Özgürlük insanın omzundaki bir yüktür. Çünkü özgürlük kendisiyle birlikte sorumluluk, suç ve ceza getirmektedir. Buna rağmen özgürlük, yine de insan soyluluğunun biricik kaynağıdır. Jean Paul Sartre
Birkaç gün önce, ‘Grup Seks’e Gelince HUKUK, Türbana Gelince GUGUK’ başlıklı bir yazı yazmıştım ve son cümlesi, ‘Böyle giderse ‘hukuk’ kelimesi Türkiye’de ‘guguk’ olarak değişecekMUŞ.’ şeklindeydi. Bunun ne kadar doğru olduğunu an itibariyle anladım; çunku az önce blogger’a erişimin pek ‘yüce’ mahkemelerimiz tarafından sonlandırıldığını öğrendim.
Aslında yaşananları artık garipsemiyorum; zira bu ülkede dergiler NOKTALANDI, insanlar üniversitelerde ‘ideolojik halay’ çektikleri için cezalandırıldı, başörtüsü takan öğrencilerin eğitim hakları ellerinden alındı, eş cinsel dernekleri kapatıldı. Ama bu anti demokratik müdahalelerin hiçbirine ortak bir ses çıkaramadık bizler. Bunun başlıca sebebi, ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ anlayışıydı. Bir başörtülü eğitim hakkının elinden alınmasına isyan ederken, eş cinselin ‘cinsel tercih’ hakkını savunmadı çunku. Ya da aynı şekilde, bir eş cinsel başörtülünün yanında olmadı, onun eğitim hakkını savunmak adına.
Bu ülke darbeler gördü. 28 Şubat’tan tutun, 12 eylül’e kadar. Ve biz bütün bunlara ortak bir ses çıkaramadık. Çunku solcusu 28 Şubat’ta, ‘türkiye laiktir laik kalacak’ sloganları atarak cuntayla kol kola gezdi. Aynı şekilde sağcısı 12 eylül’de, ‘Komunistler moskova’ya’ sloganı atarak cuntayla kol kola girdi.
Artık zamanı, ideolojilerimizi bir kenara bırakıp baskıya ve anti demokratik müdahalelere karşı ortak bir payda etrafında buluşma ve ortak bir ses çıkarma zamanı.
Ortak bir akıl gerekiyor; Doğu’da ‘hepimiz Kürt üz’, hocali’de ‘hepimiz azeriyiz’, Hrank için adalet isterken ‘hepimiz Ermeniyiz’, başörtülü bir kadının eğitim hakkını alan zihniyete karşı ‘hepimiz başörtülüyüz’ diyebilen bir ortak akıldan bahsediyorum..
Aksi halde her gün yeni bir yasakla karşılaşmaya devam edeceğiz. Ve daha da kötüsü, artık bunlara alışmaya başlayacağız.








