9 adet golf sahası yerine, 1 adet daha kaliteli bir golf sahası yapılabilir.
d) Türkiye laiktir laik kalacak.

2. Org. Babaoğlu şehit verilirken neden hiçbir şey olmamış gibi golf oynamaya devam etmiştir?

a) Paşanın suçu yoktur. Telefon çalması durumunda paşa ceza puanı alabileceğinden dolayı kendisine haber verilmemiştir.

b) Paşa olaylardan haberdardır; ama pek takmamıştır.

c) Paşa’nın olaydan 30 saat sonra haberi olmuştur. Golf böyle bir spor, insanı bu dünyadan alıp götürüyor valla!

d) Olay tamamen ‘TSK’yı yıpratmaya çalışan’ ‘gericilerin’ uydurmasıdır. Paşamız her şeyden haberdardır, ve/dahi oradaki paşa değildir; o görüntülerde fotoşop -fotoshop- tur. O sırada paşamız baskın yiyen karakola hava desteği sağlamaktadır.

3) Biz salak mıyız?

Hayır. Artık değil.

Güncelleme: Genelkurmay’dan yeni bir açıklama gelMUŞ; ama oldukça garipMUŞ. Açıklamada, ‘karakol yapılmasında finansal kaynak sorunu yokdeniyorMUŞ.

Daha geçen, ‘maddi imkansızlıklardan’ filan söz edilmiyor muydu? Hatta ‘üst düzey askeri bir yetkili’ çıkıp bunu açıklamadı mı? Ee o zaman o açıklama tamamiyle yalan ve anı kurtarmak adına yapılan bir açıklamaydı. Bu son açıklama bunu gösteriyor.

Ayrıca yine/bu son açıklama zorunlu bir açıklama gibi duruyor. Hani bu ‘golf’ işi ortaya çıktıktan sonra mecburen yapılmış gibi. Hani, ‘golf sahasına para bulunuyor, ama karakola mı bulunmuyor’ diye bir eleştri gelirse -ki üstte benim eleştrim bu yöndeydi- bunun önünü kesmek için..

Demek ki neyMUŞ, ‘üst düzey bir yetkilinin’ açıklamalarına hemen inanmamak lazımMUŞ. Açıklamalar sürekli değişebilirMUŞ. Hatta az sonra, ‘yok o öyle değildi yaaa, valla maddi imkansızlıklar bak’ diye bir açıklama gelebilirMUŞ. Beklemek lazımMUŞ.

Ayrıca golfcu paşanın saldırıyı 30 saat sonra haber alMUŞ olması ve bu açıklamanın, bir önce yapılan, ‘maddi imkansızlıklar nedeniyle karakol yapılamadı’ açıklamasından günler sonra gelmesi, Genelkurmay’ın ne kadar hızlı hareket ettiğini gösteriyorMUŞ. Millet neye inanacağını şaşırMUŞ. GKB’nın internet sitesini sık kullanılanlarına ekleyenlerin sayısı binleri bulMUŞ. Herkes yeni bir açıklama filan gelebilir diye siteyi yenileyip yenileyip duruyorMUŞ.

Aktütün Baskını Ve Düşündürdükleri

October 5, 2008

Emekli bir general Tv’ye çıkmış, ‘23 terörsit öldürüldü, bu terör örgütü için bir başarı değildir. 15 şehide değil bence buna odaklanalım’ türünden bir şey zırvalıyordu bu sabah.

Ee tabi, yüce vatanımıza ‘varlığımızı armağan edeceğimizi’ daha 7 yaşında söylemeye başlamıştık bizler. Sonra birer birer tabutları geldi askerlerin, ve bizler yine, ‘vatan sağolsun’ dedik. Sağ olmalıydı, evet. Ama vatanın sağolması için önce bizlerin sağolması gerekliydi.

‘üst düzey bir askeri yetkili’ diyordu ki, ‘şehitler görevini yaptı, ona buna odaklanmayın, onlar görevini yaptı.’ Ne denir bu cümleden sonra, ‘vatan sağolsun’ diyip susmak ve ‘kahramanlarımızla gurur duymak’ mı? Bu mu gerekli? Yoksa, o ‘görevi’ yapmaya çalışan askerlerin veya ‘ülkeyi savunmak’ için o karakolda bekleren askerlerin önce kendini savunmaları gerektiğini ve bu noktada ihmaller olduğunu mu söylemek lazım? Hangisi? Ya da 7 saat, dile kolay, 7 saat çatışan askerlere neden yardım gelmediğinden mi bahsedelim?

5 kez basıldı o karakol teröristlerce. ‘İstihbarat problemi yoktur’ diyen ‘üst düzey bir askeri yetkili’ acaba izlemiş mi, o karakola bundan önce yapılan baskını ve o baskında teröristlerin o bölgeye halay çekerek geldiğini? Buna rağmen halen, ‘istihbarat problemi yoktur’ diyosanız eğer, kusura bakmayın ama bizler salak değiliz. Dünyanın başka yerinde olsa bu şey, o ordunun başındaki adam basardı istifayı. Bizde ise Cumhurbaşkanı ‘baş sağılığı’ için ziyarete gidiyor. Ardından gelen mesajlar, her ölümden sonra olduğu gibi, ‘terörle mücadele kararlılıkla sürecektir….’ (yazının devamı için..)

(more…)

Baykal Genelkurmay Başkanı olsun, Buyukanıt Uniformayı çıkarsın. Ahmet Çakar’da bikini giysin.

March 6, 2008

Gerçekten garip bir ülkeyiz. Daha geçen mayıs ayında, tsk hükümete sağlam bir e-muhtıra vermişti. Bunun ardından CHP’den pek ses çıkmamıştı, hele bugunku gibi Baykal çıkıp askere, ’sen işine bak’ felan dememişti. AKP ile ordu karşı karşıya gelmiş, akp dışındaki diğer siyasetçiler kendi varlık sebebi olan demokrasinin balansa uğraması karşısında sessiz kalmışlardı. Bu sessizliğin bedelinide sandıkta ödemişlerdi. Bir kısmının siyasi hayatı noktalanmıştı. Kısaca e- NOKTALAMA, önce kendine karşı sessiz kalanları noktalamıştı. Ve AKP büyük bir seçim zaferi kazanmışti.

Şimdi ise roller değişmiş görünüyor. CHP ve MHP tsk’yı çok sert eleştirdiler, TSK bunun üzerine, ‘hainlerden daha hainler’ mealinde bir cevap verdi. AKP ise askerden yana tavır almış bir şekilde olayları izliyor.

CHP yaptığı eleştrilerde haksızdır, evet. Çunku operasyonun ABD’nin isteği dahilinde bitirildiğine karşı elimizde sağlam bir veri yok. Ülkenin genelkurmay başkanı’da, ‘ispat edin uniformayı çıkarırım’ şeklinde bir tepki verdiyse ona inanmak zorundayız. Eğer bir iddia varsa çıkarsın ortaya sağlam argümanlar koyar ve ispat edersin. AYrıca, CHP’nin askerden çok askerci olmasıda anlamsız. CHP bir siyasi partidir ve sorunlara siyaset yoluyla çözüm araması gerekir. Siyasetin çıkmaza girdiği yerde elbette ordu devreye girer, ama bunun planlaması orduya aittir. Ne zaman girilir, ne zaman çıkılır, bu askerin bileceği iştir. Bu baklımdan Baykal’ın bir general edasıyla askeri değerlendirmeler yapması yanlış.

Anlamadığım bir diğer nokta ise özellikle merkez medyanın bu ‘ezik’ tavrı. VELEV Kİ operasyon ABD’nin isteğiyle bitmiş olsun, ne olmuş yani. ABD’nin desteği olmadan bir operasyon yapılamayacağı bilinen bir şey. Meydanlarda, ‘ne ABD ne AB’ gibi fantastik slogan atanlar, ABD’nin hava sahasını açmadan ve istihbarat desteği vermeden oradan kuş bile uçamayacağını bilmiyorlar mı?

En iyisi mi, Baykal Genelkurmay başkanı olsun, Buyukanıt’da hemen uniformayı çıkarsın. AHmet Çakar’da bikini giysin.

Hem 1 yıllık sınır ötesi iznide çıktı. Oh ne güzel. Hazır çıkmışken Yunanistan’da girip şu ‘adalar sorununu’ çözelim. Sonra ermanistan’a felanda gireriz. Olur ya, belki daha aşağılara inip israile felanda bir ayar çekebiliriz. Sonra belki bu CHP-MHP işbirliğiyle bir ‘turan devleti’ de kurulur.

Neden olmasın. Neydi o slogan. ‘Ne ABD ne AB Tam bağımsız Türkiye’. Yersen tabi.

Tayyip Beni De Arasın

December 10, 2007

Hep söyledik/söylendi. Bu ülkede dindarlarla laikler arasında bir sorun yok. Sorun militarizm yanlılarıyla demokratlar arasında. Olayın iktisadi ve sosyolojik boyutları gösteriyor ki militarizm yenilmeye mahkum ve son çırpınışlarını veriyor. Anadolu sermayesi artık söz sahibi ve birer birer kaleleri halka açıyor; önce köşk, şimdi Yök. ‘Yeter artık, SÖZ MİLLETİNDİR’..

Bu aralar medyaya şöyle bir bakıyorum, artık ‘kuzey ırak’a girmek üzereyiz, eli kulağında arkadaş’ haberleri yerini, ‘malezyalışıyor muyuz’ tartışmalarına bırakmaya başladı. Eh, böyle bir ortamda ben de blogumdan şöyle en afillisinden bir ‘laiklik ve kazanımlarımız’ vurgusu yapmak isterdim. Hatta erkek olmasaydım; giyerdim derin bayrak temalı dekoltemi, çıkardım atamın huzuruna, şikayet ederdim hükümetin faliyetlerini, başörtüsünün (sizi mi kırıcam ey ulusalcı camia; türbanın) böyle bilmem kaç katına çıkışını felan. Hani anketlerden büyük tüme-varımlar yapıp, laiklik vurgusu yapmak bu aralar moda olduğu için söylüyorum. anket demişken, ankette başörtülü, çarşaflı kadınların yüzde 78 civarınında cuma namazında gittiği söylenmiş. Bunu okuyunca ‘yaw acaba ben farklı bir gezegendemi yaşıyorum, Cuma’ya gitmediğim günlerde bile az çok caminin önünden geçmişliğim vardır, Cuma da kadına pek rastlamam’ dedim, ama demek ki ben farklı bir gezegende yaşıyorum, ya da bu anketi yapan elemanlar, belkide anket Malezya’da yapılmıştır. Bir ara Uğur Dündar’da ‘başörtülü doktor hastanın testislerinin röntgenini çekmedi’ diye haber yapmıştı, olaya balıklama atlayan rejim muhafızları haberin yalan olduğu anlaşıldıktan sonra dumur olmuşlardı. Uğur Dündar ‘bu haber yalan çıksın istifa edicim arkadaş’ diye posta koymuştu, ben defalarca yazılarımda bunu hatırlattım, bir kez daha bu sözünü hatırlatalım burdan, belki okur. Ve dahi diyeceğim o ki, basınımız testislerden, genetik bölgelerden haber yapmaya alışkın, bu anketide kıçlarından yapmış olabilirler pek tabi.

İşte terörün kullanım tarihinin bittiği böyle bir dönemde bir diğer tehlike devreye sokuldu, irticaaa, öcüü.. Sağ olsun derin mi derin ağabeylerimiz boş bırakmıyorlar ülkenin gündemini. Eh, hazırda sivil ve liberal mi liberal bir anayasa hazırlığı var, böyle bir dönemde balyozu hep birilerinin tepesinde tutacaksın. Bittecek mi 12 eylül ve 28 şubat süreçleri, bitmez arkadaşşşş, ne demişti aktör, ‘bu süreçler binnn yıl sürecekk, sürdüreceğiz’

Mantık bu olunca devreye sokuluyor aktörler. Ne bileyim; üfürükçü hocalar mı dersin, hastasının testis röntgenini çekmeyen başörtülü doktor haberciklerimi dersin. Eh canım, bu ülkede liberal bir anayasa olamaz, bunu önlemek için her yol MUBAH. Terör mü yok bu ülkede, çıkarırız terör en afillisinden, sonrada mücadele ayağına ‘demokrasi mi güvennlik mi’ der, eee şıkkı güvenlik seçeriz, al sana militarizme hazırlık. Kaldırın liberal anaysa hazırlıklarını, atın çöpe. Terör olmadı mı, aman efendim bu ülkede malzeme mi yok. İrtica. Haydi diriltelim insanların bilinç altında bulunan irtica paranoyyasını. Yükseltelim son tahlilde irticayı, irticasımcıları. Mesela bir üfürükçü hoca heberi servis edelim, ardından da üzerine bir tane ‘alevi öğrenciler baskı altında haberi’ sonrada ‘okulda namaz baskısı’ haberi. Haberi yine haberi olarak biz yaparız gerekirse, ne yani bırakacak mıyız kzanımlarımızı. Bul bir üfürükçü hoca, sonra yap haberini. al sana ‘laiklik elden gidiyor’… Yeah!

Erdoğan’ı bazen çok düşünür oluyorum, ikimizde balık burcuyuz diye mi bilmiyorum. Komutanımızın rejim hassasiyetleri yüzünden kürsüden indirilen bir başörtülü yurttaşımız vardı, hatta kendisiyle ilgili bir yazımda komutanımızı kutlamıştım. (helal olsun, kürsüden indirmeseydi rejim elden gidecekti şeklinde bir kutlamaydı) Erdoğan ise bu olaydan sonra kızı aramış ve gönlünü almıştı. ‘Alevi öğrencilerde baskı altında’ haberlerinden sonra bu seferde onları aramış, arasın pek tabi. Ama bu kadar telefon görüşmesinden başka işlere fırsat kalıyor mu, hakikatten merak ediyorum. Başbakan’a bir tane avea öğrenci hattı hediye etmek isterdim, bilirim uzun telefon görüşmelerini.

Bayram-da yaklaşmak üzre, (üzere yerine ‘üzre’ diyince eski yeşilçam filmleri aklıma gelir) bunun üzerinden çok iyi irtica haberleri çıkabilir. Vizlerim bitti, bu konuda laikçi basınımıza yardımcı olmayı çok isterdim, her ne kadar bayrak temalı dekoltem olmasaya bu konuda iyi safsata haber yaparım, doğan medya grubunun eline su dökmem yani. Nerde 10. yıl marşım benim.

Mesela, ‘Kurban bayramı ayağına keçilerimiz katlediliyor’ diyip bir irtica vurgusu yapabilirim. Şimdi diyeceksiniz, ‘yaw arkadaş keçi ile irtica ne alakassı var’. Eh orasınıda medyanın amiral gemisinin başındaki Özkök’cüme sorun. Her şeyide ben bulamam ki canııımmmm.

Başta söylediğim gibi. Yeni Yök başkanıda seçildi, eskisine veda ettik. Artık ucuz 28 şubatçılık oyunları sona erdi, 12 eylül süreçi de kısa sürede sona erecektir. Bize düşen görev, liberal anayasa isteğini, o anayasa uygulamaya geçene kadar canlı tutmaktır.

Asıl Mesele Bu

November 6, 2007


Şu sıralar ulusalcı replik birşeyler mırıldanmaya başladı. Forumlarda, gazetelerde bilimum iletişim araçlarında, her sorunu sivil irade-de gören, aslında kendiside sivil olmayan, sivil görünümlü POSTALLI köşe yazarları felan..

Efendim neymiş, terörler mücadele askerin işiymiş ancak ve ancak askerinde belirttiği gibi örgüte katılım engellenemiyormuş, asker bir yandan temizlerken öte yandan terör örgütüne katılımda NOKTAlanamıyormuş, devam ediyormuş.. Bunun bir numaralı sorumlusu ise sivil idarecilermiş, çunku aslında bu onların işleriymiş..

Evet, terörle mücadele çok boyutlu bir iştir. Askeri mücadele kısa vadede bir önlemdir. Uzun vadede önlem ise sivil idarenin işidir. Buraya kadar en ‘kuvva-i milliye’ ruhuna sahip yanımla katılıyorum. Doğrudur, asıl iş sivil iradeye aittir.. Ama asıl meselede tam olarak bu. Bu ülkede askeri irade, sivil iradenin manevra kabiliyetini en aza indirmiştir. Sivil iradeye çözüm üretecek alan bırakmamıştır, sınırlandırmıştır ve bir çok kez NOKTAlamıştır.. Böyle olunca sivil irade, askeri iradenin engellenemesiyle hep belli sınırlar içerisinde kalmıştır, hapsedilmiştir.. VE ortaya çözüme dair bir argüman koyAmamıştır..

Bu terör sorununa temelden çözüm sivil iradenin işidir, doğru. Bu da demokratik açılımlarla olur. Ama daha bundan aylar önce asker, hükümeti ‘demokratik açılımlar ayağına bölücülük yapanlar var’ mealinde POSTALAmıştı..

Eee şimdi, eli kolu bağlanan sivil iradeden ne bekleyeceksiniz ki?

Sen hem sivil iradenin manevra kabiliyetini kısıtla, hemde ‘terör örgütüne katılımlar engellenemiyor, biz temizliyoruz onlar biryerden ürüyor’ mealinde yorumlar yap. Üniversitede paradoks konusuna misal teşkil edebilir, haşin bir paradoks yani!

Bu ülkede herkes işini yapmalı. Sivil iradenin görevi sorunun temeline inip çözüm bulmaktır. Bir kısım askerin itiraf ettiği ve ‘yanlış yaptık’ dediği o ‘kart, kurt’ politikalarını irdelemek ve ders çıkarmaktır. Bu çıkarılan derslerle soruna tekrar bakmak ve çözüm üretebilmektir..

Askerin görevi ise sivil iradenin sınırlarına saygı duymaktır. Gece yarısı bildirileri yerine sınır güvenliğini sağlamak ve hatta sınırımızın nasıl yol geçen hanına döndüğünün hesabını vermek/verebilmektir..

Asker ve sivil arasında ki dengeler sağlandığında ümit ediyorum ki sorunların çözümüne dair engeller ortadan kalkacaktır. Hep söylediğim gibi, sorun tekelleşmiş medyanın enjekte ettiği gibi Kuzey Irak’ta değil, içimizde. Biz bu dengeleri iyi oturtursak içimizde ki bataklığı kurutmuş olacağız ve sineklerde ürüyemeyecek..

Yani, her haltı sivil iradeye atıp, askeri iradeyi kutsayan postallı yazarlarının bahsettiği ‘şey’ (‘erke’de ki ‘şey’ değil. Bu arada erke dönergeci ne oldu, halen ses yok) gerçek dışı.. Bu ülkede demokrasinin önü tamamen açıldığında ancak çözüm için birşeyler yapabileceğiz..

Bunun içinde demokrasiyi tehdit olarak görmekten vazgeçmeliyiz.

ERTUĞRUL ve TÜREVLERİNE..(modaya uyalım..)

Yanlış Yaptın DTP!

October 11, 2007


Ülke olarak sanırım dünyada eşimiz benzerimiz yok. Olamaz zaten. Var olan sorunu gör(e)miyoruz, kabullenmiyoruz, tartışıp fikir üret(e)miyoruz. Yıllardır, ‘bu ülkede Kürt sorunu yoktur’ diyip, babalar gibi bir sorunu göz ardı ettiğimizden dolayı bu soruna bağlı olarak ortaya çıkan ‘terör sorunu’ ile yıllardır mücadele ediyoruz. Sorunu kabullenip, çözüm odaklı demokratik tartışmalar getiremediğimiz gibi, sorunun yarattığı sıkıntılar karşısında, duygusallığın vermiş olduğu düşüncesizlikle yıllardır göz ardı edilen bir sorunu ‘bir anda’ çözmeye çalışıyoruz.

Malum medyanın servis ettiği gündemlerle asıl sorunlarımızı tartışmaya fırsat bulamıyoruz. Son aylarda tartıştığımız konulara bir bakın.

Asker, Gül’e ‘Cumhurbaşkanı(m)’ dedi mi? Asker, baş örtüsü ile aynı kareye girdi mi? ‘Asker, amuda kalktı mı?’ -pardon son ‘şeyi’ ben uydurdum.- Yani, gerçekten yapay gündemlerle uğraştık. Ama babalar gibi sorunlarımız halen tartışılmıyor ve halen çözüm bekliyor.Şimdi ise aynı medya savaş çığırtganlığı yapmaya başladı. Sorunun temellerini düşünmeden, sorunun kaynağına inmeden birileri bizi Irak bataklığına sürüklemek istiyor. Ama düşünmüyoruz bile, medya düşünme yeteneğimizi elimizden çoktan aldı. Tekelleşmiş medya (Doğan Medyası) sürekli olarak tekellerine bazı fikirleri dikte ederek insanları düşünme yetisinden uzaklaştırıyor. Düşünme yetisini yitiren insanlara ise bir çözüm sunuluyor, tek bir çözüm. Ve başka hiç çözüm yokmuş gibi gösteriliyor.

İşte, Kürt sorununa tekelleşen DOĞANCI medyamızın çözüm önerisi; ‘Hedef Kuzey Irak’

Bugun asıl konuşmamız gerekenler bunlar değil. Kürt sorunu başlığı adı altında; ‘halkın kültürünü ifade edememesi, ifade özgürlüğünden mahrum kalması, asimilasyon politikaları, ekonomik sorunlar..

Bu sorunlara çözüm getirdiğimiz taktirde, bu sorunlara bağlı olarakta ortaya çıkan ‘terör sorunu’ sona erecektir. Çunku, bölgenin gerçek sorunları bunlardır ve bunlar çözüldüğü taktirde, terörün insan kaynağı kesilecektir.

Son seçimlerde, DTP 40 bin oy kaybetti. AKP’nin oyları ise 67 binden 190 bine çıktı.(diyarbakır için..) Kısaca, Kürt milliyetçiliğine endeksli politika yapan DTP, reformcu AKP karşısında hüsrana uğradı. Bunu iyi analiz etmek çok önemli. Bana kalırsa bu, Kürtlerin değiştiğini gösteriyor. Bu gerçekten iyiye işaret. Kürtler hızla entegre oluyorlar. Ve artık sadece ‘kürtlük’ üzerinden oy vermiyorlar. Kürtler artık ekonomik refahlarını düşünüyorlar. Akp’nin oy sayısının 3 katına çıkma nedeni bu değil mi?

Kürtler aslında, DTP’ye önemli mesaj vermiş de oldular. O mesaj ise şu idi; ‘ekonomik sorunlara çözüm üret, kan dökülmesini engelle, meclise git ve demokratik sürece dahil ol ve mücadeleni demokratik bir alanda sürdür’ Bu gerçekten önemli bir mesaj idi. DTP’nin meclise girmesi ve grup kurması tarihi bir fırsattı.

Ne yazık ki, DTP bunu değerlendiremedi! DTP açıkca şunu ifade etmeliydi; ‘Kürt halkının mücadelesi demokratik sınırlar içinde yapılmalı ve silahlı mücadeleden uzak olmalıdır’ Kısaca DTP, terör örgütü ile arasında mesafe koymayarak, isminde ki ‘demokrat’ kelimesiyle çelişti ve kendi bindiği dalı kesmiş oldu. Çunku, demokrasinin en önemli sorunu, toplumun isteklerini ve fikirlerini silahlı olarak değil, siyasi bir çizgiye yönelterek yapmaktır. DTP bunu yapmadı!

Elbette bütün suç DTP’de değil. 30 Ağustos resepsiyonuna DTP’yi davet etmeyenlerin hiç mi kabahati yok? Elbette var. Burada akıllı davranmak gerektiğini düşünüyorum. DTP’nin aslında bulunmaz bir fırsat olduğunu görmemiz gerekli. Eğer DTP demokratik sürece entegre edilirse, Kürtler isteklerini DTP aracılığı ile gündeme getirmiş olacaklar. Bu ise terörün temeline dinamit koyup, var olma sebeblerini ortadan kaldırmaktır ki hepimizin istediği de bu değil mi? Ama ne DTP eline geçen fırsatı değerlendirebildi, ne de biz DTP’yi dışlayan ve ötekileştiren tavrımızdan vazgeçebildik.

Eminim, terör örgütünün istediği DTP’nin kapatılıp meclisten dışlanmasıdır. Çunku, böylece terör ‘işe demokratik yoluda denedik, sonuç alabildik mi?’ diyecek.

Her ne olursa olsun, DTP meclis içinde tutulmalı ve değerlendirilmelidir. DTP’de eline geçen bu fırsatı kullanmalıdır.